Google Play Store
App Store

İçindeki Yabancı'nın bireysel şiddeti eleştiren bir film olduğunu söylemek zor. Tam tersine filmin finali bu şiddeti yüceltiyor

İçindeki Yabancı
Orijinal Adı: The Brave One Yönetmen: Neil Jordan Oyuncular Jodie Foster, Terrence Dashon Howard, Naveen Andrews Türü: Aksiyon, Suç, Dram, Gerilim Ülke: ABD, Avustralya
Filmin başlarında New York'a filmin kahramanının gözünden nostaljik bir bakış var. Giuliani'nin belediye başkanlığı döneminde New York çok değişmişti. 70'lerin o tehlikeli kenti yerini oldukça güvenli bir şehre bırakmıştı. Ama bu aynı zamanda New York'un renklerini yitirme sürecinin de başlangıcıydı. Tıpkı İstanbul'un da başına gelmekte olduğu gibi New York da bir mu-tenalaşma sürecinden geçiyor. Büyük sermaye New York'un tarihini, renklerini siliyor hızla, tıpkı İstanbul'a da yapmakta olduğu gibi. Şık mekânların sayısı hızla artarken, fiyatlar hızla yükseliyor, yaşamak dar gelirliler için gittikçe güçleşiyor.

EN SON NE ZAMAN OLDU?
Radyo programcısı Erica (Jodie Foster) eskinin yıkılması, el değiştirmesiyle yiten değerlerden, kaybolan anılardan dert yanıyor filmin başlarında. Fakat Erica'nın hayatını kökünden değiştirenler bunlar olmuyor. Para sahipleri şehri kahramanın gözünden daha kötü, yaşaması daha keyifsiz bir hale getirirken, parasızlar kahramanımıza asıl cehennemi yaşatıyor. Film sanki, "ey solcular, liberaller, insan hakları savunucuları, mutenalaşmayı eleştiriyorsunuz ama bakın eskiden kent böyleydi, hâlâ da tam temizlenemedi gördüğünüz gibi; gelişmeye engel olmayın", diyor.Erica'nın başına gelenler, 2000'lerin Manhattan'ından çok 70'lerin Manhat-tan'ına yakışıyor. Erica ve sevgilisi gerçek olamayacak kadar mükemmel bir çift izlenimi veriyorlar filmin başında. Bu mükemmellik ancak imha edilebilir, onun üzerine bir şey inşa edilemez, film de onu yapıyor. Erica ve sevgilisi Central Park'ta 3 serseriyle karşılaşıyorlar. Kaçmaya çalışmak yerine dövüşmek gibi bir hatalı kararın sonucu ölümcül oluyor. Erica komaya girinceye, sevgilisi ölene kadar dövülüyor. Central Park'ın görece kalabalık olduğu saatlerde böyle bir olay en son ne zaman oldu acaba gerçek hayatta?

İNTİKAM MELEĞİ
Erica fiziksel sağlığına kavuşuyor ama ruhsal dengesini yitiriyor. Savunma mı, saldırı mı amaçlı olduğunu ilk başta anlamadığımız bir tabanca ediniyor kendine. Sonuçta her iki amaç için de kullanıyor silahını ve giderek bir intikam meleğine dönüşüyor. Erica, 'Ölüm Arzusu'nun faşizan Charles Bronson'undan çok farklı bir yerde durmuyor. Ama film afişinde de söylediği gibi (Kaç Yanlış Bir Doğru Eder?), Erica'nın sağlıksız bir yönelim içinde olduğunu sözel düzeyde ifade ediyor sık sık. Yine de İçindeki Yabancı'nın bireysel şiddeti eleştiren bir film olduğunu söylemek imkânsız. Tam tersine filmin finali bu bireysel şiddeti yüceltiyor. Erica mutenalaşmaya karşı çıkarak başladığı filmin sonunda mutenalaştıranlar arasında yerini alıyor.

* * *
Size şans dilemiyorum
Yaratıcısının toplumla paylaşmak istemediği bir ürün, sanat eseri sayılabilir mi? Bence sayılmamalı. Bir iş ancak başkalarıyla paylaşıldığında sanat eseri statüsüne kavuşur. Bunun için de onu yaratan kişinin, kişilerin isteği gerekir. Yönetmen Çağan Irmak Bana Şans Dile'yi 6 yıl önce yaptığında kuşkusuz onu seyirciyle paylaşmak istiyordu. İlk filminin alacağı tepkileri heyecanla bekliyordu muhtemelen. Ama film gösterime sokulmadı. Yapımcısı ya da sinema salonu işletmecileri para kazanmayı umsalardı, filmi muhakkak vizyona sokarlardı. Demek ummamışlar ki film vizyona sokulmadı. Çağan Irmak'ın yaşadığı hayal kırıklığını tahmin edebiliyorum.

Aradan yıllar geçti, Çağan Irmak ünlü bir yönetmen oldu. 'Babam ve Oğlum'la gelmiş geçmiş en büyük gişe başarılarından birine imza attı. Bununla da kalmadı film, eleştirmenlerin çoğu tarafından da beğenildi, ödüller aldı. Irmak'ın yeni filmi 'Ulak' heyecanla bekleniyordu ki... o da ne? Irmak'ı yeni bir filmi sinemalarda! Doğal olarak bu filmi Irmak'ın Babam ve Oğ-lum'dan sonra yaptığı bir film sanacak seyirci. Oysa öyle değil işte! Zamanında gişe şansı görmeyip de filmi vizyona sokmayanlar, Irmak'ın ünlenmesinden sonra ve de yeni filmi beklenirken, yönetmenin bu ilk filmini vizyona sokuvermiş-ler. Basın bülteninde filmin yapım tarihini ara ki bulasın! Amaç, seyircinin bu filmi Çağan Irmak'ın yeni filmi zannetmesini sağlayıp, voli vurmak. Peki Irmak ne diyor bu işe? Bildiğimiz, duyduğumuz Irmak'ın artık filminin gösterime girmesini istemediği. Hatta Irmak, filmi şu anda çalıştığı yapım şirketinin alıp göstermemesi için çaba harcıyor ama başaramıyor. Hukuken 'mal'ın yani filmin sahibi yapımcısı, yaratıcısı değil. Ve yönetmeninin artık istememesine rağmen Bana Şans Dile 72 sinemada birden gösterime giriyor. Ben Çağan Irmak'ın arzusuna saygı duyuyorum, yapımcının bu girişimini kınıyorum ve Bana Şans Dile için bir eleştiri yazısı yazmıyorum. Çünkü bir iş ancak yaratıcıları onu bizimle paylaşmak istedikleri zaman sanat eseri olur. Bana Şans Dile 2001'de bu niteliğe sahipti ama artık değil. Şimdi yapımcısının kâr getirmesini beklediği bir mal sadece.

Bana Şans Dile
Yönetmen: Çağan Irmak Oyuncular: Deniz Uğur, Melisa Sözen, Nilgün Belgün Türü: Aksiyon, Gerilim Ülke: Türkiye

* * *
Cadılar, prensler, yıldızlar vs...
Yıldız Tozu masallara takla attırmaya çalışan modern masallardan. Ama sonuçta bir masal, prenseslerin Ari ırkın en has özelliklerine sahip olduğu, prenslerden kral çıkmasa da prenseslerden de kraliçenin çıkmadığı yine illa ki bir erkeğin tahta geçtiği türden bir masal. Korsanların eşcinselliği ise 'Karayip Korsanlarından beri yeni bir şey değil ne yazık ki. Yıldız Tozu burada da öncülük etmektense, takipçi konumuna düşüyor. Robert De Niro'dan da travesti olmuyor zaten... Bir cadı, bir prens ve saf bir delikanlı, genç bir kız kılığındaki bir yıldızın peşine düşüyorlar farklı nedenlerle. Cadı ölümsüzlüğe ve güzelliğe kavuşmak için, prens kral olmak için, delikanlı ise sevdiği kızın kalbini kazanmak için. Yıldız Tozu fena değil ama iyi de değil. Sıkıcı olduğu bölümler keyifle izlenen bölümlerinden çok daha fazla.

Yıldız Tozu
Orijinal Adı: Stardust Yönetmen: Matthew Vaughn Oyuncular: Robert De Niro, Sienna Miller, Michelle Pfeiffer Türü: Macera, Dram, Fantastik Ülke: ABD, ingiltere

* * *
Paris'te son Kung-Fu
B
itirim İkili'nin bir konusu var, var olmasına da o kadar önemsiz ki... Biri Çinli biri Siyah Amerikalı iki polisin komik maceralarını anlatan dizinin üçüncü bölümü bu kez Paris'te geçiyor. Çin mafyası liderlerinin adları güzel bir kadının kafasına dövmeyle yazılmış. Anlaşılan bunu okuyup bir kağıda kopyalamak da imkânsız. Neden derseniz bilemem, illa da o kadının bizzat kendisini görmek gerekiyor bu adları öğrenmek için. Mafya, polis kadını bulursa adlarımızı öğrenir diye kadını öldürmek istiyor. Bizim polisler de kadını mahkemeye delil olarak sunmak çabasında.
Konusunun önemsizliği sizi etkilemiyorsa Bitirim İkili'yi seyredebilirsiniz. Bazen güldürüyor hakikaten. Ama bir sürü işkenceli sorgu sahnesini de komiklik olarak yutuyorsunuz arada. Filmin bir sürprizi de Roman Polanski'nin Fransız bir komiseri canlandırması. Tabii o da Polanski adına layık bir tarzda işkence yapıyor.

Bitirim İkili 3
Orijinal Adı: Rush Hour 3 Yönetmen: Brett Ratner Oyuncular Chris Tucker, Jackie Chan, Hiroyuki Sanada Türü: Aksiyon, Komedi, Suç Ülke: ABD