Google Play Store
App Store
Muz değil, tuz buz cumhuriyeti

Ülke, ‘basit ve tartışılması abes’ standartlar üzerinden bile başarıyla tezgâhlanan bir kutuplaşma üzerinde diken üstünde duruyor. ‘Çocuklar öldürülmesin’ demenin dahi zamanın ruhuna göre değer kazandığı, aynı şeyleri farklı dönemlerde söyleyince kahraman ya da vatan haini sayıldığın azgın bir süreç yaşanıyor.

• • •

‘Biz’ ve ‘onlar’ kültürünün yarattığı, yaratacağı büyük tehlike basiretle değerlendirilmiyor. Sokakta, medyada, akademide, kamu kurumlarında hatta statta şahit olduğumuz kutuplaşma/kutuplaştırma haddini aşarak büyüyor. Hukuktan, insan haklarından, laiklikten, vicdandan, gerçekten sapmayan kitlenin karşısına zehirli bir virüs zerk ediliyor.

• • •

Kontrgerilla taktiği, ‘kotrherşey’ kalıbına bürünerek yürüyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AKP iktidarının lügatinde tüm durumların bir karşıtı, her kitlenin sonradan yaratılan bir konumu bulunuyor! Gerçeği yazan gazetecinin karşısında iktidarın ‘propaganda bakanı’, bilime âşık profesörün yedeğinde hurafeden besleneni, hâlâ gerçek için çırpınan hukukçunun çaprazında teraziyi eğip bükeni duruyor. Halk yaratıyor, muktedir üretiyor. Küçük gibi görünen hadiseler, durumu umumiyeyi hakkında detaylı bir bilgi veriyor. Basit bir örnekten yola çıkıp durumu özetlemek mümkün! ‘Osmanlı’nın oyunu’ her yerde kendisini belli ediyor. 34. dakikada “Her yer Taksim her yer direniş” sesiyle stadı yıkan çArşı grubu yerine her dakika “Ya Allah bismillah Allahuekber” diye bağıran 1453 Kartalları diye bir şey icat edilip bu dâhi buluşun altı çakallarla dolduruluyor!

• • •

Akıl karanlıkla, vicdan sahtekârlıkla, dik duruş itaatkârlıkla, aydınlık yozlukla savaştırılıyor. Demek ki sağduyu bir yana hukuk ve evrensel ilkeler tamamen ortadan kaybolunca böyle oluyor. Reisçilik, biatçılık, paragözlük, gericilik, yancılık ruhuyla kalıplaşan homojen bloka, ‘türlü korkuları’ nedeniyle lapin gibi atlayanlar da bulunuyor. ‘Taraf-bertaraf zokasını’ milliyetçilik, tehdit, ortak menfaat kavramlarıyla yemleyince gazetecisinden şovmenine, baro başkanından rektörüne takılan çok oluyor. Koy bloka, hizala gitsin!



• • •

İktidar bunu hep yapıyor, söyleyemediğini söyletiyor. ‘Resmi reisçilik’ ideolojisini ‘zavallıların’ omuzlarına yıkıyor. Bir Çakma ‘Vito Corleone’ çıkıyor… ‘Bakınız burası çok önemli’, gırtlak keseceğini, topuklara sıkacağını, alınlardan vuracağını söylemiyor, ‘Kanlarında duş alacağız’ diyor. Yani üç beş basamak birden atlayıp fantezi yapıyor. Peki, karşılığında ne oluyor? Türkiye Barolar Birliği Başkanı harekete geçiyor. Ancak kanlarıyla duş alınması planlananlara karşı! İfade özgürlüğünü savunana, tekmil ‘Hostel’ filmlerini gölgede bırakıp fantezi üreten mafya liderine TBB bakmıyor. Standardın, evrensel hukuk kurallarının, aklın herkes tarafından ikinci plana itildiği ülkeye Türkiye deniyor.

• • •

İktidar, ‘Ya vatan hainisin ya değilsin’ diye dayatıyor. Çanak yalayan da çanak tutan da gülümsüyor. Burası artık ‘muz’ değil, ortadan ikiye ayrılmış ‘tuz buz’ cumhuriyeti. Akıl, vicdan, aydınlık, hukuk… Kutupsa kutup. Bizim tarafımız belli!


***

Haberiniz olsun!

Geçen hafta yaptığımız Diyanet’in skandal fetvasıyla ilgili haberin ardından başta hükümet yetkilileri olmak üzere iktidarın kalemşorları haberi yalanlamak için sıraya girdi. Hisseli Harikalar Kumpanyası misali bize yönelik suçlamalar arasında yok yoktu. Fakat tüm tezleri duvara çarpıp dağıldı. Önceki akşam Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez haberimizin doğru olduğunu kabul ederek söz konusu fetva ile ilgili iki kişinin işten çıkarıldığını belirtti. Ancak bizi de tehdit etmekten de geri durmadı. Yine bu hafta içinde gazetemizde Emniyet tarafından yayımlanan canlı bomba listesinde adı geçenlerle ilgili yaptığımız haber oldukça ses getirdi. Canlı bombanın arandığı dönemde gelir testi yaptırarak Yeşil Kartlı statüsünden SGK’lı statüsüne geçtiğini ortaya çıkaran haberimizle ilgili bu sefer de Aile ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bir açıklama yaptı. Açıklamada özetle verdiğimiz bilgilerin doğru olduğu kabul edildi ve söz konusu canlı bombanın SGK’li olduğu ifade edildi. Yaklaşık 10 günlük süre zarfında yaptığımız iki özel haberde devleti yönetenlerin zihniyetini ve güvenlik zaaflarını ortaya koyduk.
BirGün olarak gerçekleri ortaya çıkarmaya devam edeceğiz, haberiniz olsun!

***

Reklamı Atla

muz-degil-tuz-buz-cumhuriyeti-104940-1.

“Taralabaşı’nda aynı sokakta iki duvar yazısı: “Yaşam ağır.” “Hayat güzel be ya” Ne yerde ne gökteyiz ruhumuz barfiks çekiyor. “Yaşayıp gidiyoruz işte” değil Tarlabaşı’ndaki hayat. Tarlabaşı’nda ölmemeyi başaranlar yaşıyor. Köyü yakılıp İstanbul’a gelenler, savaştan kaçan Afrikalılar, son dönemde Suriyeli mülteciler için bir yaşam alanı oldu bu semt. Tarlabaşı dünyanın ilk yardım çadırı, sığınma evi gibi. Ve savaşta dahi hastaneye saldırılmaz…” Gazeteci yazar Seray Şahinar’in Can yayınları’ndan çıkan dumanı üstünde kitabı, Reklamı Atla’dan aldığımız satırlar gerçek hayat, gerçek edebiyat, gerçek sokak hakkında biraz olsun bilgi veriyor. Gelin Başı, Hanımların Dikkatine ve Antabus kitaplarıyla başımızın tacı olan Şahiner, Reklamı Atla ile yine gerçek bir etki yaratıyor. Ülke gündemi, hayat, İstanbul sokakları, anekdotlar, muhalefet, nostalji, ironi hepsi bir arada. Reklamı Atla’yı okumak için koltuğa filan oturmayın, karton bardakta bir çay alın ve bir duvara omzunuzu yaslayın…

***

İstikrarda geçen hafta

muz-degil-tuz-buz-cumhuriyeti-104941-1.

» Sultanahmet’te IŞİD canlı bomba patlattı. 10 Alman vatandaşı yaşamını yitirdi. Türkiye hızla bir Ortadoğu ülkesine dönerken, Sultanahmet, ne yazık ki Suruç, Diyarbakır ya da Ankara etkisi yaratamadı. Ölüm sıradanlaştı. Canlı bombalara bile alışıldı. İşte en can sıkıcısı da bu!
» Evvelce oluk oluk kan akıtmayı düşünen Sedat Peker çıta yükseltti, işi duş fantezisine taşıdı. Ülkenin giderek normalleştiği ve istikrara doğru koşmaya başladığı açıkça ortaya çıktı.
» Bölgedeki savaş hali sürdü. PKK saldırısında 5 sivil öldü. 1 polis yaşamını yitirdi. Sur’da taş üstünde taş kalmadı. Barış isteyen suçlu oldu
» Tarafımız da dâhil olmak üzere gazetecilere tehdit, baskı, hakaret hız kesmedi.
» Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun, Sultanahmet saldırısından sonra yaptığı 48 saatte 200’e yakın IŞİD’çi öldürüldü açılaması alay konusu oldu. İstanbul’daki patlamadan sonra gözaltına alınıp kısa sürede salınan IŞİD şüphelileri ise bir Türkiye klasiği gibiydi.