Nasıl değiştireceğiz?

Göksu Cengiz
Kadınları hedef alan gerici uygulama ve söylemlerin yasal düzenlemelerin ve fetvaların durmaksızın ülke gündeminde olduğu, iktidarın politikalarının en önemli parçası olduğu yılların ardından kadın hareketi tüm çabalara rağmen hala durdurulması mümkün olmayan ve kendini yeni kuşaklarla da buluşturan bir isyan olarak yaşanmaya devam ediyor. Kadına yönelik şiddetle mücadele günü 25 kasım sokakları yeniden inatçı sesleriyle dolduran kadınların buradayız, yaşamlarımızdan ve haklarımızdan tüm saldırılara rağmen vazgeçmiyoruz yürüyüşlerine dönüştü.
Durmak bilmeyen ve sürekli bir saldırının karşısında kadın hareketinin yılları alan bir mücadele geçmişi var ancak başımıza gelen büyük ve yıkıcı olaylar,kayıplarımız ve haklarımıza dönük saldırılar karşısında geliştirdiğimiz dayanışma kimi zaman iktidarın geri adımlarıyla sonuçlansa da sistemli bir saldırı halini ortadan kaldırabilecek bir hale dönüşme imkanına yaklaşamıyor. 11. Yargı paketinin içeriğini değiştirmeyi başarabiliyoruz ancak fiilen şeriat öneren bu taslağın içeriği cuma hutbelerinden Aile Komisyonuna sunulan raporlara kadar benzer içeriklerle gündem oluyor ve olacaktır. Aynı söylemin ve içeriğin farklı kanallardan neredeyse fiilen uygulanır hale getirene kadar sıkça tekrarlamak, ardından yasal bir çerçeveye yerleştirmek iktidarın uzun süredir her alanda kullandığı bir siyasal taktik olarak karşımıza çıkıyor. İstanbul Sözleşmesi de benzer bir süreçle uzun süre gerici dernekler, haber kanalları, çeşitli tarikatlar, Diyanet fetvaları, iktidarın söylemleriyle hedef tahtasına oturtulmasının ardından kaldırılabilmişti. Yıllar içerisinde defalarca aynı yöntemin izlendiği akılda tutularak uzun ve karanlık yıllara rağmen süregelen ve bugün hala önemli bir toplumsal muhalefet gücü ve potansiyeli olarak kendini ifade eden bu deyim yerindeyse 'isyanın' kendini yeniden üretebilecek yöntemleri bulması haklarımıza dönük saldırıları gerçek anlamda durdurabilecek bir imkan yaratabilecektir.
Kendi yakıcı gündemleri etrafında birbirini bulan ve dayanışmalar ve hatta eylemler örgütleyen kadınların yaygınlığı umut verici bir deneyime ive ısrara işaret ediyor. Kadına yönelik şiddet, doğa talanı, iş yerindeki eşitsizlik, kampüsteki ve sokaktaki baskı ve yaşamlarımıza dönük gelecek kaygıları , LGBTİ+'ların yaşamlarını hedef alan saldırılar gibi birbirinden farklı talepler etrafında oluşan birlikteliklerimizin kendi gündemleri ve talepleriyle sınırlı kalmayan bir yönde ilerleyebilmesi birbirini bulabilmesi ve herbirine dönük saldırıların hep birlikte karşılanabilmesi bu isyanın açtığı yolla mümkün olabilecektir. Tüm bu saldırıların merkezinde duran gerici ve kadın düşmanı rejime karşı bir birlikteliğin hedeflenmesi artık kulak arkası edilemeyecek bir çağrıdır. Siyasal alanda yeniden şekillenen gelişmeler Türkiye'nin kaderinin gerici bir rejimin eline bırakılmasını hedeflerken kadın hareketi bu toz bulutunu dağıtabilecek bir güç olarak kendini konumlandırabildiği oranda ülkenin geleceğinde de etkisi olabilir.
Bu anlamda kadınlar için birlikte mücadelenin artık yan yana gelmekten daha zor ve zorunlu anlamları var. Siyasal alanın yarattığı ayrıştırıcı etki karşısında kadın haklarının, laikliğin, eşitliğin ve özgürlüğün savunulmaktan vazgeçilmediği bir biraradalık ve siyasal alana etki gücü olan rejimin yarattığı hak kayıplarına karşı bir çıkışı ifade edebilecek bir kadın haraketinin yaratılabilmesine dönük ihtiyaç ertelenemeyecek kadar önemli bir hal almış durumda. Birlikte yarattığımız zeminlerin, birliklerin ve birlikteliklerin bu dağıtıcı anafor içerisinde kaybolmasının önüne geçilebilmesi, daha yaygın ve toplumsal hale gelebilmesi için sokaklarda buluşan kadınların bu rejime teslim olmayan sesine kulak verilmesi gerekiyor.
28 ARALIK’TA ANKARA’YA
Kadınların ve LGBTİ+'ların yaşamlarına dönük gerici saldırılar karşısındaki güçlü isyanlarının siyasal alana da etki edecek bir güce dönüşebilmesi ülkemizin içinden geçtiği karanlık dönemden bir çıkış yoluyla buluşabilmesi arayışıyla mümkün olabilir. Bu anlamda 28 aralık'ta gerçekleşecek ''büyük kadın buluşması" farklı alanlarda haklarımıza dönük saldırıların ortak bir sesle reddedilmesi imkanına dönüşebildiği oranda kadın hareketinin on yılları bulan mücadelesine de memleketin içine sürüklendiği bu karanlıktan çıkışın mümkünlüğüne de yeniden seslenebilecek imkanlar taşıyor. Hemen her yerde kurulan meydanlarımız, birbirimiz için aydınlattığımız gecelerimiz boyunca sürüp gelen mücadelemizle.
Ovada ve dağda saklı bir mavi için
düştümdü yola. Benim de yaban bir çığlığım vardı,
çok zaman oldu, teslim ettim onu rüzgara.
Kışa girdik kıştan çıktık
ama değişmiyor insan
karınca duası diyorlar ördüğüm yola..


