Google Play Store
App Store

Başkası söyleyince Nâzım'a çok yakışıyor 'Mavi Gözlü Dev' sözcükleri. Film saygıda kusur etmiyor büyük şaire. Ama sonuçta karşımıza çok kanlı canlı bir insan portresi de çıkmıyor

Mavi Gözlü Dev: Nâzım Hikmet
Yönetmen: Biket İlhan Oyuncular: Yetkin Dikinciler, Dolunay Soysert, Özge Özberk Türü: Dram-Politik Ülke: Türkiye

O mavi gözlü bir devdi/Minnacık bir kadın sevdi", dizeleriyle başlar Nâzım Hikmet'in en megaloman şiirlerinden biri. Güzel şiirdir ama sevmem. Başka bir erkeğin tercih edilmesinin acısıyla yazılmış, kıskançlıkla aşık olduğu kadını aşağılayan ve şairin kendi egosunu şişiren bir şiirdir. İnsan kendisine dev der mi yahu? Yetmiyor, sevdiği kadını minnacık, onun sevdiği adamı cüce yapıyor, şair. Kıskançlık, devlere bile feleklerini şaşırtıyor demek ki...

NEREDE BÖYLE CEZAEVLERİ?
"O sarışın bir bombaydı/mavi gözlü bir şairi parmağına doladıydı", diye başlayan bir şiir var mıdır acaba, karşı tarafın bakışını yansıtan ve bugüne kadar gizli kalmış olan? Neyse bu yazıyı yazdığım tarih 8 Mart, yani dünya kadınlar günü; bu vesileyle mazur görülür umarım, söz konusu şiire muhalefetim.

Biket İlhan, Nâzım Hikmet'in hayatının Bursa Cezaevi'nde geçen dönemini merkeze alan filmine "Mavi Gözlü Dev" adını vermiş. Başkası söyleyince Nâzım'a çok yakışıyor "Mavi Gözlü Dev" sözcükleri. Film saygıda kusur etmiyor büyük şaire. Ama sonuçta karşımıza çok kanlı canlı bir insan portresi de çıkmıyor. Yetkin Dilenciler'in oyunu fazlasıyla teatral duruyor. Bursa Cezaevi, bana fazlasıyla özgür geldi. Nerede böyle cezaevleri?

Mahkûmlar ellerini kolarını sallayarak, odalarda, koridorlarda dolaşıyorlar, bir yerden çıkıp başka bir yere giriyorlar. Film de aynı kolaylıkla zihnimizden çıkıp gidiyor, ne yazık ki...

Sevdim bir başkasını
Başkalarının Hayatı
Orijinal Adı:
Das Leben Der Anderen Yönetmen: Florian Henckel von Donnersmarck Oyuncular: Martina Gedeck, Ulrich Mühe, Sebastian Koch Türü:Dram Ülke: Almanya Yapım Yılı: 2006

Başkalarının Hayatı'nın en iyi yabancı film Oscar'ını alması beklenen bir şeydi, dolayısıyla sürpriz olmadı.

Filmin beğenilmesinde sosyalizmin Doğu Almanya'daki uygulamasına yönelttiği eleştirinin de rolü olmuştur, diye düşünüyorum. Filmin baş kahramanı Dreyman, Doğu Almanya'nın "rejim karşıtı olmadığı halde Batı'da da okunan" tek yazarıdır.

Güçlü bir politikacı, Drey-man'ın tiyatro oyuncusu sevgilisine göz koyunca Dreyman devre dışı bırakılmaya çalışılır. Yazarı izlemekle görevli gizli servis ajanı Wiesler, izlediği sanatçı çevresinin etkisine girince, saf değiştirir.

ıı Eylül'den sonra dünyanın yeni halinden memnun değil misiniz? Unuttuysanız hatırlatalım: Duvarlar yıkılmıştı ve özgürleşmiştik 1989'da. 1984 gibi manidar bir tarihte başlayan 'Başkalarının Hayatı' bize o eski 'kötü' günleri hatırlatıyor.

Ama belki de 'Başkalarının Hayatı' göründüğü kadar sosyalizm karşıtı değildir. Doğu Almanya'nın istihbarat teşkilatı Stasi'nin ajanı Wiesler, gözetlediği sanatçının evinden Brecht'in bir kitabını yürütüyor. Bu kitap Wiesler'i etkiliyor.

Brecht'in kapitalizmi övmediği malum. O zaman Wiesler neyin etkisi altına giriyor? Belki de sadece idealleriyle gerçekliğin çelişmesi karşısında, ideallerine daha sıkı sarılma gereği duyuyor. Bu idealler Brecht'le uyumlu ama rejimle uyumsuz. 'Başkalarının Hayatı' bir gerilim filmi olarak başarılı ama karakter yaratmakta aynı başarıyı tutturamıyor. Stasi ajanı Wiesler iki boyutun ötesine geçemiyor. Dönüşümü ikna edici değil. Aynı şey oyun yazarı karakteri için de geçerli. Dreyman daha da belirsiz bir tip. 'Başkalarının Haytı' fena değil ama abartıldığı kadar da değil.