Neoliberal cehennemde umudu yeşertmek
“Gürcistan’ın bağımsızlık sonrası tarihinde ilk defa işçi sınıfından insanların hapse atıldığı bir dönemle karşı karşıyayız. Arkadaşlarımız daha iyi çalışma şartları, maaşlara zam ve iş güvencesi talep ettikleri için hapse atıldılar. Bunun yanı sıra çevreyle ilgili problemler de var, hükümet birçok yerde doğayı ranta açıp HES’ler inşaa etmeye çalışıyor. İnsana ve doğaya bu tarz saldırıların devam edeceğini bildiğimiz için Gürcistan’daki tüm ilerici güçlerle iş birliği yöntemleri bulmaya çalışıyoruz.”

Fatih Erdoğan
Gürcistan’ın post Sovyet siyasi ortamında sosyalizm fikrini tekrardan yeşertmeye çalışan yeni ve genç birkaç örgütten biri olan Khma (Ses) Hareketi, Rustaveli caddesinde aynı zamanda “işçi sınıfı kafesi” olarak da adlandırdıkları “Praktika” isimli kafeyi atölyeler, tartışmalar, film gösterimi ve pankart boyamak gibi birçok etkinlik için kullanıyor. Kafe, Khma hareketinin yanı sıra Mayıs Öğrenci Hareketinin evi olarak da kullanıyor.
Gürcistan’daki protestoları, Khma Hareketi’nin çalışmalarını ve siyasi değerlendirmelerini hareketin üyeleri Tata Verulashvili, Giorgi Kartvelishvili ve Giorgi Khasia ile konuştuk.
Khma Hareketi’nin odaklandığı kampanyalar nedir?
Okullarda ücretsiz öğünler şimdilik bir numaralı önceliğimiz diyebiliriz. Üç yıldır bu kampanya üzerine çalışıyoruz ve bunu politik bir talep olarak yaygınlaştırmaya çalışıyoruz. Araştırmalar yapıyor, edindiğimiz bilgileri yaygınlaştırıyor ve bu talebi gündeme taşımak için yeni müttefikler ve yollar arıyoruz. Şimdilerde de bu talebi yeni ve yasal bir zeminde tekrardan oluşturup mecliste bir yasa haline gelmesi üzerine çalışıyoruz.
Bundan önce kiracıları evden çıkarmalar, ilaç sektörü ve emekli borçları üzerine kampanyalarımız da oldu. Evden çıkarmalar tam olarak bir kampanyaydı diyemeyiz ama oldukça ilgilendiğimiz bir meseleydi. Yıllar önce hükümet dalga halinde birçok kiracıyı evinden çıkaracağını duyurdu ve kiracı haklarını savunan diğer mahalleli ve kurumlarla iki yıl boyunca dayanışma içerisinde olduk.
Diğer bir kampanyamız ise ilaç sektörü ve sektördeki ilaç ve hizmet fiyatlarını uçuran tekelleşme üzerineydi. Üçüncü kampanyamız ise banka sektörü, özellikle emeklileri hedef alan borçlar üzerineydi. Banka emeklilere borç verip emekli maaşlarının bir kısmına el koyarak geri ödeme alıyordu. Bu borçları dağıtan aynı özel banka ise emekli, gazi, engelli gibi birçok kamu harcamasının dağıtımından sorumlu olan bankaydı. Konu üzerine odaklandığımızda bankaların emeklilerin yaşlarından ve sağlık sorunlarından adaletsiz bir şekilde yararlanarak inanılmaz biçimde dolandırıcılık yaptığını keşfettik.
Bu kaotik siyasi durumun içinde yapısal bir düşünce stili geliştirmek istiyoruz. Bu yüzden Terry Eagleton’ın “Marx Neden Haklıydı?” ve Samir Amin’in “Liberal Virüs” gibi kitaplarını çeviriyoruz.
ORTAK MÜCADELENİN YOLLARINI ARIYORUZ
Gürcistan’ın bağımsızlık sonrası tarihinde ilk defa işçi sınıfından insanların hapse atıldığı bir dönemle karşı karşıyayız. Arkadaşlarımız daha iyi çalışma şartları, maaşlara zam ve iş güvencesi talep ettikleri için hapse atıldılar.
Bunun yanı sıra çevreyle ilgili problemler de var, hükümet birçok yerde doğayı ranta açıp HES’ler inşaa etmeye çalışıyor. İnsana ve doğaya bu tarz saldırıların devam edeceğini bildiğimiz için Gürcistan’daki tüm ilerici güçlerle iş birliği yöntemleri bulmaya çalışıyoruz. İşçilerin, sendikaların, gençlerin, vatandaşların ve çevre mücadelesi içerisindeki insanların katıldığı forumlar düzenlemeye çalışıyoruz.
Herkes uzun bir süredir Gürcistan’daki protestolarından haberdar ancak bilgiler kısıtlı. Bu protestolarda sol ne kazandı? Ne gördünüz?
Aslında birçok şeyi kaybettik. İki yılı aşkın süredir sürekli eylem, gözaltı, baskı ve alevlenme döngüsü devam ediyor. Bu süre içerisinde birçok konunun askıya alınması ve gündeme odaklanılması zorunlu oluyor.
İşçileri ve diğer haklarını arayan gruplara destek olmak için bankaları ve ofisleri işgal ettiğimiz eylemler artık devlet tarafından daha sert baskılarla karşılanacak olsa bile tekrar cüret edeceğiz. Sıfırdan başlayıp daha iyi bir temel kurmaya çalışıyoruz.
Bu protestoların ardından insanlar politize oldu mu?
Birçok politik terimin bu süreç içerisinde liberal gruplar, muhalefet bileşenleri veya STK’lar tarafından içlerinin boşaltıldığını gördük. Ancak belki de bu grupların arkasından sürüklenen insanlar eylemlerin bir performans değil bir süreç olduğunu görmüşlerdir. İnsanlar bu tür somut talebi olmayan eylemlerden sıkılıp daha farklı yöntemlere ihtiyaç olduğunu, bir adım ileri gidilmesi gerektiğini anlamış olabilirler.
SOMUT TALEPLERİ LİBERAL EĞİLİM REDDEDİYOR
Süren eylemlerin kötü olduğunu söylemiyoruz; birçok gazeteci, şair veya eylemci hala hapiste. Bu insanları tabii ki destekliyor ve onlar için özgürlük istiyoruz. Eylemlere diğer Avrupa Birliği ülkelerinin sahip olduğu bir somut talebi, örneğin işsizlik maaşını yaygınlaştırmaya çalıştığımızda böyle taleplerin eylemlerin arkasındaki liberal eğilim tarafından reddedildiğini görüyoruz. Bu gruplar Avrupa’nın yararları yerine sadece Avrupa hayaline odaklanıyor. Bunlara rağmen protestoların kitlesi çok belirgin şekilde gençlerden ve yoksul kesimlerden oluşuyor. İstediğimiz şey bu kesimlerin hedefleri, planı ve pratiği de belirlemesi.
Üniversitelerde durum nasıldı? Boykotlar var mıydı?
Birçok öğrenci tutuklandığında üniversitelerde bir boykot örüldü ancak ilerleyen süreçte bu durum materyal taleplere ve kazanımlara dönüşmedi. Her zaman şimdi vakti değil, dış güçlere yarar, vatanımız için sokaktayız gibi bahanelerle işçi sınıfına yarayacak talepler yok sayılmaya çalışıldı.
Protestolar sırasında veya sonrasında, 8 Mart ve 1 Mayıslara katılım nasıldı? Bunlar Türkiye’de toplumsal muhalefet için önemli belirteçler olabiliyor.
1 Mayıs’a hiçbir etkisi olmadı. İşçi bayramının kutlanışı bağımsızlıktan birkaç sene sonra bırakıldı ve tatil bile değil. Bazı kesimler buna tamamen reddedilmesi gereken bir Sovyet mirasının parçası olarak bakıyorlar. 8 Mart’a katılım da hemen hemen aynıydı.
Bahsettiğiniz üzere Gürcistan’da birçok işçi ve çevre direnişi var, bu meselelerde durum nedir?
Bu mücadeleleri birleştirmeye çalışıyor, birbirimizin eylemliliklerine katılmaya çalışıyoruz. Namakhvani’de Türkiyeli bir şirketin inşa etmeye çalıştığı HES’e karşı direnen yöre halkıyla Giatoura’da greve çıkan manganez madeni işçilerini buluşturmuştuk. Bu direniş HES projesinin iptaliyle zafere ulaştı. 2021 yılında birçok grev vardı ve bu grevlerin hepsi HES eylemlerine zaman zaman dahil oldu. Ancak genel olarak geniş veya uzun soluklu bir dayanışma sağlanamıyor. Ortak platformların veya sendikaların yoksunluğu ortaklaşmayı zor kılıyor.
Gürcistan coğrafyasının nehirleri ve irtifası Doğu Karadenizle hemen hemen aynı ve bu potansiyeli sonuna kadar kullanmak istiyorlar. Namakhvani’de ENKA enerjinin inşa etmeye çalıştığı gibi birkaç HES daha çoktan planlandı. Balda kanyonu da diğer birçok doğal güzellik gibi HES’lere ve özelleştirmelere karşı bir direniş alanı olmuştu. Altyapı projelerine karşı değiliz ancak iktidar partisi Gürcü Hayali ile iş birliği yaparak kamu kaynaklarının çalınmasına, çevre katliamlarına karşıyız. Elektrik fiyatları halkın lehine düşmeyecekse bu kadar santrali yapmanın ne anlamı var?
TÜRKİYE’DEKİ NEOLİBERALİZM BÖLGEYİ ETKİLİYOR
Ortadoğu üzerine etkinlikler düzenlediğinizi gördüm, bu atölyeleri nasıl düzenliyorsunuz? 19 Mart isyanı sırasında Tiflis’teki eylemlerin videoları Türkiye’de sık sık gündem oluyordu, siz de Türkiye’nin siyasi durumunu da tartışmalarınıza gündem ediyor musunuz?
Daha çok akademiden insanları davet etmeye çalışıyoruz, örneğin İran konusunda bölgeyi çalışan tarihçilerden ülkenin yapısını, siyasetini ve ilerici güçlerin durumunu anlamaya çalışıyoruz. Burada sık sık tartışmalar düzenliyor ve dünya siyasetine dair hemen hemen her şeyi ve bunun Gürcistan üzerinde nasıl etkileri olacağını tartışıyoruz.
Türkiye’deki durum tabii ki bizi ilgilendiriyor. Türkiye’nin seçtiği ekonomik yol Gürcistan’ı doğrudan etkiliyor. Birçok komşu ülke ile aynı ekonomik koridorun parçası haline geliyoruz, Türkiye doğrudan bir komşu olduğu için daha da önemli oluyor. Bu iki ülkedeki neoliberalizm birbirinden güç alıyor, etkileniyor. Bölgedeki gelişmelere jeopolitik bir çerçeveden bakıyoruz. Ortadoğu’daki diğer sosyalistlerle daha fazla dayanışma ve bilgi aktarımına önem veriyor, kendimizi bu konuda daha donanımlı hale getirmek istiyoruz.


