Google Play Store
App Store
Semra Kardeşoğlu

Semra Kardeşoğlu

semrakardesoglu@birgun.net

Sabah başlangıç demekti; Bir gün öncesinin kederini, sıkıntısını, hatasını gece örter ve yok ederdi. Yeni bir güne başlangıcın ilk dakikaları ne olursa olsun güzel bir şey olacağına inandırırdı. Uzunca bir süredir “Sabah” “Sabahın ilk saatleri” “günün ilk ışıkları” tatsız haberlerin “zaman”ı oldu. Gazeteci, yazar, politikacı, belediye başkanı, müzisyen, sosyal medya fenomeni, oyuncu, menajer…. Bir sabah vakti kapısı vuruluyor, polis ya da jandarma tarafından araca bindirilip götürülüyor. Üçer üçer, beşer beşer, onar onar...

Bu sabah vakti operasyonlarına önceki sabah bir yenisi eklendi. Müzik ve dizi dünyasının tanınmış isimleri jandarma tarafından evlerinden alındı. Suçlama “Uyuşturucu kullanmak.”

Operasyon sayısız soruyu beraberinde getirdi; Neden jandarma, neden ünlülerin 19’u birden aynı anda vs. Örnekler alındı, beş klasik soru soruldu, sonra bırakıldı. Gazeteler dün hepsinin dizi dizi fotoğraflarıyla çıktı.

24 saat dahi sürmeyen bu fırtınada üzerine çamur sıçratılanlar uzun süre bunu temizlemekle uğrayacaklar. Kimse hakkını dahi arayamayacak. Neden ismim açıklandı, fotoğraflarım verildi, hatta “Uyuşturucu kan testinde çıkar mı” sorum ismim verilerek yayımlandı diyemeyecek?

Bunların hepsini biliyoruz. Ama bu fırtına ortasında akılda kalan birkaç cümle var. Belki bunlar üzerine biraz daha düşünmeliyiz.

“BEN TEMİZİM” DEMENİN FAYDASIZLIĞI

“Ben temizim, herkese de bunu anlatacağım”, “Aslında gözaltına alınmadım” “İsmim sehven o listede yer aldı” cümleleri havada uçuştu.

Bu cümleler onlarca soruyu beraberinde getirdi.

Peki diğerleri “kirli” mi?

Uyuşturucu kullanmak yasa çerçevesinde suç sayılan ve insanın kendisinin ve yakınlarının başına gelebilecek en büyük belalardan biri elbette.

Ama şöyle bakalım, 19 kişinin isminin tek tek açıklanması, sabahın köründe evinden alınması, otobüslerle oradan oraya götürülmesi ne kadar makul?

Bunlar da bir yana artık bir başka ülkede olunduğu ne zaman hatırlanacak? “Temiz” olman, isminin “sehven” yer alması vs. neyi değiştirir?  Hatta “O tamamen apolitik biri” demek. “O muhalif değil” demek.

KAHKAHA ATTIĞIN FOTOĞRAFA DÜŞMAN

Politikanın attığımız adımda olduğunu, artık bu ülkede “Muhalif” sayılmak için bir şey söylemeye gerek kalmadığını, duruş, giyiniş, sevdiğin şarkı ya da müzik grubu, oturduğun semt, yürüdüğün cadde tüm bunlar “muhalif” sayılman için gayet yeterli. Sen her ne kadar “gözaltına alınmadım” diye bağırsan da gözaltına alınman için, sonra tek delil olmasa da tutuklanman hapishaneye gönderilmen, aylarca,  yıllarca orada tutulman için gayet yeterli. Giydiğin elbise, eteğinin boyu, attığın kahkaha, kahkaha atarken sosyal medyada paylaştığın bir fotoğraf, neşen, neşelenmen, kadınlı erkekli bir masada toplanman, bardağındakinin muhteviyatı tüm bunlar yeterli. Muktedirin yanında olan herhangi birinin hoşuna gitmemen bile yeterli. Çünkü hedef alınan çoktandır senin ne söylediğin, ne yaptığın değil varlığın bile batıyor. Tüm pastaları hep aynı insanlar yesin isteniyor, çoğunu yemesi de yetmez, hepsini yemek istiyor. Paylaşımının altında gizli niyetler araştırılıyor.

Artık gelinen noktada “Muhalif değilim”, “Kirli değilim ben temizim”, “Politik değil apolitikim” demenin zerre kadar önemi yok. Çünkü tüm bunları ölçecek bir ölçü birimi tedavülden kalkalı çok oldu. Artık kaçılacak, saklanılacak bir köşe kalmadı.

Ve hiç kimse bu ülkede artık “Sehven” yaşayamıyor. Hiç kimse “Bu oyunda yokum” diyemiyor.

Sokağın tamamı kirliyken üzerindeki elbiselerin “Temiz” kalması çok uzun sürmüyor.