Ölmeye devam

Prof. Dr. Uğurhan AKYÜZ*
6 Şubat 2023, resmi açıklamalara göre 53 bin vatandaşımızı kaybettiğimiz Pazarcık ve Elbistan depremleri. Can kaybının yanında yerlerinden, yurtlarından olan yüzbinlerce vatandaşımız, binlerce ağır hasarlı bina, 150 milyar doların üstünde ekonomik kayıp.
Bugün hâlâ bu depremin acılarını hissediyoruz. Bundan sonraki depremlerde bu acıları yaşamamak, canımızı kaybetmemek için ne yapıyoruz peki? Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı depremden bir yıl sonra, yani 6 Şubat 2024 tarihinde bir tebliğ yayınlayacaktı, Şili’deki inşa şekline benzer. Aradan bir değil üç yıl geçti hâlâ bir ses yok.
2018 Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği’nde değişiklikler yapılacak. 2018 Deprem Yönetmeliği, mevcut haliyle genç inşaat mühendisleri tarafından anlaşılarak kullanılması imkânsızken çok daha karmaşık hale gelecek belki de. Ve biz hâlâ yönetmeliklerle, tebliğlerle bu işi çözebileceğimize inanıyoruz. Depremlerde ölmek istemiyorsak sorunu bir şeylere inanarak değil, bilimsel gerçekleri uygulayarak çözebiliriz.
İnşaat Mühendisleri Odası Ankara Şubesi geçen günlerde yayımladığı haberde geçtiğimiz yıl Ankara’da gerçekleştirdikleri 832 şantiye ziyaretinin %90’ında deprem yönetmelik şartlarının uygulanmasını denetleyecek hiçbir yetkiliye rastlayamadıklarını belirtti. Çağının çok ötesinde bir deprem yönetmeliğimiz olsa da günün sonunda inşa edilen yapı, projesi yönetmeliklere göre hazırlanan yapıdan farklı olabiliyor. Meydana gelen deprem de projedeki yapıya değil inşa edilen yapıya etki etmektedir.
Türkiye’de mühendislik 17 Haziran 1938 tarihinde yayınlanan 3458 No’lu kanuna göre icra edilmektedir, yetkiler ve sorumluluklar 1938 tarihli bu kanuna göre verilmektedir. Eğitim sistemlerinin değişmesi (beş yıldan dört yıla inmiş olması, hatta üç yıla inme tehlikesi), eğitimdeki kalitesizlik yetki ve sorumluluklarda hiçbir değişiklik yapılması gerekliliğini yasa hazırlayıcılara düşündürtmemiştir. Binlerce insanımızın ölmesi dahi yasaları hazırlaması gerekenlerde en azından vicdani bir sorumluluk dahi hissettirmemiştir.
Deprem tehlikesi sadece bize özgü bir durum değil. Dünyanın birçok ülkesi depremlerle sarsılmaktadır. Bu ülkelerin hiçbirinde yeni mezun bir inşaat mühendisi büyüklüğü ne olursa olsun tüm projelere imza atma yetkisine sahip değildir. Diğer ülkelerde anlaşılmıştır ki deprem inşaat mühendisliği için çok ciddi ve özel bir alandır, ancak bu konuda uzmanlıklarını kanıtlayanlar projelere imza atabilirler.
Bizim dışımızdaki tüm ülkelerde binalar çok ciddi denetimlerle inşa edilmektedir. Ülkemizde bir binanın inşaatı sırasında sahada sürekli bir şantiye şefi bulundurma zorunluluğu yoktur. Zira bir inşaat mühendisi aynı anda aynı il sınırları içinde olmak koşuluyla dört farklı şantiyenin şefliğini üstlenebilir. Diğer yandan şantiyelerde sürekli bir şantiye şefinin olmadığı başka ülkeler de vardır, ancak bu ülkelerde sahada inşaatı sürekli olarak denetleyen bina sorumlusu vardır. Bizde ise denetim sadece kağıt üstünde kalmaktadır.
Projesi ne kadar mükemmel olursa olsun inşaatını denetlemediğiniz hiçbir yapının güvenliğinden emin olamazsınız. İnşaatına özen gösterdiğiniz yapıların ise hangi yönetmeliğe, hangi yılda inşa edilmesine bakılmaksızın güvenli olduğunu söyleyebilirsiniz. Nitekim 2023 Maraş depremlerinde 50-60 yıllık yapılar ağır hasarlar alsa dahi yıkılmamış ve kimseyi öldürmemişlerdir. Zira betonarme bir binayı yıkmak çok zordur. Betonarme bir binanın yıkılması için birkaç değil yüzlerce hatayı aynı anda yapmanız gerekir, aksi takdirde bina ağır hasar alsa da yıkılmaz.
Sonuç olarak, inşa etmenin önemini kavrayamazsak, yeterli özeni göstermezsek, yapım süreçlerini denetlemezsek ölmeye devam ederiz.
*ODTÜ İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Görevlisi


