Google Play Store
App Store

Ormanlarımız son yıllarda hiç beklenmeyecek şekilde yanarken, iktidar ve ormancılık örgütü suçu iklim değişikliği ve halka yıkarak işin içinden çıkamaz. Öncelikle bu yangın miktarındaki, şeklindeki ve yanan alan sayısındaki bu büyük değişimin nedenlerini, kendi sorumluluklarını da hesaba katarak sorgulamalı.

Ormanlar 7 kat fazla yanarken Bakanlık’tan ‘aynı nakarat’
Fotoğraf: AA

Bu hafta aslında farklı bir yazı hazırlamıştım. Fakat Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın orman yangınlarıyla ilgili bir basın toplantısı düzenlediğini ve bu toplantıda tıpkı geçen seneki yangın mevsimi öncesi yaptığı basın toplantısında söylediklerini tekrar ettiğini görünce, o yazıyı ileri bir tarihe bırakmak zorunda kaldım. Ne yazık ki bakan yanan orman alanlarımızdaki olağanüstü artışı yine iklim değişikliği ve halkın bilinçsizliğine (piknik ateşi, nadas) bağlıyor.

Yani her zamanki rutinlerinden öteye gidemiyor. Bakanın anlattıkları Nazan Öncel’in söylediği gibi “Yarısı bayat/Hep aynı nakarat.” Sayın bakan ve ormancılıkla ilgili olmayan yardımcıları orman yangın- larının son yıllarda ülkede yarattığı tehlikenin farkına varamamış olabilir fakat ormancılık örgütünün üst düzey yetkilileri bu durumun farkına çoktan varmış olmalı diye düşünsem de, neden suskun olduklarını anlamakta güçlük çekiyorum.

Bu tehlikenin kritik verileri şöyle; 

 

1-2020 yılından önceki 10 yılda ortalama 7.330 ha orman alanımız yanarken, 2020 ile 2025 yılları arasında yılda ortalama 49.625 ha’a ormanımız yandı. Yani son 6 yılda yanan orman alanlarımız önceki döneme oranla 7 kat arttı. Bunun nedeni; 2020 yılında 20.971ha., 2021 yılında 139.503 ha ormanımız rekor şekilde yandığı halde, bu felaketlerin yeterince sorgulanmamış olması ve yangınlara karşı mücadelede aynı rutin önlemlere devam edilmiş olması. Bunun bedelini 2025 yılında 81.625 ha. ormanımızı daha kaybederek ödedik.

2-Orman yangını istatistikleri arasında yangın başına düşen yanan orman alanı miktarı sıkça kullanılan bir gösterge. Bu değer 1980’li yıllardan sonra 10 hektarın altına inmiş, hatta 2010-2014 arasında 2,63 hektar olarak gerçekleşmişti. Ancak 2020-2025 yılları arasındaki altı yıllık dönemde 16,6 hektara, yani en iyi dönemin 6,3 katına ulaştı.

3-1950 ile 2022 yılları arasında kayda geçmiş en büyük 20 yangının 11’i 2021 yılında, birer tanesi de 2019 ve 2022 yıllarında gerçekleşti. 2008 yılındaki gerçekleşmiş olan üç yangınla birlikte Türkiye’deki en büyük 20 orman yangınından 16’sının AKP iktidarı zamanında gerçekleştiğini, AKP öncesi 52 yılda gerçekleşmiş olan sadece 4 büyük yangın olduğunu söylemek zorundayım.

4-2012 ile 2021 yılları arasındaki 10 yılda meydana gelen 1.500 ha’dan büyük 25 yangının 19’unun 2021 yılında, 3’ünün de 2020 yılında yaşandığı görülmekte. Yani sadece en büyük yangınları- mız değil, büyük yangınlarımız da 2020’den sonra rekor kırdı. (OGM 2022 yılından sonra yangın verilerini paylaşmakta ketum davrandığı için son üç yıldaki büyük yangınlara bu veriler arasında yer veremedim.) 

5-Tüm bunlardan öte 2019 yılından sonra orman yangınlarının farklı bir seyir izlediği görülmekte. 2019’dan sonra orman yangınlarının önceden olduğu gibi sadece kırsal kesimleri tehdit etmekle kalmadığı, artık kent yerleşimlerini de tehdit etmeye başladığı ve “mega yangınlar” denen büyük yangınların başladığı bir döneme girildi. Bazı uzmanlar yeni bir “yangın rejimi” oluştuğunu iddia etmekte.

6-21 Haziran 2022’de yaşanan Marmaris-Bördübet Yangını yeni yangın rejiminin en önemli kanıtlarından biri oldu. Haziran ayı içinde çıkmış olan ilk büyük yangın olan bu yangında 4.392 ha orman yandı ve tarihteki en büyük yangınlar içinde 17. sırayı aldı. 2025 yılının Haziran ayında da ilk kez çok sayıda yangına ve büyük yangına şahit olduk.

7-Yangın uzmanları sıcaklık artışı ve kuraklık yönündeki değişimlerin yüksek dağlık alanlardaki yangın sayısını ve yanan alan miktarını arttıracağını yıllardır iddia ediyordu. Bunu ilk kez 2021 yılında Muğla’da- ki yangınlarda 1800 m yükseltiye sahip dağlık alanlardaki karaçam ormanlarının yanmasında görmüştük. Fakat 2025 yılındaki yangınlarda bu durum daha da görünür oldu. Üstelik yangın bölgeleri olan Ege ve Akdeniz Bölgesi’nin dışında Bursa, Eskişehir ve Karabük’teki yüksek dağlık alanlarda çok sayıda büyük ölçekli yangın gördük. Gerekli önlemler alınmadığı ve yeterli hazırlık yapılmadığı için Eskişehir’de 10 insanımızı kaybettik. Ormanlarımız son yıllarda hiç beklenmeyecek şekilde yanarken, iktidar ve ormancılık örgütü suçu iklim değişikliği ve halka yıkarak işin içinden çıkamaz. Öncelikle bu yangın miktarındaki, şeklindeki ve yanan alan miktarlarındaki bu büyük değişimin nedenlerini, kendi sorumluluklarını da hesaba katarak sorgulamalı. Bunları biz sorguladığımızda ortaya üç ana neden çıkıyor;

• Ormanların gelir getirici bir kaynak olarak görülerek işgal edilmesi- nin önünün açılmış olması,

• 2018 yılından sonra orman yangınlarıyla mücadelede bütçe kesintisine gidilmiş olması,

• Ormancılık örgüt yapısının partizanca bir şekilde baştan aşağı bozulmuş olması.

Bu nedenleri önümüzdeki üç yazıda aynı nakarata düşmeden anlatacağım.