Google Play Store
App Store

Panamalılar neoliberal kemer sıkma politikalarını, Kanada’nın maden sömürüsünü ve ABD’nin askeri varlığını protesto etmek için aylardır sokakta. Kitlesel protestolara binlerce kişiyi tutuklayarak yanıt veren Mulino, Amerikan çıkarları ile on yıllardır yakın ittifakta.

Panama sağının ABD ile kirli ittifakı
Fotoğraf: SUNTRACS

Owen SCHALK

“Sağcı dikta ile yaşıyoruz” Bu, antiemperyalist siyasi örgüt Juventudes Revolucionarias (Genç Devrimciler, JR) genel sekreter yardımcısı Joyner Myron Sánchez’in Panama’da bugünkü durumu tanımladığı şekilde: “Hükümete karşı çıkarsan ya hapse girersin ya da öldürülürsün.”

2025’in başından bu yana Panama’daki sosyal hareketler, Devlet Başkanı José Raúl Mulino’nun neoliberal ekonomik gündemine ve ABD yanlısı dış politikasına karşı mücadele ediyor. Özellikle Panamalılar neoliberal bir sosyal güvenlik reformuna, yeniden açılması planlanan ve toplum tarafından çok kötü bilinen Kanada firmasına ait bakır madenine ve ABD ile Panama arasında imzalanan ve ülkedeki ABD askeri varlığını artıracak olan güvenlik anlaşmasına karşı çıkıyor. Yetkililer buna binlerce kişiyi tutuklayarak, birkaç protestocuyu öldürerek ve Bocas del Toro eyaletinde toplanma özgürlüğü gibi anayasal hakları askıya alarak yanıt verdi.

Bu baskı dönemi boyunca ABD ve Kanada hükümetleri herhangi bir kınama açıklaması yapmadı. Bunun nedeni muhtemelen her iki ülkenin Panama’da önemli maddi çıkarlarının olması: ABD için askeri ve stratejik çıkarlar, Kanada içinse madencilik yatırımları. Panama sosyal hareketlerinin antiemperyalist talepleri ise ABD askerî varlığının geri çekilmesi ve madencilik sözleşmesinin iptalinin sürdürülmesi.

AYAKLANMANIN TEMELİ

2023 sonlarında Vancouver merkezli madencilik şirketi First Quantum Minerals’e karşı bir ayaklanma ülkeyi sarstı. Hükümet madeni kapatana kadar Panama sağının ABD ile kirli ittifakı Panamalılar neoliberal kemer sıkma politikalarını, Kanada’nın maden sömürüsünü ve ABD’nin askeri varlığını protesto etmek için aylardır sokakta. Kitlesel protestolara binlerce kişiyi tutuklayarak yanıt veren Mulino, Amerikan çıkarları ile on yıllardır yakın ittifakta Panama ekonomisi fiilen durdu. 2024 Mayıs’ındaki genel seçimler bu olayların gölgesinde gerçekleşti. Seçim öncesinde tüm adaylar, First Quantum’un sözleşmesini iptal etmeyi taahhüt eden açıklamalar yaptı. Buna seçimi %34 oyla kazanan sağcı iş insanı Raúl Mulino da dâhildi.

Mulino, göreve gelir gelmez, Kanadalılara ait madenin yeniden açılmasını istedi.

Ancak bu U dönüşü sadece ekonomiyle ilgili değildi; Kanadalı madencilik şirketini memnun etmek için baskıya boyun eğdiği de çok açık görünüyordu. Politik kariyerini Batı emperyalizmine karşı durmamaya adamış biri için bu şaşırtıcı değildi, hatta zaman zaman emperyalizme doğrudan göz kırpmaktan da kaçınmadı.

İTAATİN TARİHÇESİ

Mulino’nun öz egemenliği savunamaması şaşırtıcı değil; çünkü ABD ile köklü bağları var. Hem orada eğitim gördü hem de geçmişte müdahalesini talep etti.

1980’lerin sonunda, Mulino, dönemin askeri lideri Manuel Noriega’ya karşı ABD müdahalesi için talepte bulundu. Mulino, aktivistleri ve sendikacıları içeren ancak esas olarak güç kaybına uğramış iş insanları tarafından oluşturulan Yurttaşlık Seferberliği’nin kurucularındandı. Bu grup, yabancı müdahale ile eski nüfuzlarını yeniden kazanmayı umuyordu ve ABD de bu talebi destekledi. Mayıs 1989 seçimleri için muhalefete 10 milyon dolar gönderildi. Muhalefetin kazandığı seçimlerin ordu tarafından iptal edilmesi ABD’ye müdahale gerekçesi sundu.

ABD’nin Panama’yı işgali, binlerce insanı öldürdü. Mulino, Noriega sonrası hükümette dışişleri bakanlığı yaptı. Bugünün protestocuları bu geçmişi unutmuş değil. JR’den Sánchez “Mulino, ABD askeri işgali için çağrı yapan grubun içindeydi. ABD büyükelçiliğinde kutlama yaparken çekilmiş görüntüleri bile var, o sırada Panamalılar ABD ordusu tarafından katlediliyordu” diyor.

Mulino’nun ABD ile yakın ilişkisi sürüyor. 2009–2014 arasında Başkan Ricardo Martinelli’nin yakın danışmanı olduğu dönemde Panama–ABD Serbest Ticaret Anlaşması imzalandı. Kamu güvenliği bakanı olarak, ABD ordusunun Panama’daki iki deniz üssüne “uyuşturucuyla mücadele” gerekçesiyle erişim izni verdi. Başkan olarak şimdi, bu defa “Panama Kanalı’nı koruma” bahanesiyle ABD askerî varlığını yeniden onayladı.

Ocak 2025’te ABD Başkanı Donald Trump’ın Kanalı “yeniden ele geçirme” tehditleriyle halkta öfke büyüdü. Protestocular sokaklara dökülüp Trump’ın kuklalarını ateşe verdi.

Bir sonraki ay, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio Panama City’i ziyaret etti ve Mulino’ya Çin’in Kanal’daki ekonomik etkisinin “kabul edilemez” olduğunu belirtti. Buna karşılık Mulino, 2017’de Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi’ne katılma kararını iptal edeceklerini duyurdu. Şu belli ki Panama halkı, egemenliği ABD’yi memnun etmek uğruna feda etmeye gönüllü biriyle karşı karşıya.

Daha sonrasında Mulino, ABD’ye yönelik düzensiz göçü sınırlandırmak için Darien Çukuru’nu kapatmayı kabul etti ve ABD’den gönderilecek “üçüncü ülke vatandaşları” için Panama’yı varış noktası olarak önerdi. Nisan ayında Trump yönetimiyle yapılan güvenlik anlaşması ABD gemilerine Kanal’da öncelik tanıyacak, ayrıca ABD askeri personeli Panama üslerinde “dönüşümlü olarak” konuşlanacak.

SÖMÜRÜYE İSYAN

Neoliberal kemer sıkma, Kanadalı madencilik yolsuzlukları ve ABD emperyalizmine karşı duyulan öfke, Panama toplumunun birçok kesimini birleştiren güçlü bir protesto hareketine dönüştü. Ülkenin en büyük inşaat sendikası SUNTRACS bu hareketin itici gücü oldu. Hükümet sendika merkezlerine baskın düzenledi, üyelerine yönelik uydurma tutuklama kararları çıkardı, lideri Saúl Méndez’i Bolivya büyükelçiliğinde siyasi sığınma aramaya zorladı.

Daha sonrasında Mulino, ABD’ye yönelik düzensiz göçü sınırlandırmak için Darien Çukuru’nu kapatmayı kabul etti ve ABD’den gönderilecek “üçüncü ülke vatandaşları” için Panama’yı varış noktası olarak önerdi. Nisan ayında Trump yönetimiyle yapılan güvenlik anlaşması ABD gemilerine Kanal’da öncelik tanıyacak, ayrıca ABD askeri personeli Panama üslerinde “dönüşümlü olarak” konuşlanacak.

SÖMÜRÜYE İSYAN

Neoliberal kemer sıkma, Kanadalı madencilik yolsuzlukları ve ABD emperyalizmine karşı duyulan öfke, Panama toplumunun birçok kesimini birleştiren güçlü bir protesto hareketine dönüştü. Ülkenin en büyük inşaat sendikası SUNTRACS bu hareketin itici gücü oldu. Hükümet sendika merkezlerine baskın düzenledi, üyelerine yönelik uydurma tutuklama kararları çıkardı, lideri Saúl Méndez’i Bolivya büyükelçiliğinde siyasi sığınma aramaya zorladı.

Protestolar Panama’da egemenlik, eşitlikçi kalkınma ve protesto hakkı için bir mücadeleye dönüştü. Devletin şiddetinden sorumlu doğrudan Mulino’dur: protestoları sert bir şekilde bastırdı, pazarlık yapmayı reddetti ve kampanya vaatlerinden geri döndü. Ancak bu kaosun yaratılmasında ABD’nin daha fazla askeri hâkimiyet talep etmesi de derin rol oynuyor.

Panama, uzun süredir dış güçler tarafından boyunduruk altındayken, şimdi güçlü bir başkana sahip. Ancak bu başkan ne direnmeyi ne de sahip olduğu ülkede gerçek egemenliği tesis etmeyi hedefliyor. Bu yüzden protestocuların hayali: özgür bir Panama.

Sánchez’in sözleriyle: “Biz, hiçbir ABD emperyalizmi izi olmayan, tamamen özgür bir Panama hayal ediyoruz. Marşımız ‘nihayet zafere ulaştık’ diyerek başlıyor. Biz de nihayet gerçek ve tek zaferimizi istiyoruz: Emperyalizmin postalını söküp halkımızı ayağa kaldırarak gerçek egemenliği kurmak.”

Çeviren: Alp FINDIKCIOĞLU

Kaynak: Jacobin.com