Google Play Store
App Store

Bu yüzyılın ilk çeyreği biterken olanca dehşetiyle yaşanmış bir salgının gölgesi bu sanrılı yüzyılın gidişatını da belirliyor. Pandemi gelecek yıllara da ışık tutuyor.

Pandeminin izindeki çağ

“Her şey altı yıl önce Çin’in Vuhan şehrinde, 55 yaşında bir adamın kendini iyi hissetmediğini söylemesiyle başladı” diye başlamak mümkün. Oysa bir şeyin başıysa da ancak sonun başıydı çünkü küresel felaketimizin ilk gürültülü belirtisiydi, demek çok daha doğru.

Çalışmalardaki kanıtlar “Çin’de başladı sonra yayıldı” zannımızdan farklı olarak, başladığı ilan edildiğinde çoktan tüm kıtalarda yayılmış olduğunu gösteriyor.

Yeni bir çalışma, Mart ayında 8,7 milyon Amerikalının koronavirüse yakalandığını, ancak bunların %80'inden fazlasına hiçbir zaman teşhis konulmadığını öne sürüyor.

Yayıldığında çaresizdik, yalnızca bir kum saati ile bitişini bekliyorduk. Çareler, pandemi sürerken bulunmaya başladı, bazıları işe yaramadı, bazıları sayesinde ise insan türü yok olmaktan kurtuldu. Şimdi, kayıpları olanlar dahil pek çoğumuz için son sürat geçmiş hatta pek iz bırakmamış gibi olmasına ironi diyemem, zira felaketler karşısındaki şaşkınlık dahil, her şeyi felç eden bir sisteme esirdik.

Oysa “insanın var kalma çabası açısından ender fenomenlere hazır olması, bunun için de nesnel gerçekliği olabildiğince nesnel yollardan kavramaya çalışması hayatidir”  (Çetin Balanuye, Salgının Seyir Defteri, Esin ŞENOL, Önsöz)

“Ne var ki, canlı-cansız tüm yerküreyi türlü biçimlerde tükenişe sürükleyen neo-liberal kapitalizm ve onun işbirlikçisi devletler gündelik hayatı bütünüyle küçük bir azınlığın kâr maksimizasyonu tutkusuna kelepçelemiş, bu türden bir hazırlığı çoktan olanaksızlaştırmıştır”

Böylesi bir dehşeti, daha sonrakilere hazırlığı da olanaksız kılacak bir bilinçsizlikle, kavrayamadan yaşadık. İçinde bulunduğumuz tünelin ucundaki ilk ve tek ışık aşılardı. Aşılar ilk kez bu kadar kısa sürede, henüz birinci yıl dolmadan, 11 ay içinde bulunmuştu. Bulunmayabilirdi, etkili olmayabilirdi. Hız yapılmadı ama bekleme süresi gerektirmeyecek kadar çok gönüllü alınabildi ve pandemik zamanın içinde bulunduğu ve uygulandığı için etkileri de çabuk ortaya konuldu.

Pandemik zamanın ortasında uygulanışıyla ilgili en önemli açmaz ise sürekli bulaşan ve yeni türevlerine evrilen COVID-19’un yol açtığı, genç kalp krizleri ve inmelerin, aşıların yan etkisi gibi algılanmasına yol açmasıydı. Ancak sıkı aşı izlem süreçleri, biyoistatistiksel yöntemlerle yapılan iyi analizler, aşıların kalp krizleri ve inmeleri tersine önlediğini defalarca gösterdi.

***

“10 milyon aşılı ve 10 milyon aşısız karşılaştırması; aşıların, 30. gün sonunda, inme, pıhtı ile yakın ilişkili venöz tromboemboliyi  %88, arteryel tromboemboliyi %47 ve kalp yetmezliğini %55 azalttığı, 30-180 gün arasında ise bu oranların, sırasıyla; %47, %28 ve %39 olduğu gösterilmiş”

Şimdi hem kovid hem grip aşıları, kalp krizleri önleme programı için, Kardiyoloji Uzmanlık Dernekleri Rehberlerinde yerini almış durumda.

Hem aşı konusundaki hazır bulunuşluk hem biraz da atılan zarın denk gelmesiyle aşılar sayesinde milyonlarca hayat doğrudan, milyarlarca hayat da dolaylı olarak kurtuldu. En azından insan soyunun yok olmaması sağlandı.

2 Aralık 2020’de İngiltere, Avrupa ve ABD’deki kuruluşların resmi aşı onayı beklemeden kitle aşılamasına başlayan ilk ülke oldu ve aşılamaya önce ileri yaştakilerden başladı.

11 Aralık 2020’de FDA (Food and Drug Administration, ABD) Pfizer-BioNTech COVID-19 aşısı için “acil kullanım onayı” ya da “şartlı ruhsat” mekanizmalarıyla onay verdi. Biontech tarafından bulunan Pfizer tarafından dağıtılan bu aşı, “mRNA” teknolojisiyle geliştirilmişti.

Yeni bir teknoloji zannedilen aslında yıllardır kanser araştırmalarında kullanılan “mRNA” platformlu aşılar için tüm dünya sıraya girerken, Türkiye Çin’de klasik teknolojiyle geliştirilen “Sinovac” adlı aşıyı seçti. Bu aşı, tüm virüsün cansızlaştırılmış formu olan  “inaktif” bir aşıydı. Görece daha az etkili, üretim standardizasyon sorunları olabileceği için pandeminin geleceğindeki yeri belirlenemeyen bir aşıydı. Türkiye için seçilen aşıyı dağıtmak üzere seçilen şirketin sahibi de şimdi iktidar partisinin milletvekili ve maden aramaları için verdiği ekolojik hasarlar ile gündemde.

O zamanlar, aşı alanında yoğunca çalışmış bir akademisyen olarak dileğim, mRNA platformundan bir aşı bulunmasıydı. Çünkü milyarlarca doz üretilmeye, daha etkili ve daha az yan etkili olmaya ve yüksek olasılıkla gelişecek yeni türevlerine uyarlanabilmeye elverişliydi

Pandemik basınç nedeniyle, kanser çalışmalarından son hız aşı alanına çekilen bu platform aslında çığır açan bir buluştu. Bulan bilim insanı Katalin Kariko’nun, azim, göçmenlik, inat, yalınlık, disiplin sözcükleriyle bilime teğellenen ilham verici öyküsüne dair yazdığım yazıyı bırakayım. Zira hakikaten yalnızca ilham verici de değil, tüm pandemik zaman felaketini bir bağlama yerleştiren ve insan aklına dair umut dolu bir hikâye.

Yazıyı okumayacak olanlar için yazıdan alıntılayım.

“Pek çok hastalığın sağaltımında çığır açacak bir buluş olacağına inancını hiç yitirmediği mRNA'nın uygulanabilir sentetik bir molekül haline getirilmesindeki en önemli pürüz de yollarının kesiştiği meslektaşı Drew Weissman tarafından çözülüyor. Bu sonuca dair makale 2005 yılında yayımlanıyor ve Kariko 2013 yılında Almanya'daki Biontech firmasına katılıyor”

Yeni zannedilen teknolojinin aslında 15 yıllık hatta kırk yıllık bir geçmişi var. Katalin Kariko’nun, mantrası şu “yalnızca değiştirebileceğiniz şeylere odaklanın"

Bilimin kudretine, insanlık tarihinde göçler ve göçmenlerin önemli notlarına dair bir hikâye ile 21.yüzyılın hemen başındaki bu felaketi bertaraf edebildik.

“Aşı şimdiye kadar bulunan en etkili aşı ve MS (multiple skleroz), kanser, felç gibi pek çok hastalığın sağaltımında etkili tedavilerin bulunmasına olanak sağlayacak”

Kariko,  aynı zamanda diğer tüm aşılardan güvenli olduğuna inanıyor, çünkü molekül kendini çok hızlı imha ederek geride bağışıklıktan başka bir kalıntı bırakmıyor.

Şimdi, Türkiye’nin üretmek için büyük paralar harcadığı Turkovac, bilimle ilintili olduğunu çağrıştıran köklü bir üniversitenin ünvanlı bir hocasının “antikorları zıplatıyor” tezahüratlarına karşın artık yok. Ne oldu, neden toplatıldı, bunu da bilmemize olanak verilmiyor. Sinovac üretimi ise Haziran 2024‘te durduruldu. Ama “mRNA” platformu, HIV, Zika gibi vektör aracılı hastalıklar, Lyme, pandemik tehdit olasılıklı etkenler, kistik fibrozis gibi nadir ama ölümcül hastalıklar ve kanser alanında çalışmalarını sürdürüyor.

Kanser aşıları, terminal dönem kanserlerin havuzlanıldığı çalışmalarda beklenmedik başarılı sonuçlar alınıyor. Kariko’da engellemeleri, engelleri insanlığı acılardan kurtaracak bir buluş olduğu inancıyla aştığını söylüyordu.

***

Pandemik tünelden aşılar ile çıkan insanoğlu, yerel kodların da izdüşümüyle bu kez de safsata pandemisine tutuluyor.

“Biz geleneksel aşıyı” tercih ettik diyen her güne özel bir ayet okur gibi telkin, temkin ve umutlu” mesajlar veren sağlıktan sorumlu bakanı unutmak ne mümkün.

İnfodemi; bu çağın diğer pandemisi ve önemli halk sağlığı tehdidi.

İnsanlık tarihi boyunca söylentiler hep oldu. Ama bir asır önce infodemiler mümkün değildi, çünkü bilgi bu denli hızlı yayılmıyordu.

DSÖ şöyle tanımlıyor; “Salgın gibi durumlarda, dijital ve/veya fiziksel ortamlarda bireylerin doğru davranışlara yönelmesini zorlaştıran yanlış bilgi, çarpıtılmış/kasıtlı yanlış bilgi, bilgi boşluğu, söylenti, doğrulanmamış bilgi, komplo teorisi gibi farklı bileşenleri olan bilgi bolluğudur”

Bilginin yaşamsal olduğu kriz zamanlarında ortaya çıkıyor ve hakikati bükerek yanıltıyor. Üstelik bu ölümcül yanılgının sürüklediği kara delik yalnızca bireysel sağlığımızı değil toplumu ve tüm gezegeni, tüm canlıları tehdit eden ırkçı, totaliter yönelimlere yol açıyor.

İnfodemi tuzağı, eğitim düzeyi, sosyo ekonomik koşullar, cinsiyet hatta coğrafyaya özgü değil. Bilimden çok daha yalın, anlaşılır hatta makul, daha duygusal olan açıklamalar bir topluluğa aidiyet vaadi ile insanları bu tuzağa kolayca çekiyor.

Koridorda beni çevirip; “Türkiye‘ye hiç Biontech gelmemiş” diyen Tıp Profesörü arkadaşıma gülümseyerek bakıyorum. Olağanda aklı başındadır diye düşünebileceğim bir gazeteciden kaynaklı tekil bir belgeye dayanan bu haber tüm iyiliği silip süpürebilecek kudrete sahip belli ki. Okumayacağından emin olsam da doğru bilgi için kendisine bir kaynak öneriyorum.

***

Bu kez de kalp hastalıklarıyla ilintili bir disiplinde akademisyen olmasına karşın “Kırk yaş altı kalp krizlerinin artmasını neye bağlıyorsun” diye sürdürüyor. “Bence bir karar ver, aşı geldi mi, gelmedi mi, gelmediyse kalp krizleriyle bağlantısını nasıl kuruyorsun” diyorum.

Aşı, bilimin tıp disiplininin kullanımına sunduğu kadim, geleceğimizde geçmişimiz kadar etkisi olacak bir buluş. Pandemiyle derinleşen eşitsizlikler ve artan ırkçılık tünelinde göçmenler ve yoksullar için, Afrika için çok daha yaşamsal üstelik.

Bertaraf ettiğimiz pandeminin gölgesinde serpilen infodemi, ırkçılık gibi pandemiler, bizi afetlere karşı savunmasız bırakıyor.

Hakikaten çok tuhaf bir yüzyıl bu.

Bu yüzyılın ikinci çeyreğine, bazı coğrafyalarda, inancın aklı, faşist bir milliyetçiliğin bilinçli yurtseverliği esir aldığı, kurguyu aratacak bir distopya ve kurgulanması insan düşlem gücünü aşan grotesk karakterler ile giriyoruz.

Pandemi her şeyin başı olmasa da sanrılı bir çağın açılışını yapmış olduğu anlaşılıyor.

Kaynaklar:

https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/38471729/

https://www.escardio.org/The-ESC/Press-Office/Press-releases/vaccination-as-a-new-form-of-cardiovascular-prevention-an-esc-clinical-consensus

https://t24.com.tr/yazarlar/esin-senol/bir-bilim-kadinin-ilham-verici-oykusu-sevgili-katalin-kariko,41762

https://www.klimik.org.tr/2025/12/18/turkiyeye-biontech-asisi-hic-gelmedi-iddiasi-yanlistir/

https://www.science.org/doi/10.1126/scitranslmed.abc1126