Para neden dijitalleştirilmek isteniyor?
Paranın dijitalleştirilmesi planında kapitalist iktidarlar tarafından vurgulanan nedenlerin başında, “karapara”nın engellenmesi bulunuyor. Lakin paranın halihazırda fiili dijitalliğine rağmen karapara, küresel ölçekte hiç olmadığı kadar genişliyor.

Önder KULAK - Kurtul GÜLENÇ
Bir süredir paranın dijitalleşmesi, merkez bankalarının ana gündem maddeleri arasında. Örneğin 2020 yılından itibaren pilot uygulamalarla geliştirilen dijital yuan, Çin’de şimdiden pek çok alanda kullanılıyor. AB ise 2026’ya kadar dijital euro kullanımının başlayacağını açıkladı. ABD, farklı olarak, dolar bazlı stabilcoin tedarikçilerinin ürünlerini devlet tahvillerine dayandırması karşılığında şimdilik bu konuda daha yavaş hareket ediyor.
Bir ana gündem maddesi olarak paranın dijitalleşmesi, kendini esasen blokzincir teknolojisinin ilerlemesi, itibari paraya sabitlenen stabilcoinlerin çıkması ve ilgi görmesi sonrasında resmi mercilere kabul ettirdi. Bu noktada amaçlanan elbette ki yeni bir stabilcoin değil. Stabilcoinler nihayetinde belirli bir itibari paranın karşılığı olarak bir değere sahipler. Dijital parayla yapılmak istenense, itibari paranın blokzincir teknolojisi kullanılarak merkez bankaları eliyle bizzat dijitalleştirilmesidir.
NE AMAÇLANIYOR?
Aslında itibari para bugün fiili olarak önemli ölçüde dijitalleşmiş durumda. Öyle ki hem para transferlerinin büyük kısmı bankalar üzerinden gerçekleşiyor hem de alışverişlerde artık sıklıkla kredi kartları ve mobil uygulamalar kullanılıyor. Dolayısıyla insanlar nakit paradan ziyade ekranlarda artan ve azalan birtakım rakamları takip ediyorlar çoğunlukla. Bu rakamların nakit para cinsinden birebir karşılığı ise esasen mevcut değil. Belirli bir paranın dijital işlemler üzerinden sürekli akış halinde olması ve ancak çağrıldığı anda bir rakamdan fiziki meblağa dönüşmesi söz konusu. Paranın bu fiili dijitalliği, bir yandan paranın dolaşım imkanlarını ve dolayısıyla hızını ve döngüsünü, bir yandan da kontrolünü artırdığından ki, kapitalist iktidarlar tarafından benimseniyor ve mümkün mertebe yaygınlaştırılmaya çalışılıyor.
İsveç, Yunanistan ve Danimarka bu kapsamdaki en dikkat çekici örnekler. Bu üç ülkede nakit para kullanımına ilişkin koyulan limitler, dijital kullanıma yönelik teşvikler ve beraberindeki engellemeler dolayısıyla, para transferi ve alışverişlerin en az yüzde sekseninin dijital yolla yapıldığı raporlarda yer alıyor. Pek çok ülke bu sonuçları kendine örnek almakta. Ne var ki parayı bütünüyle dijital sistemlere aktarma pratiği, dolaşımın üzerinde mutlak hakimiyet kurabilmenin önemli basamaklarından biri olsa da tam olarak yeterli değil. Zira hala itibari paraya bağımlı. Dijital paralar işte bu noktada iktidarlar için bir çözüm fırsatı sunabilir. Peki paranın dijitalleştiği ve beraberinde nakit paranın kaldırıldığı bir koşul kendilerine ne gibi imkanlar sağlayabilir?
Sadece dijital paranın kullanılabildiği bir ortamda iktidarlar, bireyin değişim ve tüketim sürecini belirlemede sınırsız olanaklara sahip olurlar. Örneğin sistem üzerinde koyulan yasaklarla bireyin alışveriş yapmak istediği alışveriş mekanları ve satın almak istediği tüketim metaları kolaylıkla engellenebilir. Birey öyleyse, kendi parasıyla da olsa, ancak tüketim listesinde yer alan mekan ve ürünleri seçebilir. Bununla birlikte, sahip olduğu paraya da doğrudan müdahale etmek mümkün. Sözgelimi hakim toplumsal ilişkileri reddeden birinin mahkeme kararıyla mülkü altındaki paraya anında geçici veya kalıcı olarak erişimi kaybetmesi ya da bu parayı ancak belirli kısıtlamalar çerçevesinde kullanabilmesi gibi pek çok olumsuz örnek burada hemen akla gelebilir. Bunlar daha şimdiden Çin’de uygulanmaya başlandı bile.
HEDEF KİM?
Paranın dijitalleştirilmesi planında kapitalist iktidarlar tarafından vurgulanan nedenlerin başında, “kara para”nın engellenmesi bulunuyor. Lakin paranın halihazırda fiili dijitalliğine rağmen kara para, küresel ölçekte hiç olmadığı kadar genişlemekte. Hatta bu sürecin bizzat resmi mercilerden banka ve fintek sistemlerine kadar kurulan mekanizmalarla nasıl işlediği artık bir sır dahi değil. Bu bahanenin ardındaki esas mesele ise, bir yandan dolaşımda işçiler ve alt ara sınıflar özelinde mutlak bir hakimiyet sağlayarak değişim ve tüketim süreçlerini doğrudan belirlemek, bir yandan da düzenle uyumu reddeden, kendisine tehdit oluşturan birey ve kurumları finans sisteminden dışlamaktır. Bu durum sadece eleştirel düşünürlerin değil, halkın da malumu bugün.
Birçok ülkede “yastık altı” olarak nitelendirilen varlık saklama yöntemi sanıldığının aksine azalmamakta, artmaktadır. Son birkaç yıl içinde olağanüstü koşullarda itibari paraya erişimi kesilen insanların yaşadığı olumsuz deneyimler, küresel anlamda insanları etkilemiştir. Finansal araçların çoğunun artık neredeyse büsbütün dijitalleşmesi nedeniyle, pek çok kişinin tepki olarak varlıklarını fiziki altın ve gümüş olarak saklamaya çalıştığı söylenebilir. Çin’den Hindistan ve Türkiye’ye kadar pek çok ülkede bireysel altın ve gümüş satın alımı durmadan artıyor. Buna karşılık iktidarların fiziki altın ve gümüş arzını sınırlamak üzere birtakım yasal ve fiili engeller çıkarmaya başladığı ve onları da bir bakıma dijital işlemlerle sınırlamaya çalıştığı burada özellikle not düşülebilir.
Birçok kişiyse, Bitcoin’in böylesi bir gelecek karşısında bir alternatif oluşturacağını düşünüyor. Ancak merkezi borsaların etkin olmasıyla beraber Bitcoin’in merkeziyetsizlik özelliği büyük ölçüde aşınmış ve sonunda “dijital altın” bir şekilde ehlileştirilmiştir. Bu sürecin son uğrağının devletlere Bitcoin rezervleri oluşturulması, ETF’ler çıkarılması ve kurumsal Bitcoin alımları olduğu savunulabilir. Bugün herhalde kimse Bitcoin fiyatının artık “masum” bir arz-talep dengesiyle belirlendiğini iddia etmez. Belki gelecekte Bitcoin’in çıkış noktasına referans veren başka bir kripto para kendine bu misyonu biçebilir. Fakat “sorun” sadece değişim aracının mutlak bir kontrolden bağımsızlaşması değil, bizzat üretimden bölüşüme, değişimden tüketime, üretim ilişkilerindeki sömürü temelli yapıdır. Bu yapı varlığını sürdürdüğü sürece, sömürünün kurbanı kesimler de yeni distopik baskı araçlarına maruz kalmaya devam edecektir.


