Patron buyurur AKP yapar
Zorunlu eğitimi “yük” olarak gören iktidar, okul çağındaki çocukları piyasaya, çocuk yaşta evliliğe mahkûm etmeye hazırlanıyor. Amaçları eğitimi bir hak olmaktan çıkarıp, patronun talebini esas almak.

AKP iktidarı eğitimde yıkım hazırlığı yaptığı her dönemde sergilediği oyunu oynuyor. Önce eşit, parasız, laik, bilimsel ve nitelikli eğitim hakkına darbe vuruluyor. Liyakatin reddi olan uygulamalarla siyasal kadrolaşma adım adım örülüyor. Eğitimin paralılaştırılmasının, eğitimin laik, bilimsel içeriği ortadan kaldırılmasının sonucu eşitsizlik, okul terki arttıkça, akademik başarı düştükçe yaşanılanın sorumlusu olarak öğrencileri, öğretmenleri, parasız, zorunlu eğitimin süresini, laik, bilimsel eğitimi hedef tahtası haline getiriyor.
Yıkım hazırlığında atmayı planladığı adımları MÜSİAD gibi sermaye gruplarına, ENSAR, TÜGVA, TÜRGEV gibi şirketleşmiş tarikat yapılarına, Maarif Platformu, Enderun Özgün Eğitimciler Derneği, Memur Sen, Eğitim Bir Sen gibi yapılara, iktidar yanlısı kişilere söyletiyor. Eğitimde onlarca sorun var iken gerçek sorunların üstü örtülüyor. Sonrasında “Biz sivil toplum kuruluşlarına, eğitimcilere sorduk, onların taleplerini hayata geçiriyoruz” diyerek demokratik bir işleyiş varmış gibi bir algı yaratmaya çalışılarak yıkım planları hızlıca hayata geçiriliyor.
Her müfredat değişiminde, her sınav sistemi değişikliğinde, 4+4+4 yasası, Yeni Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli, Öğretmenlik Meslek Kanunu, Milli Eğitim Akademisi ve daha onlarca eğitimde yıkım projesinin hayata geçirilmesinde aynı oyun sergilendi. Yine aynı oyunun benzerini izliyoruz.
İKTİDARIN NE YAPMAK İSTEDİĞİ ORTADA
AKP iktidarının sözcüsü, iktidar yanlısı yapılar hazırladıkları çalıştay raporlarında, kamuoyuna yaptıkları açıklamalarda özetle şunu söylüyor:
- Eğitime ayrılan bütçe devlet için büyük masraftır. Aşamalı olarak önce lise, sonra ortaokul zorunlu, parasız olmaktan çıkarılmalıdır. Yeterince özel okul, özel kurs var. Okul gerekli değil. İsteyenin eğitimi parayla satın alarak özel okula, özel kurslara gittiği, yüz yüze veya çevrim içi sertifika programlarına parayla satın alarak katıldığı bir sistem oluşturulmalıdır. Yarı zamanlı-esnek okul modelleri adıyla sanayi-okul, cami-okul modelleri hayata geçirilmelidir. Çocukların haftada bir-iki gün okula gittiği, kalan günlerde fabrikalarda, atölyelerde, organize sanayi bölgelerinde çalıştırıldığı veya bir-iki gün okul diğer günler camide olduğu modeller uygulanmalıdır diyor.
- Eğitimin süresi piyasa için patronlar için erken, ucuz işgücüne engel; tüm meslek okulları (meslek liseleri, meslek ortaokulları) Mesleki Eğitim Merkezleri’ne (MESEM) dönüştürülmelidir. Çocuklar daha erken yaşlardan başlayarak çalıştırılmalıdır diyorlar.
- Eğitimin süresi yuva kurmaya engel, evlilik yaşını yükseltiyor diyerek çocuk yaşta evliliklerin yaygınlaştırılmasına çağrı yapıyorlar.
OKUL VE ÖĞRETMENLİK MESLEĞİ TASFİYE EDİLİYOR
Söz konusu olanlar okul çağındaki 18 yaş altı çocuklar. Çocukların eğitim hakkından sorumlu olan siyasi iktidar, MEB ve tüm yapılar tek ses olmuş “İşgücü piyasası bizden bunu istiyor” diyerek “Eğitimin tamamen paralılaştırılması, çocuk yaşta işçiliğin, çocuk yaşta evliliklerin yaygınlaştırılması için gerekli adımları atacağız” diyorlar. Yıllardır “Eğitim arttıkça oylarımız düşüyor” gibi söylemler iktidar sözcülerinin temel cümleleri oldu. Eğitimde yaratılan yıkımın sorumluları ilan edilerek öğretmenlik mesleği hep hedef gösterildi.
Kamuda, özelde ücretli, sözleşmeli, güvencesiz çalıştırmayla, mülakat uygulamaları ile Öğretmenlik Meslek Kanunu ve Milli Eğitim Akademisi ile kimin öğretmen olarak atanacağından, kimin mesleğine devam edip etmeyeceğine, kimin idareci olacağına, proje okulu adı altında hangi okulda, okul türüne kimlerin çalışacağına eşit, adil, objektif, bilimsel kriterler olmadan biz karar veririz dediler.
Protokol ve işbirlikleri adıyla öğretmenlerin yerine okullar şirketlerle, tarikat yapıları ile Diyanet ile kuşatıldı. Son torba yasada Diyanet’e verilen geniş yetki ile dört yeni okul modeli ile öğretmenler şirket çalışanları haline getiriliyor veya öğretmenlik mesleğinin yeri Diyanet’teki din görevlilerine, tarikat yapılarına bırakılıyor. Zorunlu, parasız eğitim süresinin kısaltılması, sanayi-cami-okul modelleri ile okula, öğretmenlik mesleğine son darbe vuruluyor. Parasız eğitimin kısaltılması durumunda binlerce öğretmen norm fazlası olacak, atama bekleyen on binlerce öğretmenin umutları ellerinden alınacak, ataması yapılmayan öğretmenler ya işsiz kalacak, ya başka işlerde çalışmak zorunda bırakılacak ya da özel okul, özel kurs patronları için esnek, ucuz iş gücü haline getirilecek. Özetle bugüne kadar atılan adımlara ek olarak zorunlu eğitimin kısaltılması, esnek okul modeli ile hem öğrencilerin kamusal eğitim hakkı hem de öğretmenlik mesleği ortadan kaldırılıyor.
YENİ REJİME UYGUN SINAV SİSTEMİ DEĞİŞİKLİĞİ
Milli Eğitim Bakanı son katıldığı programda yaptığı açıklamalar yukarıda sıraladığımız tüm adımların atılması için tüm hazırlıkların tamamlandığını bize gösteriyor. O denli tamamlanmış durumda ki yakında bu adımların meclise getirileceğini söylüyor. Açıklamalarına ek olarak merkezi sınavların da iktidarın planladıklarına ve Maarif Modeli’ne uygun olarak değiştirileceğini söylüyor. Hatta “Değiştirmemek, vatan hainliğidir” diyor. Çocukların parasız eğitim hakkını ellerinden almak, çocukları çocuk yaşta işçiliğe, çocuk yaşta evliliklere mecbur bırakmak, okulu, öğretmenliği tasfiye etmek vatanseverlik, çocukların, gençlerin parasız, laik, bilimsel, kamusal eğitim hakkını savunmak, öğretmenlik mesleğine sahip çıkmak bakan için vatan düşmanlığı olarak addediliyor.


