Patronlar çocuk emeğine doymuyor!
Berk İvacık. 15 yaşında, Mesleki Eğitim Merkezi (MESEM) öğrencisi. 26 Kasım sabahı işyerine gitmek için evden çıkarken ailesine, “yaşama isteğim kalmadı. Allah’a emanet olun” yazılı bir not bırakmış ve av tüfeğini alarak ortadan kaybolmuş. Berk, bir bağ evinin yakınlarındaki arazide vurulmuş halde bulundu.
İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin (İSİG) ‘İş Cinayetleri Raporu’ Kasım ayı verilerine göre, en az 13 çocuk hayatını kaybetti. Dördü 14 yaş ve altı, dokuzu da 15 - 17 arası yaşlardaydı. 2011 yılı Eylül ayından beri rapor yayınlayan İSİG, 2024 yılında en az 71 çocuk işçinin öldüğünü bildirdi. Geçen yıl, en çok çocuk iş cinayetinin gerçekleştiği yıl olmuştu. Bu yıl Kasım ayı sonunda ise ölen çocuk işçi sayısı 85. Yaralanmalar, hastalıklar, fiziksel ve ruhsal şiddetin sayılara dökülemeyecek düzeyde olduğunun altı çiziliyor.
Önceki yıldan daha beter bir tabloyla karşı karşıyayken Eğitim Bakanlığı ne mi yapıyor? “Türkiye Yüzyılı Mesleki ve Teknik Eğitim Zirvesi” düzenliyor. Bakan Yusuf Tekin, zirveyi “eğitim sistemi ile üretim hayatı arasındaki ilişkiyi güçlendirecek kalıcı bir iş birliği zemini” olarak tanımladı ve MESEM’lerle ilgili yapılan eleştirilere inat, sektör ve meslek örgütleriyle, eğitim öğretim süreçlerinde ülkenin menfaatleri, çocukların ve gençlerin ali menfaatleri doğrultusunda çalışmaya devam edeceklerini söyledi.
Eğitim işinin, bakanın ifade ettiği gibi, hükümet için bir inada bindiği aşikar. Aksi halde, okula aç giden çocuklara bir öğün ücretsiz yemeğin neden verilemediğini, aynı şekilde ücretsiz temiz su içebilmeleri için neden yatırım yapılmadığını açıklayabilmek zor. Sebep olarak bütçe yetersizliğinin öne sürülemeyeceğini biliyoruz. Öyleyse de sormak hakkımız, belimizi büken vergiler nereye gidiyor o halde? Bütçeden öğrencinin önüne bir öğün yemek koyacak parayı ayırmayan hükümet, nasıl oluyor da, çocukların gelişimini, sağlığını düşündüğünü iddia edebiliyor? Bir yılda 85 çocuk işçi öldü. Ama Bakan Tekin’e göre kendileri, bu ülkenin çocuklarının güvenliğini, en az sistemi eleştirenler kadar düşünüyor. Bu nasıl düşünmek?
Çocuk işçi sayısı ve ölümünde ülkece utanç verici bir zirveye koşarken, sermaye daha fazlasını talep etmekten de her zaman olduğu gibi yine çekinmiyor. MESEM’lerle, hali hazırda milyonlarca çocuk güvencesiz ve düşük ücretlerle çalıştırılıyorken, patronlar sayının daha da artması için askerlik muafiyeti, gelir vergisi istisnası gibi yeni teşvikler talep ediyor. Çocukların ucuz iş gücü olarak kullanılmasının ‘özendirici’ hale getirilmesini istiyorlar. İnsan merak ediyor, acaba ne kadar ‘özendirci’ olursa, patronlar da kendi çocukları için MESEM’i tercih eder?
Sermaye ve AKP ele ele vermiş, nasıl daha çok çocuğun emeğini sömürebiliriz diye kafa yorarken; çocuklar, gençler ve öğretmenler zirve öncesi MEB ve Bakan Yusuf Tekin’i protesto etti. 15 yaşında yaşama isteği çalınan Berk için, 15 yaşında iş yerinde işkenceyle öldürülen Muhammed için; ‘çıraklık’ adı altında gece geç saatlere kadar çalıştırılan, hakarete uğrayan, yaralanan ve hayatını kaybeden yüzlerce MESEM’li çocuk işçi için seslerini yükselttiler. Ne mi oldu? 16 Türkiye İşçi Partisi (TİP) üyesi öğrenci tutuklandı.
Öğrencilerinin MESEM’lerde katledildiğini söyleyen öğretmenlere de azılı birer katillermiş gibi ters kelepçe takıldı. Özel Sektör Öğretmenler Sendikası Başkanı Eren Edebali ve üye 3 öğretmen gözaltına alındı. Çocukların gerçek ali menfaatleri doğrultusunda mücadele ettikleri, öğrencilerini gelecekten koparan ve sömürülmesine yol açan olan bu sistemin kaldırılmasını talep ettikleri için mahkemeye çıkarıldılar.
MESEM’leri protesto eden, arkadaşlarının yaşam hakkını hukukunu savunan TİP’li 16 öğrenci tutuklandı. Bakan Tekin’in ali menfaatleri için çalışmaya devam edeceklerini söylediği; gelişimini, sağlığını düşündüğü gençler belli ki bunlar değil. Kız öğrenciler çalışmamayı, yerinin ev, görevinin de ailesine hizmet etmek olduğunu bilsin; erkek öğrenciler küçük yaştan itibaren sermayeye köle olmaya alışsın yeter değil mi? Amaç tam da bu değilse, ölmemek için düzene isyan eden gençlerin tutuklanması başka nasıl izah edilebilir?
ULUSLARARASI SAVAŞ KARŞITI FİLM FESTİVALİ
Spartaküs Kültür ve Sanat Derneği üyeleri ve gönüllüleri tarafından düzenlenen Uluslararası Savaş Karşıtı Film Festivali İstanbul, Ankara, İzmir, Samsun, Urfa, Gazimağusa ve Winnenden şehirlerinde bugün izleyiciyle buluşuyor. İlk kez düzenlenen ve benim de juri üyelerinden biri olmaktan büyük mutluluk duyduğum festivale yaklaşık 100 ülkeden 857 başvuru yapıldı. Dünyanın içine sürüklendiği savaş ve şiddet ortamında, barışın sesini yükselten tüm sinema emekçilerini canı gönülden kutlarım. Ön juri elemesinin ardından seçkiye giren 30 kısa filmi 5- 6 ve 7 Aralık tarihlerinde, programda belirtilen gösterim yerlerinde ücretsiz olarak izleyebilirsiniz.
https://savaskarsitifilmfestivali.org/
https://www.instagram.com/savaskarsitifilmfest?igsh=MXdnMGlzcjJ0ZnpiMA==


