Google Play Store
App Store

Yayımlanan her kalkınma planı, orta vadeli plan, yönetmelikler, duyurular ile eğitim yeniden yapılandırılıyor. Eğitim üzerinden yeni rejim kalıcılaştırılıyor. Bu adımların son halkası öğretmen atama ve yer değiştirme yönetmeliğiydi. Yönetmelik hazırlanırken Devlet Memurları Kanunu, Milli Eğitim Temel Kanunu değil Öğretmenlik Meslek Kanunu esas alındı. Binlerce norm fazlası öğretmen evlerinden, ailelerinden kilometrelerce uzağa sağlık sorunu, can güvenliği riski, engellilik durumları dahi esas alınmadan “resen atama, tahsis edilen atama izniyle sınırlı olma, ilçe grupları” gibi maddeler üzerinden sürgün edildi.

İl içi ve iller arası mazeret tayinlerinde de benzer mağduriyetler yaşanacak. Yönetmelik sonrası yapılacak her atama ve yer değiştirmede artık mağduriyetler kalıcı hale gelecek.

Özetle yönetmelik eliyle; artık tercih ve mazeretlerin, hakların esas alınmadığı, kimin, nerede, ne kadar süre çalışacağına merkezi idarenin karar verdiği, yeni bir atama ve yer değiştirme rejimi kuruldu.

Yine Öğretmenlik Meslek Kanunu’nda yer alan Milli Eğitim Akademileri eliyle de eğitim fakültesi mezunu olmak yok sayılarak lisans mezunları arasından kimin öğretmen olacağına ve atanacağına da siyasi iktidarın karar vereceği öğretmenlik mesleğinin bitirilişi anlamına gelen bir aygıt yaratıldı. Akademi ile de ciddi eşitsizlikler ve mağduriyetler yaşanıyor ve yaşanacak.

Öğretmenlik mesleğini hedef alan her adımda kaybeden yalnızca öğretmenler değil. Öğretmenin kaybettiği her durumda öğrenciler de kaybediyor. Şimdi yeni bir kaybediş ve kaos da proje okullarında yine yaşanacak.

2026 yılı Millî Eğitim Bakanlığı’na bağlı özel program ve proje uygulayan eğitim kurumlarına öğretmen atama ve yönetici görevlendirmesi ile öğretmenlerin yer değiştirme takvimi açıklandı. Açıklanan takvime göre, özel program ve proje uygulayan eğitim kurumlarına öğretmen atama ve yönetici görevlendirme için tercih başvuruları 5-8 Mayıs’ta, yeniden yönetici görevlendirmeleri için tercih başvuruları 11-15 Haziran'da yapılacak.

Geçtiğimiz yıl proje okullarında 9.252 öğretmen haksız ve hukuksuz biçimde görev yaptıkları okullardan gönderildi. Bu yıl da liseye giriş sınavına sayılı günler kala art arda yayımlanan yönetmeliklerin de içeriğiyle birlikte değerlendirildiğinde aynı tasfiye sürecinin yeniden yaşanacağı, kişisel, sendikal ve siyasal yakınlıkların, keyfiyetin belirleyici olacağı çok açık. Proje okul uygulamasının başladığı 2014 yılından itibaren proje okulları kadrolaşma alanına dönüştürüldü.

Bu atama ve yer değiştirmelerde de yine Öğretmenlik Meslek Kanunu (ÖMK) esas alınarak hazırlanan yönetmelikler geçerli olacak. Birincisi 22 Şubat 2025’te Resmi Gazete’de yayımlanan Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği'nde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik diğeri ise 12 Temmuz 2025’te yayımlanan Proje Okullar Yönetmeliği.

Öğretmenler ve öğrencileri neler bekliyor madde madde özetlemeye çalışalım.

Merkezi sınavla öğrenci alan okullar yeniden belirlenecek. Okulların belirlenme takvimi Aralık ayında başlatıldı. Okul il değerlendirme ve okul il teklif komisyonlarınca belirlenecek okullar bakanlık tespit komisyonuna gönderilecek.

Bu yönetmeliğin uygulanması halinde çok sayıda okul proje okul olmaktan çıkarılarak, yeni okullar proje okul ilan edilebilecek. Öğretmenlere, öğrencilere bitmeyen bir kaos yaşatılıyor.

Okullar, her yıl izleme ve değerlendirmeye tabi tutulacak ve gerekli başarıyı gösteremeyen okullar, bu kapsamdan çıkarılabilecek.

Özel program uygulayan okullar, Bakanlıkça doğrudan belirlenebilecek.

Bu demek oluyor ki; proje okullarında ve özel program uygulayan okullarda yaşanan kaos sürekli ve kalıcı hale getirilecek. Öğretmenler için sürekli bir yer değiştirme riski yaşanacak. Öğrenciler açısından da eğitimin sürekliliği ilkesi ortadan kalkacak. Eğitime yeterli bütçe ayrılmamasından kaynaklı eşit olanaklara sahip olmayan okullara yeni bir eşitsizlik daha yaşatılacak.

Merkezî sınav puanıyla öğrenci alan okullara atanan öğretmen ve görevlendirilen yöneticiler, Millî Eğitim Akademisinde eğitimlere katılacak.

Bilimsel, pedagojik kriterlere dayanmayan, okulları bir şirket gibi gören anlayışla öğretmenlere performans kriterleri dayatılacak. Bir öğretmenin yeterli olup olmadığına da bakanın seçtiği ve mülakatlar sonucu Akademi’de görevlendirilen kişiler karar verecek.

Öğrenciler için yazılı sınav da artık temel kriter olmaktan çıkarılacak.

Örneğin; bünyesinde ortaokul bulunan, merkezî sınav puanıyla öğrenci alan okulların ortaokul kısmına öğrenci alımı, yazılı veya sözlü sınav sonucuna göre yapılabilecek.

Başka bir örnek ise;  liseye giriş sınavında (LGS’de) %1’lik dilime giren öğrenciler ayrıca girmek istediği okulda okul özel sınavına girecek. Bu sınavlar yazılı veya sözlü olabilecek.

Rekabete, elemeye dayalı merkezi sınavları eleştirirken çocukları çok daha büyük bir risk bekliyor. Sözlü sınavın, okul özel sınavının karşılığı mülakat. Ülkemizde mülakatın karşılığı ise eşitsizlik, adaletsizlik. Kamuya atamalarda yaşatılan adaletsizlik şimdi de öğrencilere mi yaşatılacak?

Temel sorunlardan birisi daha proje ve protokoller meselesi, hamilik meselesi. Özel program uygulayan okulların ve proje okulların çeşitli kurum ve kuruluşlarla yapılan protokoller doğrultusunda açılması ve bu yapıların okulların tüm işleyişinde de söz ve karar hakkına sahip olması.

Çeşitli kurum ve kuruluşlar ibaresinin geçtiği her yönetmelikte karşımıza çıkanlar sermaye grupları ve tarikat yapıları oluyor. Bu durumda kamusal bir hak olan ve eğitim emekçileri eliyle yürütülmesi gereken bir kamu hizmeti olan eğitimin sermaye ve tarikat yapılarına devredilmesi riski de karşımıza çıkıyor. Bu yönetmelikler eliyle bu yapıların eğitim alanındaki kuşatması da kalıcı hale getiriliyor.

Proje okulları ve özel program uygulayan okullar uygulamasına ve okul türleri uygulamasına son verilmelidir. Her öğrencinin eşit, nitelikli, kamusal eğitim hakkı en temel hakkıdır. Bu yönetmeliklerin uygulanması durumunda öğretmenler ve öğrenciler açısından eşitsizlik, adaletsizlik, kaos çok daha kalıcı hale gelecek.