Google Play Store
App Store

ABD ve İsrail’in Ortadoğu’nun kanlı dönüşümü kapsamında bugünlerde yığınak yaptığı akut merkezler İran ve Irak. İran, Büyük Ortadoğu Projesi’nin (BOP) tutması için mutlak suretle aşılması gereken bir engel. Irak ise İran’a saldırı öncesi son istasyon.

Netanyahu, Trump’ın işbaşına geldiği 20 Ocak’tan bu yana 7’nci kez ABD’ye ayak basarken masadaki ana konu İran’dı. 13 Haziran’daki 12 Günlük Savaş’ın ardından bir kez daha bu ülkeye saldırmak için ellerini ovuşturuyor. İran’ı savaşa çekmek için her yolu deniyorlar. Görüşmenin hemen ardından Pentagon, Ortadoğu’ya konuşlandırılmak üzere ikinci bir uçak gemisini USS George H.W. Bush’u görevlendirdi.

İRAN’A ULAŞMAK İÇİN IRAK TAŞLARI DÖŞENİYOR

İran’ı vurmak için döşenen taşların ucunda ise Irak var. Tahran etkisindeki Şii yönetimin Irak’taki pozisyonu iki nedenle ABD-İsrail için bir tehdit. Birincisi Irak düşürülmeden “Sünni Dolunay”ın tamamlanması mümkün değil. İkincisi İran’ın tamamen kuşatılması için Irak bağının kesilmesi gerek.

Şii koalisyonun adayı Nuri El Maliki’nin başbakanlığına şiddetle karşı çıkan Washington, Irak’ta açık bir biçimde Sünni kartına başvuruyor. Mart 2003’teki işgalin ardından Irak bir kez daha kimlikler üzerinden dizayn edilmek isteniyor. Konuştuğum Iraklı kaynaklara göre özellikle Kerkük, Tigrit, Musul, Ramadi, Felluce gibi bölgelerdeki Sünni nüfuz üzerinden pek de kapalı kapılar ardında olmayan girişimler var.

2 VEYA 3 GÜNDE SİNCAR’A GİRME DÜŞLERİ

ABD ve İsrail, Irak-İran mesaisini yoğunlaştırırken Türkiye de işin bir ucundan tutuyor. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 9 Şubat’ta verdiği bir mülakatta, "Sürecin Suriye ayağı bittikten sonra bu işin bir de Irak ayağı var. Haşdi Şabi karadan ilerleyip biz havadan harekat yaptığımız zaman, olay 2 veya 3 gün. Fazla bir süresi yok. Bu kadar basit bir askeri operasyon" dedi.

Canlı yayında Irak’a olası bir operasyon sinyali veren Fidan, Irak’ın “akıllı karar” almasını ve Suriye’deki yaşananlardan dersler çıkartması gerektiği yönünde gözdağı da verdi.

Fidan’ın sözleri Bağdat ile krize neden olurken Dışişleri bakanlığı ifadelerin bağlamından koparıldığını ileri sürerek şu açıklamayı yaptı:

Sayın Bakan Sincar, Mahmur ve Kandil başta olmak üzere Irak topraklarının bir bölümüne yuvalanmış olan PKK’nin Suriye’de olduğu gibi Irak’tan da tamamen tasfiye edilmesine yönelik kararlılığımızın gerekliliğinin altını çizmiştir.”

Fidan’ın “Irak’ı uyaran” sözleri ABD-İsrail planlarından bağımsız değil. 2-3 günde Sincar’ı alabileceklerini dillendiren Fidan’ın bundan 14 yıl önce de Suriye için şu sözleri sarf etmişti: “Gerekirse Suriye’ye dört adam gönderirim. Türkiye’ye 8 füze attırıp savaş gerekçesi üretirim.”

AKP iktidarı görünürde İran’a yönelik bir saldırıya karşı olsa da Tahran’ın gücünün kısıtlanmasını, etki alanının budanmasını içten içe istiyor.

TEK ADAM REJİMİ NEYİN PEŞİNDE?

Irak üzerinden İran’a yönelik bir emperyalist müdahale tasarlanırken Türkiye’nin Suriye’nin ardından olası bir Irak müdahalesi Sünni Dolunayı’nın bir parçası. ABD’nin yaklaşık 10 bin IŞİD militanını Irak’a taşımaya başlaması, mezhep kartına başvurarak Sünni aşiretleri kışkırtma girişimleri hepsi belli bir plan dâhilinde ilerliyor.

Basra’dan Silopi’ye uzanan Kalkınma Yolu Projesi’nin yol hattındaki Sincar-Şengal’e yapılacak bir hamle Türkiye’ye yönelik olumsuz etkilerin ortaya çıkmasına yol açabilir. YPG/SDG içindeki PKK’lilerin Rojava’dan Kuzey Irak’a geçişi başlamışken Türkiye’nin Sincar hamlesi süreci temelden sarsar. Şarkülavsat’a göre yaklaşık bin PKK’linin Rojava’dan Kandil’e geçmesi bekleniyor.

Sincar bölgesi PKK ve Haşdi Şabi’nin kontrolünde. Haşdi Şabi bizzat Tahran desteğiyle kuruldu, Hizbullahvari “devlet içinde devlet” konumunda.

Haşdi Şabi’nin Fidan’ın PKK’yi bölgeden çıkarma hamlesine destek vermesi olası olmasa da Sincar haliyle katmanlı bir mesele.

Ne istedilerse verdiler!

Fidan bir süre önce de bir televizyon kanalında satır aralarında benzer şeyleri ifade etmişti.

Irak Kürt Bölgesi’nden konuştuğum kaynaklar Kürtler arasında bir süredir olası bir müdahale ihtimalinden bahsediyor. Kürtler riskin ve tehlikenin fakında. Bu nedenle Erbil, olası bir operasyona karşı Türkiye’ye her türlü destek, yardım ve işbirliğini sundu. Kaynaklarıma göre bu durum gerçekleşmesin diye de sürekli ödün verildi, buna Türkiye’nin mali olarak sıkıştığı dönemlerde maddi destek sunmak da dâhil. Birçok yere açık bir şekilde operasyon yapılmasına izin verildi, Türkiye ile ortak karakollar kuruldu. Kürtlerin Türkiye’den alacağı petrol paraları hep ötelendi. Bölgeye yüzlerce iş insanının girişine ve iş yapmasına olanak sağlandı, MİT’in bölgede kolay çalışmasına olanak verildi.

SURİYE’DEN SONRA IRAK SONRA SIRA İRAN’DA MI?

Konuştuğum dışişleri kökenli uzmanlara göre ise ne KYB ne KDP’nin işbirliği olmaksızın Irak ordusunun TSK desteğiyle Kandil’e veya Gara’ya harekat yapması olası değil. Suriye’ye bakıp kendi eseri bir “zafer” gören Fidan’ın “uzak olmayan gelecekte birtakım gelişmeler” diyerek “IKB’ye de mi bir müdahale planları yapıyor?” demekten de kendilerini alamıyorlar.

Kürt kaynaklara göre temel hedef İran. Irak’taki Şii etkinliğini kırıp İran’a yönelmek var. Suriye’de SDG örneğinde olduğu gibi Haşdi Şabi’yi de Sincar-Şengal’den sürüp Zagroslar’a uzanmak akıllarından geçiyor. Tabi bu plan Amerikan emperyalizminin İran politikalarına uyumlu.

ABD ve İsrail’in Irak üzerinden İran’a uzanmaya çalıştığı koşullarda Hakan Fidan’ın, Suriye’nin ardından sıranın Irak’ta olacağını dillendirmesi manidar. Bu durum da Suriye’den sonra sıra Irak’ta, sonrasında ise sıra İran’da mı sorusunu akıllara getirmiyor değil!

Anlaşılan o ki emperyalizmin dümen suyundaki tek adam rejimi, seçime kadar güvenlikçi politikaları ve sınır ötesi operasyonları gündemden düşürmeyecek. Dış politika içerideki tahkimatı sağlamak için oldukça kullanışlı bir aparat.