Google Play Store
App Store

“Nerden başlasam, nasıl anlatsam Bodrum, Bodrum…” MFÖ’nün bu dizelerdeki sıkıntısı tatlı bir sıkıntı. Adamlar, bir güzelliği tarife nereden...

“Nerden başlasam, nasıl anlatsam

Bodrum, Bodrum…”

MFÖ’nün bu dizelerdeki sıkıntısı tatlı bir sıkıntı. Adamlar, bir güzelliği tarife nereden başlayacaklarının sıkıntısını yaşıyor…

“Nerden başlasam, nasıl anlatsam

Beşiktaş, Beşiktaş…”

şeklinde “döktürdüğüm” dizelerde ise bendeniz, bir takıma gönül verenlerin kelimenin gerçek manasıyla çektiği büyük bir sıkıntıyı nasıl anlatacağımı düşünüyorum; kara kara… 4.5 yıldır bu gazetede Beşiktaş üzerine yazıyorum ve bu sürede, sağolsun, Yıldırım Demirören hazretleri de 4.5 yıllık görev süresinde 5 hocayı kaleme almayı bize nasip eyledi!

60’a yakın topçu ve 4 hoca geldi geçti, bir türlü şampiyonluk gelmedi. Ama bunda kendisinin hiçbir kabahati yok.

Türkiye Ligi’nde şampiyon olmak için çok müthiş hocalarla çalışmaya gerek yok. Gordon Milne dünya çapında bir hoca değildi Beşiktaş’ı 3 kez üst üste şampiyon yaparken. Bırakın dünü, daha 5-6 ay önce Galatasaray son 6 haftada hocasız kaldığı halde şampiyonluk ipini göğüsledi. Hollman diye bir adam da Galatasaray’ı şampiyon yapmıştı; hatırlayan var mı?

Mesele sadece ve sadece, istikrar. O yüzden Ertuğrul Sağlam’ın iyi hoca olup olmamasını tartışmak manasız. Metalist maçı yenilgisi güzel bir bahanedir. Ama inandırıcı değildir. Beşiktaş’a 4 atan Metalist geçen yıl 8 tane atan Liverpool’dan daha sağlamdı o gece. Ha yarın öbür gün gelir Galatasaray’dan 4 yiyebilir ama o geceki Metalist her takıma 4 atabilirdi.

İşin gerçeği Sağlam tam bir mutabakat ile takımın başına getirilmedi. Birçok spekülasyon yapıldı: Takımın başına getirilmesi karşılığında kamu bankalarından kredi alındığı iddia edildi, cemaat bağlantıları dile getirildi…

Ama bütün bunlara rağmen Beşiktaş’ta istikrar için Sağlam’a sonuna kadar destek verilmesini savundum. Ancak bu arada, futbolcuyken ağlayarak ayrıldığı Beşiktaş’a hoca olan Sağlam’ın Koray ve Fahri’nin gönderiliş biçimlerini içine sindirmesini kabul edemedim ve gönül desteğimi çektim.

Yıldırım Demirören’in en iyi yaptığı iş yeni hoca getirmek: Gönderdiğinin yerine öyle birini getiriyor ki insanlar artık gidene ağıt yakmayı unutup yeni gelenin heyecanına kapılıyor. Düşünün, Del Bosque’ye üzülmeye kalmadan “evladımız Rıza’yı” kucakladık. Rıza için gözyaşı dökmeye kalmadan 80’lerde Platini ile mesai arkadaşlığı yapmış gelmiş geçmiş en mahir orta sahalardan Jean Tigana’ya “hoş geldin” deme yarışına girdik. Mösyö Tigana kürdanıyla kalakalırken orta yerde, biz başlamıştık “Adam gibi adam Ertuğrul Sağlam” diye bağırmaya…

Ve şimdi de Sağlam’ı uğurlamaya vakit bulamadan “Mustafa Denizli şampiyon yap bizi” benzeri bir tezahürat yaratmakla meşgulüz…Yıldırım Demirören de bir güzel unutturdu yine kendini. Nerede mi? Elbette Mustafa Denizli’nin arkasında! Tıpkı Del Bosque’nin, Rıza Çalımbay’ın, Jean Tigana’nın ve Ertuğrul Sağlam’ın olduğu gibi… Sobecelik oynuyor! Mayıs ayına kadar sayın; yine ortaya çıkacaktır.

Ama kendisine inanın ki kızamıyorum. Bütün bunların en büyük sorumlusu, “Demirören cebinden 50 milyon YTL kulübe borç vermiş. Bunu kim nasıl öder” bahanesiyle ortaya çıkıp bir şampiyonluk için koca bir çınarın köküne kibrit suyu döken bu zihniyete ses çıkartmayan muhaliflerdir. (!)

Koca Süleyman Seba’ya, Serdar Bilgili’ye karşı aday olanlar nerede?

Demirören’den, onun alacağı olan 50 milyon YTL’lik borç nedeniyle değil de, asıl bu sezon takım şampiyon olursa korkmalı. Onca para harcayıp, bazı değerleri erozyona uğrattığı halde 4.5 yıldır inatla yerinde oturan Demirören, takım hasbelkader şampiyon olursa kaç yıl oturur bilemem artık… Ondan sonra da Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu hedefini diline dolayıp artık ne kadar borç yapar Allah bilir.

Her şey bir yana Mustafa Denizli’nin Kartal ile aynı semalarda olması hoş. Şu günkü şartlara göre Denizli’nin Kartal için en doğru seçim olduğu aşikâr. Denizli “Gençleri kazanmak” gibi bir derde pek sahip olmaz. En yetkin ayakları sahaya sürüp, yediğinden bir fazlasını atmayı düşünerek şampiyon olmaya çalışacak. Şampiyon olursa da tarihe geçecek; üç büyükleri şampiyon yapan ilk ve tek hoca olaraktan…

Yıldırım Demirören’den bağımsız olarak bir değerlendirme yapmak ne kadar anlamlı olur bilemiyorum ama Beşiktaş’ın acilen şampiyonluğa ihtiyacı var. Bu anlamda UEFA’dan elenmiş olması da bir artıdır. Zira daha önce gruplarından bile çıkamadığı bu kupayı, sırf finali Şükrü Saracoğlu’nda oynanacak diye, alacağını düşünmek en hafif deyimiyle safdillikti… Hasılı, memleketin “acil demokrasi”ye Beşiktaş’ın da “acil şampiyonluk”a ihtiyacı var…