Sağlık Bakanlığı bütçe görüşmelerinden detaylar
Sağlığın cüzdanını konuşmadan politikaları değerlendirmemiz mümkün değil. Önceki hafta TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda Sağlık Bakanlığı 2026 Bütçesi görüşüldü. Yıllardır birbirini tekrarlayan biçimde, Sağlık Bakanı uzunca bir propaganda metnine dönüşen sunumunu yapıyor. Muhalefet milletvekilleri söz alıp itirazlarını anlatıyor. Dikkate alınmıyor, sağlık politikalarının piyasacı mantığı sürüyor. Bu bütçe halkın sağlığına nasıl geliyor? Siyasal iktidarın öncelikli derdi bu değil.
BULGULARDAN BAZILARI
Hekim sayısında artış devam ediyor, ama bu yılki rakamlarda açıklanması gereken bir durum var. Geçen yıl 221 bin 649 olan hekim sayısı bu yıl 233 bin 650 olarak veriliyor, artış 12 bin bir. Geçen yıl bir önceki yıla göre artış 17 bin 426 idi. Tıp fakültelerinin kontenjanları ve mezun sayıları sürekli artarken bu yıl hekim sayısındaki artış neden daha az? Hayatını kaybeden hekim sayısının arttığını düşünmemiz için bir neden yok. Mesleği bırakan ya da yurt dışına giden hekim sayısında mı artış var? Sayılarda bir yanlışlık olabilir mi? Asistan hekim sayılarındaki tutarsızlığı yazmıştım. Geçen yıl asistan hekim sayısı 53 bin 747 olarak verilmişti, bu yıl gerçeğe daha yakın, 60 bin 447 olarak yazılmış. Oysa yıllar içinde tıpta uzmanlık ve yan dal uzmanlık sınavıyla yerleşen hekimlere, bunların eğitim sürelerine baktığımızda tablo buna hiç uymuyor, asistan sayısı en az 70 bin oluyor.
Yenidoğan skandalını, bebeklerin sağlığı üzerinden dünya tıp literatürüne geçecek rezaleti yaşamış bir ülkeyiz. Altında yatan piyasalaşmayı konuyu bilen herkes yazdı, söyledi. Peki, bir yılda ne değişmiş dersiniz? Yenidoğan yoğun bakım yataklarının yarısını hala özel sektör işletiyor. Oysa toplam hastane yatak sayılarının yüzde 17’si özel sektörde. Özel sektör yoğun bakım işini seviyor. Geçtiğimiz bir yılda devlet hastanelerindeki yenidoğan yoğun bakım yatağı sayısı 4 bin 960’dan 5 bin 57’ye yıkmış, artış sadece 97. Sizce sorun bu alanda kamunun ağırlığını artırmadan çözülebilir mi?
Doğumda beklenen yaşam süresi OECD ve AB ortalamalarının üç yıl gerisinde. Doğum sayısındaki azalma devam ediyor. 2023’de 1,61’den 1,51’e düşen doğurganlık hızı 2024’de 1,48’e düşmüş. Bir önceki yıla göre doğum sayısı 24 bin yedi azalmış. Sağlıkta memnuniyet oranları düşmeye devam ediyor. Sağlığa en az para harcanarak elde edilen yüksek memnuniyete işaret eden meşhur görsel vardı, bu yılki sunumda yok.
Olumlu noktalar 13 hastalığa karşı aşıyı ücretsiz sunmamız ve yenidoğanlarda topuk kanından altı hastalığın taramasını yapıyor olmamız. Ancak HPV aşısının ücretsiz yapılacağı sözü tutulmadı, sunumda da değinilmemiş.
Hekime müracaat sayıları artmaya devam ediyor. Kişi başı ortalama yıllık hekime başvuru sayısı 2023’de 11,4 idi 2024’de 12,2 olmuş. AB ve OECD ortalamaları 6,7. Acil servislerdeki sorunlar, amacı dışında kullanılması, kalabalıklar aynen devam ediyor. Acil sağlık hizmetleri başlığında kar paletli ambulanslar, snow track ambulans, yerli ve milli Gökbey helikopter ambulansı, deniz ambulansları anlatılıyor ama acil servislerin durumu yok.
SAĞLIĞA AYRILAN KAYNAK VE KULLANIMI
Sağlığa en az para ayıran ülkelerden biriyiz. GSYİH’den sağlığa ayrılan pay 2023 yılı için yüzde 4,7 olarak verilmiş. OECD ortalaması 9,3. Sağlık Bakanlığı 2026 bütçesinin yüzde 65’i personel giderlerine gidiyor, yatırım giderleri ise sadece yüzde 15,4. Bütçenin yalnızca yüzde 27,54’ü koruyucu sağlık hizmetlerine gidiyor. Sistem hastalanma ve tedavi üzerine kurulu. Tamamı tedavi edici hizmetlere giden SGK sağlık harcamalarını da katarsak toplam sağlık harcamaları içinde koruyucu hizmetlere giden oran daha da düşüyor. Türkiye’de tedavi edici hizmetlerin, ilaçların parasını ödeyen asıl kurum SGK. TÜİK Sağlık Harcamaları İstatistikleri’nde (kamunun sağlık harcamaları içinde görünen) SGK sağlık harcamaları toplam kamu sağlık harcamalarının yüzde 54’ünü oluşturuyor. Aile hekimliklerini de kapsayan “ayakta bakım sunanlar”a yapılan harcama toplam sağlık harcamasının yüzde 10,7’si.
Bu yılki sunumda dikkat çeken bir detay da şehir hastanelerine yapılan ödemeleri düşük gösterme çabası. Kamu Özel İşbirliği (KÖİ) ile yapılan 18 Şehir Hastanesi’ne 2026’da 78 milyar 678 milyon 556 bin lira kira ve 57 milyar 470 milyon 103 bin lira hizmet bedeli olmak üzere toplam 136 milyar 148 milyon 659 bin lira ödenecek. Bakanlık hangi şehir hastanesine ne kadar ödeme yaptığını “ticari sır” diyerek açıklamıyor, toplam rakamlar veriyor. Bütçe sunumunda bir slayt yıllar içinde KÖİ şehir hastanelerine yapılan ödemenin toplam Sağlık Bakanlığı harcamaları içindeki oranının yüzde 14,3’den 9,2’ye düştüğünü gösteriyor. Başka bir slaytta bu hastanelerin toplam Sağlık Bakanlığı hastane yatakları içindeki payı yüzde 17,1 iken, ödemelerin bütçe harcamaları içindeki yerinin yüzde 6,1 olduğu belirtiliyor. “Az bile ödüyoruz” demek isteniyor.
Oysa KÖİ şehir hastanelerine yapılan kira ve hizmet ödemelerini Sağlık Bakanlığı’nın toplam bütçe harcamalarına oranlamak başlı başına bir hata. Buralara ödenen kiraların Sağlık Bakanlığı’nın toplam yatırım ve onarım harcamaları ile karşılaştırılması gerekiyor. Bakanlık bütçesinin ana gider kalemi toplamda 900 bine yaklaşan personeline yaptığı ödemeler. Hatırlatayım. 2024 yılı Sağlık Bakanlığı Faaliyet Raporu’na göre bu 18 hastane için 2024’de 90 milyar 481 milyon TL kira ve hizmet ödemesi yapılmış (kira ayrı yazılmamış, yine şeffaflık yok). Aynı yıl Sağlık Bakanlığı hastane yapım, tefrişat ve onarımı için toplam 82 milyar 282 milyon TL harcamış. Sağlık Bakanlığı’nın bu 18 şehir hastanesinin dışında 925 hastanesi, 41 ağız diş sağlığı hastanesi ve 138 ağız diş sağlığı merkezi var. Tüm bunların bakımı, tefrişatı, yenilerinin yapılması için harcanandan çok daha fazlası 18 şehir hastanesinin bir yıllık ödemesine gitmiş. KÖİ şehir hastaneleri Sağlık Bakanlığı yatırım bütçesini esir almış durumda.
Sağlık hakkı için yurttaşların başka bir Türkiye talebini yükseltmesi, paranın nasıl toplandığını ve kullanıldığını takip etmesi gerekiyor.


