Sağlıkta sermayenin çıkarına düzenlemeler
Mevcut siyasal iktidarı değişik biçimlerde tartışabilirsiniz ama yanılmayacağınız şey, Cumhuriyet tarihinin en emek karşıtı ve sermaye yanlısı iktidarlarından biri olduğudur. Gelir dağılımında yoksullar aleyhine süregelen bozulmaya, asgari ücretlinin, emeklinin, işçinin, çiftçinin, memurun durumuna baksanız fazla söze gerek kalmaz. Vergi rekortmenliğinde birincinin Cumhurbaşkanı’nın damadı, ikincinin de birincinin ağabeyi olduğu bir ülke nasıl tanımlanabilir?
Sağlık alanı da aynı. 2025 yılı sermayenin lehine düzenlemelerle geçti. Sağlık Hizmetleri Tanıtım ve Bilgilendirme Yönetmeliği, Sağlık Hizmetleri Lisans Yönetmeliği ve sağlık turizmine ilişkin mevzuat değişikliklerinin kesişme noktası halkın sağlığının değil sermayenin ihya edilmesi oldu. Sağlık alanının kıdemli hukukçuları Av. Kürşat Bafra ve Av. Ziynet Özçelik konuyu arka planıyla birlikte ortaya koyan bir çalışma yaptılar. Bir göz atalım.
LİSANS, TURİZM, TANITIM
Sağlık Hizmetleri Lisans Yönetmeliği adı ile sağlık alanında belirli bir hizmeti verebilme, hastane ve benzeri özel sağlık kuruluşları açabilme için faaliyet izninden önce açık artırma ile lisans alma zorunluluğu getiren düzenleme 11 Kasım 2025’de Resmi Gazete’de yayımlandı. Tesadüf değil, hemen ertesi gün de Sağlık Hizmetlerinde Tanıtım ve Bilgilendirme Faaliyetleri Hakkında Yönetmelik yayımlandı. Acayip olan, lisans için açık artırmayla Sağlık Bakanlığı’nın toplayacağı paraların yüzde 75’i Uluslararası Sağlık Hizmetleri A.Ş. (USHAŞ)’a, yüzde 25’i ise genel bütçeye gelir kaydedilecek.
“Nedir bu USHAŞ” diyeceksiniz. 3 Ağustos 2018 tarihindeki düzenlemeyle kuruldu. Kuruluş amacı Türkiye’nin sağlık turizmi kapasitesini geliştirmek, sağlık hizmetlerinin uluslararası tanıtımını yapmak ve yurt dışından hasta akışını kurumsallaştırmak olarak ifade edildi. Belli ki bu USHAŞ’a para lazım, ülke genelinde özel sağlık kuruluşu, uzman hekim kadrosu, yatak kapasitesi, özellikli merkez, ünite, tıbbi cihaz lisansı alabilmek için yapılan ilanlarda Sağlık Bakanlığı’nın toplayacağı paraların dörtte üçü buraya gidecek. İlk ilana çıkıldı bile, dün birinci kısımın artırma işi vardı. Toplamda 2513 uzman hekim kadrosu açık artırmayla satılacak. Muayenehane ve ağız ve diş sağlığı hizmetleri şimdilik lisans kapsamında değil, ancak Sağlık Bakanlığı’nın planlama yaparak bu alanda da lisans uygulamasına geçebileceği endişesi var. Açık artırmayla lisans satmak özel sağlık hizmetlerini büyük oranda zenginlerin, büyük sermayenin yatırım alanı haline getirmek anlamına geliyor. Kendisi hekim ya da sağlıkçı olanlar, küçük sermaye grupları özel sağlık alanının sahibi olmaktan zaman içinde uzaklaştırılacak.
TTB bu konuda yaptığı açıklamada kamunun kendini USHAŞ üzerinden bir piyasa oyuncusu haline getirdiğini bildiriyor. Lisans planlamaları ile ilgili hiçbir şeffaflık, açıklama yok, varsa dayandığı veriler bilinmiyor. Örneğin var olan hastalık yükü, demografik yapı, sağlık eğitiminin ve sağlık insan gücünün durumunu ortaya koyan veriler, bunların -varsa- lisans planlamasıyla ilişkisini gösteren bilimsel çalışmalar kamuoyuyla paylaşılmıyor.
TANITIM MI REKLAM MI?
Sağlıkta reklam yasak, ancak öyle “tanıtım faaliyetleri” var ki pek çok yönden reklam özelliği taşıyor. Yeni yayımlanan Sağlık Hizmetlerinde Tanıtım ve Bilgilendirme Faaliyetleri Hakkında Yönetmelik de bunun önünü açan sayısız düzenleme içeriyor. Özellikle uluslararası sağlık turizmine yönelik açılan kuruluşların ve büyük sermaye kuruluşlarının tanıtım kısıtları olabildiğine azaltılmış durumda. Özellikle “sponsorlu tanıtım” dedikleri yöntem arama motorlarında öne çıkmayı ve pek çok elektronik ortamda tanınırlığı artırmayı sağlıyor, reklam özelliği taşıyor. Türkiye'deki sağlık kuruluşlarına açılış tarihinden itibaren ilk bir ay boyunca sponsorlu tanıtım yapabilme izni veriliyor. Ayrıca, aynı kuruluşlar yeni bir “tıbbi cihaz” almaları ya da yeni bir “tıbbi yöntem” uygulamaya başlamaları halinde de sponsorlu tanıtım yapabilecekler. Uluslararası sağlık turizmine yönelik sponsorlu tanıtım ise, yurt dışına özel platformlarda, Türkçe dışındaki dillerde olmak üzere sürekli yapılabilecek. Günümüzdeki internet olanakları düşünülünce ülke içinden de bunlara ulaşılabileceği belli. Böylece aslında farklı vesilelerle yıl boyu sponsorlu tanıtım yapılmasına zemin hazırlanıyor. Muayenehanelere buna benzer bir “tanıtım izni” verilmiyor. Bu konuda sermaye lehine bilinçli bir sınırlandırma yapıldığı açık.
Yeni bir durum, tıbbi işlem öncesi ve sonrası görsellerin belirli koşullarla yayımlanmasına izin verilmesi. Yönetmelik güzelleştirme amaçlı da olsa sağlık hizmeti alan ve “hasta” olarak tanımlanan bireylerin özgür iradeleri ile karar vermelerini güvence altına almıyor, aksine yönlendirici görsellerin paylaşımına izin veriyor. Tanıtım kurallarına aykırı davranışlara ise sağlık kuruluşu veya hekim ayrımı yapmaksızın, ilk ihlalde 100 bin, ikincisinde 200 bin üçüncüsünde ise işyeri kapatma cezası getiriliyor. Yönetmelik kurallarının bir bölümünün, özellikle de “tanıtım” kapsamında izin verilen faaliyetlerin yoruma açık olması nedeniyle hekimler yönünden en ufak bir kural ihlalinin 100 bin liradan başlayan para cezası ile karşılaşması tehlikesi var. Büyük sermayeli bir özel hastane ile bir muayenehanenin aynı müeyyideye tabi tutuluyor olması buradaki anlayışı gözler önüne seriyor.
Son düzenlemeler ile özel sağlık alanında, bir yandan yüksek giriş maliyetleri nedeniyle güçlü mali yapıya sahip büyük şirketler ve yabancı sermaye ön plana çıkıyor bir yandan da açık ya da örtülü reklam yapma izni veriliyor. Bunlar siyasi tercihler, çözümü de halktan yana siyasi tercihlerde.


