Şeytanın avukatıyım
70'li yılların ünlü Ankara 2. Şube Müdürü "Tarzan M
70'li yılların ünlü Ankara 2. Şube Müdürü "Tarzan Mustafa" (nasıl tanıştığımı daha sonra anlatırım) bana, "Bak Uğur," dedi, "bütün dolandırıcılıklar iki yönlüdür. Dolandırılan.as-lında, dolandıranı dolandırmak isterken dolandırılır," diye anlattı.
Türkiye günlerdir YİMPAŞ'ın ve diğer islami holdinglerin, yurtdışındaki saf insanlarımızın bin bir zahmetle biriktirdikleri paralarını, faizin haram olduğunu, ancak "kâr ortaklığı"nın helal olacağını, görevlendirdikleri imamlar ve diğer din adamları aracılığı ile anlatarak nasıl çarptıklarını konuşuyor. Milyarlarca euro tutarındaki paraların bavullarla İsviçre bankalarına taşındığı; buradan Avustralya'daki bir şeyhin hesabına nakledildiği; Edirne hapishanesinde -ki hapishaneler "Hazreti Yusuf makamı" diye bilinir- çilesini dolduran Recep Tayyip Erdoğan'ın, derhal Avustralya'ya gidip el öperek icazet ve dahi bolca para alarak parti kurmaya giriştiği gazetelerde çarşaf çarşaf yer alıyor. Tayyip Bey kızıyor. Elini kürsülere vuruyor. Bağırıyor, çağırıyor.
Bunlar işin siyasi kısmı. Halbuki orta yerde bir traji komik olay duruyor. Dinci kimlikleri öne çıkmış dolandırıcılar ve dolandırılan eski deyimle "mütedeyyin" yani dinine bağlı, çalışkan, çilekeş gurbetçi işçilerimiz. Bizim insanlarımız.
Ben, şeytanın avukatlığını yaparak, olaya bizim ünlü Ankara 2. Şube Müdürü'müz Tarzan Mustafa'nın gözü ile bakacağım.
YİMPAŞ ve benzerleri, yalnızca islami motiflerle süslü söylemlerle mi insanları kandırdılar dersiniz? "Faiz haramdır, ama kâr ortaklığı helaldir," dedikleri için mi paralarını yastık altlarından çıkardılar, Alman bankalarından çektiler, altınlarını bozdurdular sanıyorsunuz?
Hiç de değil. Holding görevlileri, kâr payı ortaklığında kendilerine yıllık yüzde 30 kâr payı, yani nema, yani ürem, yani faiz sözü verdikleri ve paraları topladıkları ilk yılın sonunda gerçekten, gene bavullarla getirdikleri markları, kendilerine para yatıranlara yüzde 30 kâr payı (yani faiz) olarak dağıttıkları için güven sağladılar ve o milyarlarca markı topladılar. Şimdi YİMPAŞ'a para kaptırdığını itiraf eden sayın Fehmi Koru da bu nema bolluğunun cazibesine kapılmış olsa gerek.
Gerçekçi akıl, hangi yatırımın daha bir yıl içinde ana paraya yüzde 30 kâr getireceğini düşünüp bundan vazgeçerdi. Ama Polis Müdürü Tarzan Mustafa'nın, dolandırıcılık denkleminin ikinci ayağı olarak nitelediği "dolandırılan", bu parayı kendisine verecek "kerizleri" yakalamış olmanın coşkusu ile, daha çok ve daha çok parayı valizlere doldurdu, kendi eli ile teslim etti.
Şimdi ağlayanlara tabii ki acıyorum ama emektar polisin öğrettiklerini de hiç unutmuyorum.


