Şiddet devletin tekelinde mi?
Sınıflı toplumlar tarihi, bir bakıma devletin şiddet tekelini tanıma ya da reddetme tarihidir de. Bu hat çoğunlukla örgütlü şiddet formları arasında cereyan etse de baskı ve zorun kuvvetli, örgütlü muhalefetin zayıf olduğu zamanlarda bireylerin dahil olduğu örneklerde de görülmeye başlar.

Önder KULAK - Kurtul GÜLENÇ
Benjamin “Şiddetin Eleştirisi Üzerine” isimli çalışmasında şiddet, hukuk ve siyaset arasındaki ilişkileri açımlarken, toplumda kendi kuruculuğunu hakim kılan sınıfların dayanak noktasının şiddet olduğunu sergiler.1 Bu sınıflar hakimiyet kazandıkları “ilk hareket ettirici” toplumsal değişimin ardından, ilişkilerin kurulmasından korunmasına şiddeti devlet tekeline alır ve diğer sınıfları silahsızlandırarak onları şiddet kullanımından menederler. Aksi takdirde söz konusu tekeli reddeden öznelerle amansız bir çatışma başlaması beklenir. Dolayısıyla sınıflı toplumlar tarihi bir bakıma devletin şiddet tekelini tanıma ya da reddetme tarihidir de.
Bu çatışma hattı çoğunlukla örgütlü şiddet formları arasında cereyan etse de özellikle baskı ve zorun kuvvetli ancak örgütlü muhalefetin zayıf olduğu zamanlarda bizzat tek tek bireylerin dahil olduğu örnekler de görülmeye başlar. Mangione örneği de bu kapsamda değerlendirilebilir.
LUIGI MANGIONE
Mangione burjuva bir ailenin çocuğu olarak Maryland’de doğmuş ve üniversite öncesi eğitimini ünlü Gilman Okulu’nda tamamlamıştır. Başarılı bir öğrenci olan Mangione, sonrasında Pennsylvania Üniversitesi'nde bilgisayar mühendisliği alanında lisans ve yüksek lisans dereceleri almıştır. Üniversite yıllarında ailesiyle mesafeli bir ilişki kurarak sade bir yaşam sürmeyi tercih ettiğine dair belirgin ipuçları mevcut. Sağlığı iyiyken TrueCar’da veri mühendisi olarak çalışan Mangione, beyaz yakalı bir işçidir. Bununla beraber, çalıştığı dönemde birçok beyaz yakalıya nazaran yıllık kazancının ve beraberinde yaşam koşullarının çok daha iyi olduğu elbette söylenebilir. Böylesi bir profilin yaşam koşullarını koruma karşılığında düzenle sıkı bağlar kurmaya eğilimli ehli bir birey olduğu sürekli tekrarlanan ezberlerden biridir. Bu örnekte ise bu ezber bozulmaktadır.
Mangione’nin yaşamı tüm olağanlığında akarken, zaman zaman karşılaştığı sırt ağrıları ağırlaşmaya başlamış ve akabinde kendisine spondilolistezis teşhisi konmuştur. Sonunda spinal füzyon ameliyatıyla sonuçlanan tedavi sürecinin onu bedensel, bilişsel ve ruhsal açıdan oldukça yıprattığı doğrudan kendi anlatılarından çıkarılabilir. Bu süreçte ayrıca sempati duyduğu birtakım anti-kapitalist fikirlerin, siyasal spektrumda etkilendiği diğer fikirlere göre daha bilinçli formlar kazandığı da yine ifadelerinden anlaşılmaktadır.
Mangione tedavi süresi boyunca yaşadıkları üzerinden ABD sağlık sistemini ve sigorta şirketlerinin işleyişini kar odaklı yapıları ve hasta aleyhine çalışan mekanizmaları nedeniyle sert bir dille eleştirir.2 Hastanelerle danışıklık içinde sigorta şirketlerinin tedavi onaylarını uzattığına, masrafları reddettiğine, ek masraflar çıkardığına, hekimlerin klinik kararlarını kısıtladığına, tedavi süresince primleri yükselttiğine ve böylece hastaları çaresizliğe sürüklediğine işaret eder. Örneğin kendi spondilolistezis hastalığı doğrudan ameliyat gerektirmesine rağmen, semptomları uzun süre fizik tedavi ve ilaçlarla bastırılmaya çalışılmıştır. Böylesi durumlarda sigorta şirketi hem sağlığı sistematik olarak yıpratılan hasta karşısında paranın zamansal korunumunu sağlar hem de asıl tedaviye ait masrafın sigorta şirketi dışında aranmasını teşvik eder esasen. Mangione’nin atıfta bulunduğu Feinman, sigorta şirketlerinin bu üçlü taktiğini “Delay, Deny, Defend” şeklinde sıralar.3
SIRADANIN ŞİDDETİ
Mangione, parazit olarak nitelediği sigorta şirketi UnitedHealthcare’in CEO’su Brian Thompson’ı hedef aldığında, eylemi ABD’de büyük bir şok etkisi yarattı. Kurşunlarda, Feinman’a atıfla, “Delay, Deny, Defend” sözcükleri kazılıydı. Mangione sağlık ve sigorta sistemine yönelik eleştirilerinin işaret ettiği sorunlarla dürüstçe yüzleşen ilk kişi olduğunu savundu ve böylece eylemini şiddete dayalı bir protesto olarak yorumladı.
Mangione’nin eylemi siyaset içinde birçok önemli tartışmayı tetikledi. Bunlar arasında sınıfsal açıdan devletin şiddet tekelinin kırılması da var. Böylesi bir fiilin “sıradan” bir birey tarafından gerçekleştirilmesi esasen çarpıcı bir durum. Öyle ki baskı ve zor ikliminin yoğunlaştığı ama örgütlü muhalefetin zayıfladığı bir ortamda Mangione, belli ki böylesi bir fiilde bulunarak etki yaratabileceğine inanmıştır. Bugüne kadar siyasal olarak sadece seçmen olan bir insanın, şiddete dayalı bir protesto eylemini oy verme işlemi kadar sade bir şekilde siyasete sokması, hem kritik bir reflekse işaret ediyor hem de siyasette şiddet tartışmasını yeniden gündeme getiriyor.
Mangione yalın bir anti-kapitalist bakış açısı dışında, eyleminin arkasında aslında ne ideolojik açıdan kuvvetli saiklere sahiptir ne de berrak bir düşünce yapısına.4 Karşısına aldığı kâr odaklı sağlık ve sigorta sistemine karşı verebileceği tek büyük zararın böylesi bir fiil olduğunu düşünüyor ve harekete geçiyor. Karşılaştığı adaletsizliğin toplumsal temsilini üstlenerek kendine, kendince bir sorumluluk biçiyor.5 Bu toplumsal bağlam dolayısıyla halkın büyük kesimi tarafından adeta aziz ilan edilmesi bu nedenle tesadüfi değil. John Q (2002) filmine ilham olmuş geçmiş olaylarda olduğu gibi, aynı adaletsizliğe maruz kalan milyonlarca insan kendisini destekliyor. #FreeLuigi etiketinde bu desteği açıkça ifade eden çok sayıda insan var.
Mangione’nin eylemini münferit bir olayın ötesinde değerlendirmek mümkün. Zira ABD, Mangione’den sonra Elias Rodriguez’in eylemiyle sarsıldı. Bu eylemin Mangione örneğinden birkaç ay sonra gerçekleşmesi bir rastlantı mı?
1 Walter Benjamin, “Şiddetin Eleştirisi Üzerine”, Benjamin içinde, Say, 2010, ss. 101-125.
2 Bkz. Luigi Mangione, kenklippenstein.com/p/luigis-manifesto
3 Jay M. Feinman, Delay, Deny, Defend, Portfolio, 2010.
4 Bkz. Branko Marcetic, “Luigi Mangione’s Anger Wasn’t Neatly Ideological”, Jacobin, 12.11.2024.
5 Eleştirel bir değerlendirme için bkz. Franco Bifo Berardi, New Heroes, e-flux, 15.01.2025.


