Şimdi ne yapacağız?

Yusuf Tuna Koç
19 Mart’ta İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınması sonrasında Türkiye’de siyaset yeni bir evreye girdi. Henüz ilk gün Beyazıt’ta üniversite öğrencilerinin aştığı barikatla halk darbeyi kabul etmediğini gösterdi. Gezi’den sonra ilk kez Türkiye’de 70’ten fazla kentte eylemler düzenlendi, üniversite boykotları, Saraçhane mitingleri ile “halk siyasete geri döndü”. Bu süreçte belki en büyük dönüşümlerden birini ise ana muhalefet liderliği yaşadı. Yıllardır Türkiye’nin geleceğini AKP-MHP eskisi sağcılarda, TÜSİAD ve Batı’nın dayattığı siyasi programlarda, iktidarın sınırladığı yerde politika yapmakta arayan muhalefet, yaşanan son süreçte halkın gösterdiği iradeyi benimsedi, tüm ezberleri yıkan halkın mücadelesine adapte oldu.
Ancak henüz hiçbir şey bitmiş değil. Ekrem İmamoğlu ve çalışma arkadaşlarının, belediye başkan ve personellerinin yanı sıra hâlâ onlarca genç, eylemlere katıldıkları için cezaevinde. Bahçeli’nin kimi iyimser liberalin umudunu kırarcasına tekrar ettiği üzere erken seçim gündemde yok. İktidar, önce Özgür Özel’e düzenlenen saldırı, ardından çözüm sürecine dair yeni gelişmelerle tekrar kendi gündemlerini dayatmaya devam ediyor. Öte yandan gerek CHP mitingleri gerekse de üniversitedeki eylemliliklerle halk sokakta olmaya devam etse de artık daha uzun vadeli bir muhalefet stratejisinin, birleşik ve hedefli bir yol haritasının tartışılma zamanı geliyor.
Bu hafta, Prof. Dr. Cangül Örnek ve ODTÜ Siyaset Bilimi Bölümünden araştırma görevlisi Özgürcan Alkan ile bundan sonraki süreçte nasıl bir yol katedilmesi gerektiğini, iktidar ve muhalefet stratejilerini, halkın siyasete katılım biçimlerini konuştuk.
***
CANGÜL ÖRNEK: TEK ÇÖZÜM SİYASETİN DAHA FAZLA HALKÇILAŞMASI
Türkiye’de halkın özünde muhafazakâr olduğunu varsaymasından ve bu muhafazakâr halka kendini beğendirmek için siyasi olarak uzlaşmacı bir görüntü vermesi gerektiğini düşünmesinden kaynaklanıyordu. Halbuki hiçbir halkın sabit bir özü olmadığı gibi, Türkiye halkının da böyle bir özü yok. Türkiye halkının bu tür tepkileri olmadığı yönündeki kötümserlik karşısında, toplumun dinamizminin farkında olan bir siyasetle yola devam etmek çok önemli.
***
ÖZGÜRCAN ALKAN: İKTİDARIN ZUGZWANG’I
Sol siyasetin, özellikle 2023'teki deprem felaketi sonrası dayanışma faaliyetlerinde nüvelerini belirgin biçimde gösteren ve iyi kötü bugüne taşıyabildiği önemli bir dönüştürücü potansiyeli hâlâ bünyesinde barındırdığını, kurumsal imzaların değil siyasal aklın ortaklaşabileceği bir zemin mümkün kılınabilirse bu potansiyelin geniş halk kesimleri tarafından kucaklanmasının sanıldığı kadar uzak bir ihtimal olmadığını düşünüyorum.




