Sınır ötesinde çatırdayan ‘süreç’

Yusuf Tuna Koç
Türkiye’de, geçtiğimiz yılın son günlerinde başlayan ‘terörsüz Türkiye’ süreci, içeride Erdoğan’ın iktidarının devamı ve yeni müttefiklerle desteklenmesinin yanı sıra ilk günden itibaren Suriye’deki gelişmelere odaklı şekilde ilerliyor. Nitekim 4 Aralık’ta Esad rejiminin AKP-İsrail-HTŞ ortaklığında devrilmesinin ardından ülkedeki ve bölgedeki yeni denklemin sonucu olarak, sürecin muhatapları da sınır ötesine yönelik niyet ve hayallerini gizlemiyorlar. Öcalan’ın “misak-ı milli ittifakı” çıkışı, Erdoğan’ın sürekli tekrarladığı “Türk-Kürt-Arap ittifakı” vurgusu, Bahçeli’nin Lübnan ve Osmanlı modeli önerileri, Kurtulmuş’un son derece mezhepçi bir arka planla yaptığı “Yavuz Selim-İdris-i Bitlisi” çıkışı, bu ilginin birkaç farklı örneği. Ancak Suriye’de işler, Ankara’da istendiği gibi gitmiyor. Şam’da eski cihatçıların hükümetinin imajı yaşanan katliamlarla sarsılırken, İsrail’in ‘istikrarsız Suriye’ planı giderek daha fazla öne çıkıyor. Tüm bu gelişmeler, içeride yürütülen sürece dair soru işaretlerini de artırıyor.
Bu hafta uluslararası ilişkiler uzmanı Alptekin Dursunoğlu ve gazeteci Hediye Levent ile Suriye’nin geleceğine yönelik yeni gelişmelerin ardından Türkiye içerisindeki siyasi hesaplar arasındaki ilişkiyi konuştuk, Önder İşleyen, süreci başlatan AKP-MHP ittifakının hem dışarıda hem de içeride ülkeyi soktuğu kriz içerisinde yaşadıkları çelişkileri ve mücadele imkanlarını yazdı.
***
ULUSLARARASI İLİŞKİLER UZMANI ALPTEKİN DURSUNOĞLU: İKTİDARIN SURİYE HESAPLARI TEHLİKEDE
ABD’nin bu bölge için tayin ettiği ‘bölge valisi’ Thomas Barrack hem Suriye hem Lübnan meselesinden sorumlu hatta Zengezur koridoru ile bile ilgileniyor. Bu ismin 23 Ağustos’a kadarki tüm açıklamaları Türkiye’nin tezlerine yakın duruyordu. Hatta SDG’ye Kürt müsünüz Suriyeli misiniz karar verin, size devlet vaat etmedik, Colani’ye biat edin deniyordu. Ancak Süveyde krizinden sonra işler değişti.
***
GAZETECİ HEDİYE LEVENT: SURİYE’DE ŞARAA KARŞITI CEPHE GENİŞLİYOR
SDG neden Şam’a entegre olmuyor sorusu var. Şam’ın yönetimine soru işaretiyle yaklaşanlar sadece SDG ya da öz yönetim değil. Azınlıkların yanı sıra Sünni Araplarda da soru işaretleri başladı. Suriye içerisinde şu anda tüm kesimlerin birinci korkusu can korkusu, ikincisi de kadim toplulukların yok oluş korkusu. Bu da SDG’nin yerel şartlar içerisinde silah bırakmasına engel oluyor. Peki SDG içerisindeki aşiretler neden Şam ile birlikte hareket etmiyor?
***
SOL PARTİ SÖZCÜSÜ ÖNDER İŞLEYEN YAZDI: GELECEĞİ İKTİDARIN HESAPLARI DEĞİL HALK BELİRLEYECEK
Muhalefet hareketi açısından önümüzdeki dönemin en acil görevi; şimdi İslamcılık temelindeki bir rejim dayatması eşliğinde sürdürülmeye çalışılan tek adam rejimine son verecek bir mücadeleyi, siyasetin bir konusu olmaktan çıkarılmış ezilen emekçi milyonların sessiz bir çığlık olarak yükselen gerçek sorunlarını merkeze alan toplumsal inisiyatif ve direnişlerin birleşik bir anlayışla ele alındığı bir mücadeleyi örgütlemek olarak öne çıkıyor.




