Sistem kara parayı çok seviyor
Son dönemdeki kara para operasyonlarında iktidarın eteklerinde zenginleşenler tutuklanıp mallarına el konulurken tutuklananların ifadelerine rağmen devletin tepesinde oturanların ortaklarına dokunulmuyor. Ortalığa saçılan dosyalar, ulaşılan bilgiler, kara para musluklarının nasıl çalıştığını, bunun rejimin karakteri olduğunu ortaya koyuyor. İktidarın sıcak para ihtiyaca arttıkça kayıtdışı ekonominin önündeki tüm engeller kaldırılıyor,

İktidar bilinçli bir tercihle Türkiye’yi kara para cenneti haline getirdi. Varlık Barışı, ucuza vatandaşlık satışı, ‘nereden buldun’ sorusunun yer almadığı cazip tekliflerle kara para ekonomisi yaratıldı. Hatta dünyanın suç örgütü liderleri, uyuşturucu baronları, ülkeye akın etti. Oteller, şirketler, gökdelenlerden daireler, ultra lüks araçlar satın alarak paralarını akladılar. Uluslararası bir kuruluş olan Mali Eylem Görev Gücü, Türkiye’yi kara paranın aklanması ve terörün finansmanı ile mücadele başlığında gri listeye aldı. 2023 seçimlerinden sonra uluslararası suç örgütlerine operasyonlar başladı. Baronların ultra lüks araçları polis otomobiline çevrilerek şov yapıldı. Ama kara para trafiğinin ‘yerli ve milli’ aktörlerine dokunulmadı. Kayıt dışı para ile faaliyetleri hız kesmeden devam etti. Yeni rejimde devletten güç koparan klikler farklı kara para musluklarının başını tutmuştu. Sistem buradan besleniyordu. Şimdi o musluklardan bazılarına operasyonlar yapılırken Saray çevresinde bir güç savaşı yaşandığı konuşuluyor. Bu teoriyi kara para operasyonlarının hep iktidarın eteklerindeki şirketlere yapılması destekliyor. Kirli paranın ağlarının hep iktidarın tepelerine uzanması bir rastlantı değil.
PAYFİX OPERASYONU
2023’te elektronik ödeme sistemi Payfix’in sahibi Erkan Kork’a yasa dışı bahis paralarının transferi ve aklanmasıyla ilgili dava açıldı. Ancak kara para ile suçlanan Erkan Kork’un kara parasıyla bir bankayı satın almasına, ödeme kuruluşu, kripto para lisansı ve TV kanalı sahibi olmasına izin verildi. Elbette kara para suçlamasıyla yargılanan Erkan Kork’un bu lisansları alması skandaldı. Bu izinleri kimin verdiği karanlıkta bırakıldı. Mart 2025’te ikinci operasyon yapıldı. Erkan Kork bu kez tutuklandı. Payfix hesaplarında sadece iki ayda 48 milyar TL’lik kara para tespit edildi. Sanıklar arasında Merkez Bankası’nda 19 yıl çalışıp sonra Erkan Kork’un şirketinde işe başlayan bile vardı. Ama bu skandal lisanslar, onların boyunu çok aşan işlerdi. Erkan Kork’u, 19 Eylül 2024’te BDDK Başkan Yardımcısı Mustafa Aydın’ın skandal düğününde takı takarken görüntülemiştik.
TEMİZ RAPORLARINI KİM VERDİ?
Erkan Kork ise ifadesinde suçlamaları kabul etmeyerek şöyle demişti:
“Geçen sene Bank Pozitif’i ve Payfix’i satın aldık. Kripto paradan dolayı lisans aldık. 9 Ocak’ta Flash TV’yi alırken temiz raporu aldık. Üzerime atılı bu suçlar varken, tüm bu işlemleri yaparken neden bana ‘temiz raporu’ verildi.” Erkan Kork bu soruyla kendisinin devlet içindeki ortaklarını işaret ediyordu.
Elektronik ödeme kuruluşu Papara’ya da operasyon yapılmış ve el konulmuştu. Papara’da ise 155 milyar TL’lik yasa dışı bahis parasının transfer edildiği iddia ediliyor. Bu kadar büyük bir paranın devletin denetim sistemlerine takılmadan yıllarca aktarılması mümkün değildi.
SAVUNMA SANAYİ OPERASYONU
Tarih: 15 Ağustos 2025. Çok garip bir operasyonlar zinciriydi. İktidar ihaleleri ile servet sahibi olan ama sadece muhalefet belediyeleriyle yaptığı işlerden dolayı suçlanan Aziz İhsan Aktaş, kendisine suikast yapılacağını iddia etti. Güya; İBB operasyonlarındaki ifadesi nedeniyle hedef alınmıştı. Ama akıl almaz suçlama bir anda savunma sanayi şirketi sahiplerine yöneldi. Suç örgütü lideri olduğu iddia edilen Selahattin Yılmaz, iş insanı Turgut Öner, Makine Kimya Endüstrisi’nin (MKE) eski başkanı İsmet Sayhan, Avukat Cem Duman, Avukat Semra Ilık tutuklandı. Selahattin Yılmaz, Turgut Öner, İsmet Sayhan Devlet Bahçeli’ye çok yakın isimlerdi. Sanıkların diğer ortak özelliği ise savunma sanayi şirketi sahibi olmalarıydı. Selahattin Yılmaz, bir savunma sanayi şirketi kurmuştu. Avukat Semra Ilık’ın da bir savunma sanayi şirketi ve iktidardaki isimlerle dolu bir fotoğraf albümü vardı. Avukat Cem Duman’ın ofisinde devasa Tayyip Erdoğan fotoğrafı vardı, Saray’dan gelen hediye kravatı açarken devlet ile yakın bağlantılarını anlatıyordu. Bu isimlerin hepsi Saray’ın çok yakınındaki bir kafede buluşuyordu. Bu kafe kendi aralarında el değiştiriyordu.
Sonuçta; ‘Suç örgütü üyeliği ve casusluk’ suçlarından başlatılan soruşturmada çok eski bir savunma şirketi olan ASSAN’ın sahibi Emin Öner ve şirketin genel müdürü Gürcan Okumuş da cezaevine atıldı. ASSAN yıllardır AKP iktidarıyla yakın temasta olan ve büyüyen bir şirketti. Ne değişmişti? Halen öğrenemedik. Ama bu soruşturmanın MHP’yi rahatsız ettiğine şüphe yoktu.
KİM BU DEVLET BÜYÜĞÜ?
Can Holding’in sahibi Kemal Can, Bilgi Üniversitesi, Doğa Koleji ve Ciner Medya Grubu’nu devlet büyüğü ve devletteki üst düzey yöneticilerin yönlendirmesiyle aldığını anlattı. Hatta Türk Telekom’un da kendisine satılmak istendiğini ifade etti. Ancak savcılık bu devlet büyüğü ve üst düzey devlet yöneticilerinin kim olduğunu bile sormadı. Hatta Kemal Can, Bilgi Üniversitesi’nin mütevelli heyetinin devlet yöneticilerinin yönlendirmesi ve onayı ile oluşturulduğunu söyledi. “İnanmazsanız bakın” dedi. Bilgi Üniversitesi Rektörü Ege Yazgan, Cumhurbaşkanlığı Ekonomi Politikaları Yönetim Kurulu üyesi. Üniversitenin mütevelli heyeti üyesi Ahmet Selim Köroğlu ise Cumhurbaşkanı Başdanışmanı. Yine oklar yukarıyı işaret ediyordu.
REZAN EPÖZDEMİR GÖZALTINA ALINDI
Ünlü Avukat Rezan Epözdemir’in ‘rüşvet, FETÖ’ye yardım ve casusluk’ gibi suçlamalarla gözaltına alınması iktidar içinde gerilimi tırmandıran bir adım oldu. AKP içindeki Şamil Tayyar, Metin Külünk gibi isimler, Rezan Epözdemir’in arkasındaki gücün Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Mehmet Uçum olduğunu iddia ettiler. Rezan Epözdemir’in bırakılması için ‘hatırlı’ kişilerin savcılığa baskı yaptığını iddia ettiler. Sonuçta Rezan Epözdemir’e sadece rüşvete aracılık suçlamasıyla iddianame hazırlandı. İktidar içindeki kavgada bu kez Saray’daki isim açıkça işaret edilmişti. Onu hedef gösterip ‘Yargının Tanrısı’ diyenler, devletteki çürümeyi de itiraf ediyordu.
PARAMOUNT OTEL
Sedat Peker’in ifşalarıyla gündeme gelen Paramount Hotel ile ilgili operasyon geçen hafta yapıldı. Sezgin Baran Korkmaz hakkında gözaltı kararı çıkarıldı. Tefecilik ve kara para aklama suçlaması yöneltildi. Cihan Ekşioğlu, Şaban Kayıkçı, Çağlar Şendil’in arasında olduğu şüpheliler gözaltına alındı. Cihan Ekşioğlu tutuklandı. Şaban Kayıkçı’ya ev hapsi verildi. Şaban Kayıkçı, belediye başkanlığı döneminden beri Tayyip Erdoğan’a çok yakın bir isim olan Mücahit Arslan ile bağlantılıydı. Bir devlet memuruyken Gübretaş’a ortak olan AsyaGaz’ın sahibi Şaban Kayıkçı’nın arkasındaki güç, Erdoğan’a belediye başkanlığı döneminden beri çok yakın olan Mücahit Arslan’dı.
İSTANBUL ALTIN RAFİNERİSİ A.Ş.
6 Ekim 2025’te Türkiye’nin en büyük 500 sanayi kuruluşu listesinde 5. sırada yer alan İstanbul Altın Rafinerisi A.Ş.’ye operasyon yapıldı. Şirket geçen yıl 230 milyar lira satış yapmıştı. Şirketin sahibi Özcan Halaç, Genel Müdür Ayşen Esen, şirket çalışanlarından Erkam Halaç’ın arasında bulunduğu 20 kişi tutuklandı. İddiaya göre; ithal edilen altınları, Türkiye’de üretilmiş gibi gösteriyor ve ihracatı yapılmayan ürünler için döviz kazandırdığı hilesi yaparak devlet desteği alıyorlardı. 543 milyon dolarlık sahte ihracat beyan edildi. Bu yolla devlet 12 milyon dolar zarara uğratıldı. Şirketin yönetim kurulunda 21. ve 22. dönem AKP milletvekili Prof. Dr. İrfan Gündüz vardı. Ancak soruşturmada onun adı geçmedi. İrfan Gündüz, İbn Haldun Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı. Üniversite Mütevelli Heyeti Başkan Vekili ise Bilal Erdoğan.
KRİTİK CAN HOLDİNG OPERASYONU SÜRÜYOR
Can Holding’e yapılan operasyon yeni rejim ile kara para düzeninin özetinden farksızdı.
1990’lardan beri sigara ve akaryakıt kaçakçılığı ile suçlanan Can Ailesi, AKP iktidarı boyunca devasa bir holdinge dönüşmüştü. Soruşturmada Can Holding’in Bilgi Üniversitesi’ni, Doğa Koleji’ni, Ciner Medya Grubu’nu kara para ile satın alarak para akladığı öne sürülüyordu. El konulan 121 şirket arasında 2 yıl içinde 88 milyar TL’lik kara para trafiği belirlenmişti. Elbette bunlar devletin gözünden kaçacak hesap hareketleri değildi. Koruma zırhı olmadan dünyanın hiçbir yerinde hiç kimse bu para transferlerini aklından bile geçiremezdi.
PARADA İMZASI OLAN BÜYÜK SKANDAL
TCMB’nin ana hissedarı olduğu BKM’de ihaleye fesat karıştırma, dolandırıcılık ve zimmet iddiasıyla operasyon düzenlendi. 100 milyon TL’yi aşan bir kamu zararı vardı. 200 TL’lik banknot üzerinde imzası olan eski TCMB Başkan Yardımcısı Emrah Şener, eski BKM Genel Müdürü Baran Aytaş ve yardımcısı Bora Koç’un arasında olduğu 8 kişi tutuklandı. Şüphelilerin Çipli Plastik Kart Alımı ile TROY (Türkiye’nin ödeme yönetimi) için düzenlenen ihalelerde usulsüzlük yaptığı iddia edildi. Emrah Şener’in Enarge isimli şirketin ihaleyi alması için usulsüzlük yaptığı öne sürüldü. Hatta TCMB’de stajyer olarak işe başlayan Muhammed Güven’i geçici görevle Singapur’a göndermiş ve paravan bir şirket kurdurmuştu. İhaledeki paraları bu şirkete aktarmıştı. Emrah Şener hakkında Boğaziçi Üniversitesi’ne verdiği projeler dahil yolsuzluk iddiaları vardı. Bilirkişi raporunda Rektör Naci İnci’nin de sorumlu tutulabileceği belirtilmişti. Yurt dışındaki öğrencilere verilmiş görünen yemek kartlarına bile çöktükler.
CİNER HOLDİNG VE BİNSAT’A UZANDI
Operasyon Ciner Holding’e sıçradı. Ciner Holding’in sahibi Turgay Ciner hakkında yakalama kararı çıkarıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın doğduğu Kasımpaşa semtindeki futbol kulübünü satın alan, adına ‘Recep Tayyip Erdoğan’ adını veren bir sermayedardı. Oğlu ve şirketinin yöneticisi tutuklandı. Can Holding soruşturmasının ilk dalgasında ev hapsi kararıyla bırakılan Can Yayın Holding Yönetim Kurulu Başkanı Kenan Tekdağ bu kez tutuklandı.
Can Holding operasyonunun ikinci dalgasında Binsat Holding Yönetim Kurulu başkanları Arafat Bingöl ve Cengiz Bingöl de gözaltına alındı. Şüpheliler yine Saray’ın eteklerindeki sermayedarlardı. Binsat Holding, AKP Genel Merkezi’nin, İstanbul İl Başkanlığı’nın güvenliğini sağlayan şirketti. Fotoğraf albümlerini Erdoğan ve AKP’nin üst düzey yönetecileriyle verdikleri pozlarla doluydu. Adli kontrol kararıyla serbest bırakıldılar.
Barış Terkoğlu, Can Holding soruşturmasının AKP’nin kurucularından Cüneyd Zabsu’ya kadar uzandığını ortaya çıkardı.
Cüneyd Zapsu’nun şüpheli olarak ifadesi alınmıştı.
İDDİALAR YİNE TEPEYE TIRMANDI
İsmail Saymaz’ın haberlerinden öğrendik; yolsuzluk iddiasının merkezindeki Enarge şirketinin kağıt üzerinde sahibi görünen Hüseyin Halit Özdamar, şirketin asıl sahibinin Taha Meli Arvas olduğunu söyledi. Taha Meli Avras Sermaye Piyasası Kurulu Başkan Yardımcısı olarak görev yapmıştı. 2023’te Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakan Danışmanı olmuştu. Geçen yıl Enerji Piyasaları İşletme Anonim Şirketi’nin Genel Müdürü yapıldı. Halen bu görevde ve Eti Maden İşletmeleri Yönetim Kurulu başkanı. Babası Ercümend Arvas ise 9 Nisan 2025’ten itibaren Cumhurbaşkanlığı Bilim, Teknoloji ve Yenilik Politikaları kurulu üyesi. Aynı zamanda Aselsan Yönetim Kurulu Başkanı. Kara para ve yolsuzluk operasyonlarının iktidarın eteklerinde gezmesi, hep aynı noktayı göstermesi rastlantı değil. Soruşturmaların bir noktada kesilip söz konusu devlet büyüğü ve üst düzey devlet yetkililerine gitmemesi de şaşırtıcı değil. Çünkü bu bir sistem. Belki de sadece kara para el değiştiriyor. Birilerinin pastadan alacağı pay büyürken birileri tasfiye ediliyor. Kara paranın kiri temizlenmiyor. Çünkü kirli elle temizlik mümkün değil…
Yazarın Son Yazıları
- Börekçi-Hollanda arası 60 kilo eroin
- Prof. Vicdan’dan özel hastane şikayetçi olmuş: Hastalar ilaçları aldıklarını söyledi
- 'Prof. Vicdan'a işkence: Cezaevinde merdivenden düşüp kriz geçirdi!
- Hüseyin Üzmez’in intikamı mı alınıyor: Yoksul ailelere ilaç yazan profesör vicdan hapse atıldı
- Eşit yurttaşlar


