Nurcan Bilge Gökdemir

nurcangokdemir@birgun.net

iktidarın yeni yol haritası tayini, mafya yapılanmaları, çeteleşmelerin yer aldığı bir düzlemde ilerliyor. İktidarı sürdürmek için kurulan kirli ortaklıkta, AKP ile MHP hem birbirlerini hem de tüm ülkeyi rehin aldılar.

Siyasi rehineler iktidarı
Fotoğraf: Depo Photos

31 Mart yerel seçimleri sonrası yeni dönemin startını ülkenin iki büyük partisinden biri olan AKP “yumuşama”, CHP ise “Normalleşme” ile tanımlıyor. “Normalleşme” vurgusu CHP’nin salt bir sözcük tercihi olmasının ötesinde anlamlar taşıyor, CHP bu niteleme ile geride kalan dönemin “Anormal” olduğunu göstermek ve sorumlularına da itiraf ettirmek istiyor. Bu anormalliğin sayısız örneği görüldü bugüne kadar ancak son günlerde yaşadıklarımız demokrasicilik oyununun bir tür resmi teyidi…

Elbette milat AKP iktidarı değil, öncesinin de çok normal olduğu söylenemez ama konumuz AKP ile 2002’de başlayan dönem. 

31 MART’A GETİREN SÜREÇ

31 Mart yerel seçimlerinin yapıldığı günün gecesi AKP’nin artık birinci parti olmadığının, aradan geçen 22 yılın sonunda ilk kez ikinci parti konumuna gerilediğinin ortaya çıkması ile başta iktidar ortakları olmak üzere tüm ülke yeni bir dönemin başladığını görüyordu. Bundan sonra kartlar yeniden karılacak mı, kim kiminle, nasıl yol yürüyecekti?

Ülkeyi bu kavşağa bir anda 31 Mart günü gelmedi, AKP’nin oyları son seçimlerde düşüyor;  bu düşüş bazen sandık oyunları, bazen seçim iptalleri, bazen de ülkeyi büyük bir kargaşaya sürüklemek pahasına görünmez kılınmaya, yok sayılmaya çalışılıyordu.

AKP, 3 Kasım 2002 seçimlerinde yüzde 34,28 oyla iktidara geldikten sonra 29 Mart 2004 yerel seçimlerinde oylarını yüzde 41,67 düzeyine çıkarttı. 22 Temmuz 2007’de ise yüzde 46,58 ile Türkiye siyasi tarihinde çok az siyasi partinin ulaştığı bir halk desteğini sağladı. 21 Ekim 2007’de yapılan ve Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi başta olmak üzere 5 maddeden oluşan Anayasa değişikliğinin oylandığı referandumda da yüzde 68,95 oranındaki bir çoğunluk AKP’nin isteğine “Evet” dedi.

BİRAZ ARTIŞ, BİRAZ DÜŞÜŞ

29 Mart 2009 yerel seçimlerinde yüzde 38,39 oranında oy alabilen AKP’nin oylarındaki düşüş 12 Eylül 2010’daki referandumda da görüldü. Bir önceki referandumda yüzde 68,95 olan halk desteği yüzde 57,88’e geriledi.

12 Haziran 2011 seçimlerinde oyları yüzde 49,83’e çıktı, 30 Mart 2014 yerel seçimlerinde de yüzde 43,16 oy aldı, AKP. 10 Ağustos 2014’de yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimini yüzde 50 oy zorunluluğunu kılpayı aşarak yüzde 51,79’la kazanan Erdoğan için bundan sonra alarm zilleri çalmaya başladı. 10 ay sonra 7 Haziran 2015’deoyları yüzde 40,87’ye geriledi. Tek başına iktidarı kuracak çoğunluğu elde edemeyen AKP, “istikşafı” görüşmeler adı altında sözde koalisyon kurma çalışmaları yürüterek bu seçimin sonuçlarını bir anlamda yok saydı, ülke büyük bir terör ortamına sürüklendi ve 1 Kasım 2015’te yapılan tartışmalı seçimin sonunda yüzde 49,50 oy oranını sağlayarak tek başına hükümeti kurdu.

KİRLİLİK HER DÖNEM

Bundan sonraki tüm seçimler tartışmalı ilerledi, sandıktan çıkan sonuca güvenilmemesini haklı çıkartacak görülmemiş sandık oyunları oynandı. 2017 yılındaki Anayasa değişikliği referandumu bunun zirve yaptığı bir gün oldu. Mühürsüz oy pusulaları geçerli sayılarak yüzde 51,41 oyla ülke resmen Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçti.

24 Haziran 2018’de yine tartışmalı bir seçim yapıldı ve Erdoğan yüzde 52,59 oyla yeni rejimin ilk Cumhurbaşkanı seçildi.

24 Haziran 2018’de yapılan ilk genel seçimde AKP yüzde 44,33 oy alabildi. 31 Mart 2019’da bu oy oranını korudu ancak çok sayıda belediyeyi CHP’ye kaptırdı. Bu seçim İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni AKP’nin kaybetmesi ve yeniden kazanmak için seçimleri yeniletmesi ile tarihe geçti. Ancak CHP’nin adayı Ekrem İmamoğlu oylarını arttırarak AKP’ye bir öncekinden daha büyük bir yenilgiyi tekrar tattırdı.

Sonrasındaki genel seçimlerden de AKP birinci parti, Erdoğan Cumhurbaşkanı olarak çıktı ama AKP’nin oyları 14 Mayıs 2023’te yüzde 35,62’ye geriledi, Erdoğan da koltuğunu ancak ikinci turda ve kılpayı koruyabildi.

OY EKSİĞİ MHP ORTAKLIĞI İLE TAMAMLANDI

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçişle birlikte MHP ile fiili bir koalisyon kurarak iktidarını koruyan AKP, halktan esas büyük tokadı 31 Mart 2024 seçimlerinde yedi. Herkesin en iyi de Erdoğan’ın gördüğü halk desteğinin azalması bu seçimde tescillendi, hiçbir sandık oyunu, siyasi manevra ya da YSK kararı ile yok sayılamayacak bu sonuç sonrası AKP’de “İktidarı kaybediyoruz” korkusu egemen oldu. Erdoğan, tüm örgütünü “Güneş karşısındaki buz gibi eririz” diyerek uyardı.

MHP’NİN YENİ OYUN KAYGISI 

Erdoğan’ın önünde iki yol vardı: Sonuçlarda büyük etkisi olan ekonomik buhranı ortadan kaldırma imkânı olmadığı için siyasal iklimi yumuşatmak, tepkileri en azından toparlanacak kadar süre kazanabilmek için bir ölçüde sönümlendirmek. Bunun bir oyun olduğunu, hayata geçirileceği konusundaki samimiyetsizliği en iyi bilenlerden olmasına karşın iktidar ortağı MHP’nin Genel Başkanı Devlet Bahçeli, bu söyleme tahammülsüzlüğünü hemen gösterdi. Parti tabanından gelecek tepkileri önlemekti bundaki amaçlardan biri ama esas temel gerekçe, AKP’nin MHP’yi iktidar otobüsünden indirerek başka bir partnerle yol yürüme ihtimali idi.

Bu noktada aslında bu ilişkide hep var olan bazen açıkça görülen bazen de perde arkasından sürdürülen gözdağları, meydan okumalar, tehditler gündeme geldi. Erdoğan’ın sözde demokratlığı bile MHP’de her düzeyden sert karşılıklar aldı. Erdoğan sert ve tahammülsüz tutumunu bu zeminde hiç kullanmadı, MHP’ye karşılık vermedi. Meydan okumalara başka yöntemlerle karşılık verildi.

İki ortağın kirli ilişkisi Sinan Ateş cinayeti ve Ayhan Bora Kaplan soruşturması ile görünür oldu. AKP, MHP’ye bu taşınması zor yükü, Sinan Ateş suikastındaki sorumluluğunu sızdırılan fotoğraflar ve belgelerle gösterirken MHP de Emniyet’teki hâkimiyetinden yararlanarak bir başka dosyayı parlattı. Ayhan Bora Kaplan soruşturması “Hepiniz suçlusunuz” dedirtecek karışık ilişkileri içermesine karşın MHP’nin AKP’yi tehdit yöntemi olarak yorumlandı.

ÜLKEYİ REHİN ALDILAR

İktidarı her ne pahasına olursa olsun korumak için kurulan ve korunan bu kirli ilişkiler aslında bir tür siyasi rehinelik. AKP’nin iktidarını sürdürmek için MHP’ye, MHP’nin de oy oranı ile uyumlu olmayacak şekilde sorumluluk da üstlenmeden iktidar olanaklarından yararlanmak için AKP’ye, Cumhur İttifakı’na ihtiyacı var. Bir başka gerçek daha var ki birbirlerinin tüm gizlerine de hâkimler, yani bu bir tür suç ortaklığı… En ağır sonucu ise iktidar uğruna birbirini rehin alan AKP ve MHP’nin, azalan halk desteğine rağmen iktidarda kalmayı sürdürmesi, tüm ülkeyi rehin alması…