Google Play Store
App Store

Bu slogana indirim yapan küçük perakende dükkânların vitrininde ya da televizyonların ucuz magazin programlarının jeneriğinde rastlarız çoğunlukla...

Bu slogana indirim yapan küçük perakende dükkânların vitrininde ya da televizyonların ucuz magazin programlarının jeneriğinde rastlarız çoğunlukla.

Küçümserim bu sloganı, beni sinirlendiren bir havası vardır bu sloganın, her ne kadar reklamcılar tüketicilerin ilgisini çekmek için bunu sıkça kullanırlarsa da amacına ulaşır mı, bilmem artık.

Ama bu yan yana üç kelime seçim sonrası Türkiye’nin hallerini açıklamaya çalışırken cuk oturdu diyebiliyorum.

Düşünüyorum,

Seçimlerde % 50 oy alan bir parti, Meclis Başkanının seçimi, Bakanlar Kurulunun açıklanması, Hükümet Programı, Güvenoyu gibi meselelerde hiç zorlanmadan işin gereğini yerine getiren bir parti.

Her şey güllük gülistanlık gibi…

Çankaya tepelerinde ve meclis koridorlarının da tam bir relaks halleri.

Ama dışarıda geniş hal kitlelerinin yaşadığı şoklar.

Yüksekova’da şehir merkezinde uzman çavuşlara yönelen suikast, arkadan Silvan kırsalında çıkan çatışma da 13 askerin hayatını kaybetmesi, BDP’nin Parlamentoya henüz giriş yapmaması.

Şike soruşturmaları, Özel yetkili savcının soruşturma öncesi ve sonrası taraftarları şaşırtan icraatları.

Hükümet İstifa sloganları ile yürüyüş yapan, polisle çatışan Fenerbahçe taraftarları.

Türkiye Futbol Federasyonu Başkanının içinde bulunduğu zafiyet…

Delillere ulaşamıyorum diye ağlayan TFF Başkanı.

Yüksek Askeri Şura Öncesi orduda yapılacağı belli olan tasfiye…

Hopa’da Derelerin Kardeşliği Platformunun, HES’lere diz çöktürmesini hazmedemeyen iktidar güçlerinin Hopa ve çevresinde direnişçi avına çıkması, hatta buralar ile de yetinmeyerek direniş avının halkalarını Ankara, İstanbul’a taşımaları.

Güya halkın yarısının oy verdiği kendi deyimleri ile “Muktedir” bir iktidar var.

Ama halkın yaşadığı peş peşe gelen şoklar.

Bir batı ülkesinde yaşansa bu olup bitenin beşte biri, ruh hastalıkları hastaneleri önünde izdiham olur, olanlara anlam veremeyen batılı halk arasında toplu intiharlar yaşanırdı.

Bir siyasi iktidarın tek başına hükümeti oluşturduğu bir ülkede bunlar olabiliyorsa o iktidarın” Muktedir&Acz”  ikilemi içerisinde olduğunu göstermez mi?

Bütün bunlar olup biterken Zahit’in pis pis sırıtarak tutuklanmasına ne dersiniz, polise uğramadan karakol yüzü görmeden cezaevini boylayan Fener davasının Jönü Zahit’e bu süreçte Limon Kolonyası görevi üstlenen Zahit’e ne dersiniz?

Düşünüyorum, futbolda bir şike olayı yaşanmış, dalgalar Ergenekon operasyonlarını aratmayacak gibi…

Futbol Federasyonu Başkanı feryat ediyor,” Karar veremiyorum, delillere ulaşamıyorum” salya sümük muhabbetleri.

A benim aslan kardeşim, hastane zinciri yapmayı biliyorsun her şeyi biliyorsun, Türk futbolunun başına geçmeyi biliyorsun da, delillere ulaşamamaktan mı yakınıyorsun.

Sen adresi şaşırmışsın Aydınlar!

Delillere ulaşmak mı istiyorsun?

Ben sana bir yol göstereyim âcizane,

Git Taraf gazetesine, bul Mehmet Baransu’yu, git Takvim gazetesine bul Rasim Ozan Kütahyalıyı, soruşturma dosyalarının bir takım fotokopisini de sana çektiriversinler.

Ne ağlayıp duruyorsun ki!

Sana üç beş lira fotokopi parasına mal olur.

Hatta üçüncü dalganın, dördüncü dalganın, hatta hatta merak ediyorsan Yüksek Askeri Şurada emekli edilecek generallerin bile listesine ulaşabilirsin.

***                                                         

Bırak ısınmayı tutuşan bir ekonomi,

Bozkırların inanılmaz sıcaklığında toprağa düşen bedenler,

Heykelle, sanata, kitaba, derelerin kardeşliğine dahi tahammül gösteremeyen bir iktidar,

Emperyal bir ülke olmak için yırtınan, sınır ötesi hayalleri olan bir iktidar,

Parlamentosu dikensiz gül bahçesi olan bir ülke,

Danıştay’dan dönen bir yasa için, “Olsun yeni kanun çıkarırız” diyen bakan.

Dört kişiden bir kişinin işsiz olduğu ve işsizlik rakamlarını, enflasyon oranlarını yanıltmaktan, saklamaktan başka görevi olmayan İstatistik Kurumu…

Demokrasinin bu ileri halleri güzel şey be kardeşim…