Google Play Store
App Store

Mamdani, Corbyn ve Mélenchon’dan çıkarılacak ders çok açık: Sol, taviz vermek ve merkezin peşinden koşmak yerine, cesur, tutarlı ve halkın taleplerine uygun bir program sunduğu zaman kazanıyor.

Sol bir siyaset ne yaparsa kazanır?
New York belediye başkanlığı ön seçimini kazanan Zohran Mamdani, sosyal politikalar sürdüreceğini söylemişti. (Fotoğraf: AA)

Hamza SHEHYAR

Zohran Mamdani’nin kazanması beklenmiyordu. New York Belediye Başkanı Andrew Cuomo gibi gayri menkul çıkarları ve İsrail lobisi tarafından desteklenen bir adaya karşı Demokratik Sosyalist Mamdani fazla radikal görülen bir programla çıktı. Programın temelinde kira kontrolü, New York Polis Departmanının finansmanının kesilmesi, uygun fiyatlı konutlar için kamu harcamaları, belediyenin açacağı manavlar ve Filistin kurtuluşuna tavizsiz destek vardı. Yine de tüm engellere ve karşısındaki elitler konsensüsüne rağmen Demokrat Parti ön seçimlerini kazandı ve Kasım ayındaki seçimin sonunda New York belediye başkanı olması bekleniyor.

Her ne kadar bu sürpriz zaferi yükselen faşizm karşısında tekil bir başarı olarak görülse de Mamdani’nin zaferi daha genel bir eğilimin parçası. Jeremy Corbyn’in 2024’teki bağımsız milletvekili kampanyası ve Jean Luc Melenchon ile Yeni Halk Cephesinin bir önceki sene Fransa parlamento seçimlerindeki zaferini takip ediyor. Buradan alınacak ders açık: solcu bir aday halkın taleplerini taahhüt ederse, kendi değerlerine sıkıca bağlanırsa ve tabanını güçlendirirse, kazanır.

Çok uzun süre liberal ve merkezci stratejistler aşırı sağı yenebilmenin tek yolunun onu taklit etmek olduğunda ısrar ettiler; göçmen düşmanlığına teslim olmak, Filistin’den vazgeçmek ve neoliberalizme sadık olmak. Bu kampanyalar ise aksini kanıtladı. Hepsi de taviz vermeyi reddettikleri için başarılı oldular. Ciddi bir taban örgütlenmesi üzerinden seçmenlere cüretli programlar ve ilkeli siyaset önerdiler ve karşılığını aldılar. Solun öğrenmesi ve her yerde tekrar etmesi gereken bir strateji.

ÜÇ KAMPANYA – ÜÇ İLKE

Üç farklı ülkede, siyasi sistemde ve seçim ortamında, Zohran Mamdani, Jeremy Corbyn ve Jean-Luc Melenchon’un kampanyaları seçmenlere müesses nizamın veremeyeceği bir şey önerdikleri için başarılı oldular: umut, netlik ve somut maddi değişim vaadi. Farklılıklarına rağmen bu kampanyalar, gelecek tüm sol hareketlerin hatırlaması gereken üç temel ilke üzerine kuruldular.

I. POPÜLER VE İDDİALI BIR POLİTİKAYLA YÜRÜMEK

Bu kampanyaların üçü de basitçe aşırı sağ ile mücadele etmek ya da “demokrasiyi savunmak” gibi yönetim merkezinden gelen ve söylevsel bir muhalefetten fazlası olmayan güvenli liberal stratejileri reddettiler. Bunun yerine işçi sınıfının karşı karşıya olduğu gerçek krizlere işaret eden manifestoların gücü ile ivme kazandılar.

Mamdani’nin kampanyası barınma adaletini merkeze aldı. Evrensel kira kontrolü, zorla çıkarmaların ertelenmesi ve kentin finansmanıyla uygun fiyatlı konut inşası planları vaat etti.  Polis Departmanından yapılacak kesintilerin bakım, ulaşım ve iklim altyapısı için harcanmasını talep etti. Bunlar retorik fikirler değil. Topluma Hizmet Grubunun Şubat ayında yayınladığı ankete göre New Yorkluların %78’i tahliye güvencelerinde “geçerli sebep olmasını, %81’i ise kira sabitliğini savunuyor.

II. İLKELERDEN VAZGEÇMEMEK

Siyasi nizamın her üç kampanyanın da taviz vermesi için yalvardığı bir konu varsa o da Filistin. Üçünde de tavizi reddettiler ve daha güçlü desteklediler.

Mamdani Filistin Kurtuluşunu desteklediği için acımasız saldırılara maruz kaldı. Büyük sermayenin bağışları ve İsrail destekçisi lobilerin desteklediği Andrew Cuomo, onu antisemitist olmakla suçladı. Ancak Mamdani geri adım atmadı. Örgütlerle omuz omuza durarak ateş çağrısı yaptı ve Filistin için Boykot, Yatırımların Geri Çekilmesi ve Yaptırımlar (BDS) hareketini açıkça destekledi. Kasım 2023 gibi erken bir tarihte Beyaz Saray önünde Gazze’de ateşkes talebiyle yapılan beş günlük açlık grevine katıldı. Gösterdiği dayanışma şimdi viral haline gelmiş bir videoda, adaylar arası münazarada “Yahudi bir İsrail devletinin var olması gerektiğini düşünüyor musunuz?” sorusuna verdiği cevaptaki tavizsizliği, yalnızca popülerliğini artırdı, özellikle genç seçmenlerde ve azınlık grupları içerisinde.

III. KİTLE ÖRGÜTLENMESİ SERMAYEYİ YENEBİLİR

Bu zaferlerin hiçbiri reklam kampanyaları ve milyarder destekçilerle gelmedi. Hepsi de gönüllülere, kapı kapı gezmeye, ortak yardım ağlarına dayanan bir hareket inşası temelinde kuruldu.

Mamdani’nin faaliyet alanı kiracı birlikleri ve toplumsal örgütlerle güçlendi. Kampanyası, bağış toplama açısından Cuomo’nun komitesiyle yarışamazdı, ancak 120 bin kapı çaldı, birçoğu da tarihsel olarak sandığa gitme oranı çok düşük mahallelerde. Verdiği mesaj danışmanlar tarafından değil, politikaların en çok mağdur ettiği insanlarla kurulan diyaloglarla biçimlendi.

GÜVEN KAZANMAK NETLİKTEN GELİR

Bu kampanyaların hiçbiri daha fazla para, daha iyi basın ya da kurumsal destek sayesinde gelmedi. Kazandılar çünkü siyasal nizamın yıllardır yalnız bıraktığı halka ulaşma konusunda netlik, inanç ve sadaat gösterdiler. Saldırılar, hakaretler ve manipülasyonlar karşısında yumuşamadılar.

Mamdani soykırımın başından beri Filistin’i desteklediği için kötüleniyor. Melenchon kendi koalisyon ortakları ve basın tarafından “soykırım” ifadesini kullandığı için hedefe koyuldu. Corbyn kendi partisinden atıldı ve İngiliz siyasi tarihinin en uzun süreli itibar suikastına uğradı. Yine de bunların hiçbiri politikalarından da mesajlarından da vazgeçirmedi. Siyasi duruşlarını örtmeye çalışmadılar ve insanlar buna karşılık verdi.

Bu kampanyalar netliğin ve güvenilirliğin bir yük olmadığını gösterdi. Böyle ivmeler yapay şekilde kazanılamaz. Temsil etme iddiasında bulundukları halkla, halk için her gün mücadele ederek, tabanda olarak kazanılır.

SAĞ SANDIĞINIZ KADAR POPÜLER DEĞİL

Mamdani’nin ön seçim zaferi aşırı sağın şahlanan yükselişinin ortasında bile faşizmin kaçınılmaz olmadığının önemli bir göstergesi oldu. Sürekli olarak halkın sağa kaydığı söyleniyor. İşçi sınıfının gerici olduğun söyleniyor. Milliyetçiliği desteklemenin, mültecilere düşmanlık duymanın ve kemer sıkma politikanın yeni normal olduğu söyleniyor. Ancak insanların gerçekten ne istediğini söylediklerine kulak kesilirseniz bu anlatı alt üst oluyor.

İngiltere, ABD, Fransa ve ötesinde bunun kanıtı ortada: Halk düzen partilerinin “gerçekdışı” gördüğü şeyleri istiyor. Kamu hizmetleri, iklim uygulamaları, adil ücretler, kira kontrolleri ve soykırımcı savaşların sonu. Eğer sağ kazanıyorsa daha fazlasını önerdiği için kazanmıyor, “Sol” hiçbir şey önermediği için kazanıyor.

Temmuz 2024 tarihli Data for Progress anketine göre, partilerin başa baş olduğu eyaletler ilerici politikalara büyük oranda destek veriyor. %63’ü kira artışlarına üst limit olmasını destekliyor. %62’si sağlık hizmetini güvence altına alacak ve tüm sağlık borçlarını ortadan kaldıracak bir tekil ödemeli sağlık sistemini destekliyor. %72’si zenginlerin vergilendirilmesiyle sosyal güvenliğin genişletilmesini destekliyor. %59’u uygun fiyatlı en az 2 milyon konut inşa edilmesini destekliyor. Filistin konusunda, tüm Amerikan seçmenlerinin %70’i, Demokrat Parti seçmenlerinin ise %83’ü daha geçen yılın Mayıs ayında Gazze’de ateşkesi destekliyordu. Bunlar temelsiz fikirler değil. Ancak buna rağmen siyaseti domine eden gündemler sınır kontrolü, fosil yakıt teşvikleri ve savaş suçlarına karşı iki partinin ortak sessizliği. Bunun sebebi insanların böyle istemesi değil, sosyal demokratların başka bir şey yapmayı reddetmesi.

Yani sorun insanlar değil. Sorun onlara sunulan politikalar.

Şüpheniz olmasın, Mamdani New York Belediye Başkanı olduğu zaman sermaye lobileri, gayri menkul çıkarları ve ana akım partiler, hedeflerine engel olabilmek için ellerinden geleni yapacaklar. Aynı Macron’un Yeni Halk Cephesinin hükümet kurmasına izin vermediği gibi Mamdani de sabotajla, siyasi engeller ve insafsız medya saldırılarıyla karşı karşıya kalacak. Ancak tüm bunlar kampanyasının ya da solun alabileceği derslerin önemini zayıflatmıyor.

Çünkü Mamdani, Corbyn ve Melenchon’dan çıkarılacak ders açık: Sol taviz vermekten vazgeçtiği zaman kazanıyor. Merkezin peşinden koşarak değil, netlik, cesaret ve insanların oy vermeye gitmesine değecek bir programla. İnsanlar sağa kaymıyor, yalnız bırakılmış durumdalar. Ancak kendilerini temsil eden, gerçek bir şey önerirseniz, kalabalıklar içine katılıyorlar.

Gelecek sol kampanyalar, ne kadar büyük ya da küçük olursa olsun bundan ders almalı. Hareketlerini tabanda kurmalı. Temel ilkelerinden geri adım atmamalı. Tartışma koşullarını sağın belirlemesine izin vermemeli. Çünkü ana akım stratejistler ya da analistler ne derse desin: Sosyalizm iyi siyasettir.

Kaynak: counterpunch.org

Çeviren: Yusuf Tuna KOÇ