Google Play Store
App Store

Zaman Gazetesi’nin meşhur “yaftalamadan düşün” reklam kampanyasını görünce acı acı gülmüştüm. 6 yıl önce yaptığım bir reklamın bire bir kopyasıydı...

Zaman Gazetesi’nin meşhur “yaftalamadan düşün” reklam kampanyasını görünce acı acı gülmüştüm. 6 yıl önce yaptığım bir reklamın bire bir kopyasıydı bu kampanya. Gitgide kafası da adı gibi “dumanlı” olmaya başlayan beyefendiye hak etmediği kadar nazik bir mektup attım ve “şimdi ben size hangi yaftayı yapıştırmalıyım?” diye sordum.


İki gün önce bir kamp dolusu CHP’linin içine düştüm. Bu tuhaf insan kümesi, aleyhlerinde yazdığım onca söze rağmen, beni (dahası “ex-ulusalcı” Enver Aysever’i) konuşmacı olarak davet etmişlerdi.


Onlar bizi aralarına almış konuşurlarken ben yafta post-it’ime keçeli kalemle yazıp yazıp alınlarına yapıştırmaya başladım.


Şu beyaz saçlı adam “Ergenekoncu” olmalıydı, yanındaki bıyıklı “Gizli İP’li” olabilirdi, uzun bacaklı güzel kızın alnına “Ukala elitist” yaftası pek yakışırdı, Mersinli olduğunu söyleyen oğlana da “Kemalist darbeci”yi yapıştırmalıydım.
Aslında çeşitlendirme yapmaya gerek de yoktu, hepsine yekten “Ergenekoncu” veya “Darbeci” diyebilirdim.


Beni dinlemeye çalışan şu cahil, karanlık, faşist kalabalığı ağzımda her an fırlamaya hazır bir tükürük varmış gibi tedirgin bir sırıtışla uzun uzun izledim.


CHP son genel seçimde AKP’nin seçim bürosu gibi çalıştı. Ankara’da yaptırdıkları UFO’ya benzeyen enteresan binada halka uzaylı gibi bakmaya alışmış mürettebat, dünyanın en saçma söylemiyle oy istedi.


Oysa görmek için keskin gözler gerekmiyordu. Veri durumda siyasi partilerin yapması gereken tek şey “sevenler”e değil, “sevmeyenler”e ve daha önemlisi “ilgisiz olanlar”a seslenmektir.


Bu ÖDP ve DTP için de geçerlidir.


Siz seçim sırasında AKP’nin kendi oy tabanına hitap eden bir tek sözünü duydunuz mu? Yedi yıldır iktidardalar, “mücahit”ken ettikleri isyanları “mütahit”ken edebildiler mi? Üstelik yerel yönetimler, iktidar, Meclis ve cumhurbaşkanlığı ellerinde. Ne koalisyon yapmak zorundalar, ne uzlaşma peşinde koşmak.


Buna rağmen AKP sürekli olarak ve sadece “ne kadar modern” olduğunu kanıtlamaya çalışıyor. Yaptığı tek şey bu. Çünkü ancak bunu söyleyerek “ortadaki” yüzde 27 oyu alabilir.


CHP yönetimi ise çılgınca bir yarışla “ne kadar Atatürkçü” olduğunu kanıtlamaya çalışıyor. Ama bu zaten bilinen bir şey değil mi? Eğer AKP de, CHP’nin yöntemini benimseseydi harıl harıl “ne kadar Müslüman” olduğunu söylemesi gerekirdi.
Postmodern dünyada ideolojik köken, partinin yönetim mekanizmasını oluşturuyor. “Seçilmek” için ise o idelojik kökenin tam tersindeki partilere oy vermiş olanları (oy tabanlarını değil) tavlamak gerek. Bir ilkokul öğrencisinin dahi akıl yürütebileceği bir konuyu CHP yönetimi nasıl düşünemedi?


Geçen gün CHP’li bir belediyenin “ramazan şenliği”ne denk geldim. Bando en yüksek perdeden “Onuncu Yıl Marşı”nı çalıyordu. Ne demeli şimdi buna?


Sağ partiler yoksulluğu sever. Bir yoksul boynunu bükse ona “üç kuruş sadaka” verir. Sağ parti için yoksulluk, sürdürülmesi gereken kazançlı bir durumdur. İnsanlar yoksul ve sessiz kalabildiği oranda, çok düşük maliyetle “memnun” edilebilinir.


Din, sağcılar için (veya tarafından) yaratılmış bir hazinedir. İstanbul’un ortalama 500’er bin nüfusa sahip “gecekondu apartman” bölgelerinde AKP, yüzde 80’e varan oylar alıyor. Acaba neden? Sizce “Onuncu Yıl Marşı”nı çalsa, birkaç oy da CHP alabilir mi?


CHP böylesine yanlış bir iletişimle yüzde 21 gibi rekor bir oy aldı. İnsanlara ekmek, aş, su diye tek kelime etmeden, sadece “Onuncu Yıl Marşı”yla bu oyu almak muazzam bir başarı. Ama o kadar. Anlaşıldı ki bu marşın gücü anca yüzde 21’e yetiyor.


AKP önümüzdeki genel seçimde oyunu azaltmamak için her şeyi yapacak. Size basit senaryoyu anlatayım; “Kürtlere açılım, saçılım vs diyerek çiçek dağıtacak ki, özellikle Batıdaki Kürt oylarını kaybetmesin. Sonra zaten bir iki ay içinde büyük trajik olaylar olacak. AKP, biz elimizden geleni yaptık ama bakın siz bu işi bozuyorsunuz, diyerek geri çekilecek. Kışa doğru bir boşluk olursa başörtüsü ile ilgili bir tartışma çıkartacak. Bu tartışma hiçbir yere bağlanmayacak ama böylece bir kez daha “elit”lere meydan okumuş olacak... İlkbahara gibi Karadeniz ve İç Anadolu milliyetçi oylarını kaybetmemek için “ölürem sana bayrağım” diyen ilanlar basacak.


Böyle böyle bir yıl idare ettikten sonra ilk seçimde yüzde 40 oyu yine kapacak. Neden? Çünkü geriye dönüp baktığında hemen herkes AKP’den bir çiçek almış olacak; zıt kutuplar bile... İşte Deleuze okumuş muzaffer bir parti.
Bu esnada CHP ne yapacak? AKP’nin yaptığı her şeye karşı çıkacağı için, “geriye dönüp baktığında” hemen herkes CHP’den bir kaktüs almış olacak.


Geriye sadece “Onuncu Yıl Marşı” kalacak.


Kampta CHP’lileri yaftalamayı sürdürürken bir an durdum. Bu insanların belki de tamamı kıt kanaat maaşlarla, onurlu bir şekilde yaşamaya çalışan aydın kişiler değil miydi?


Durduğumu gören Bitlisli güngörmüş bir CHP’li gülerek konuştu:
“Yaftalarını yapıştırmaya devam et kuzum. Hiç olmazsa alnımızda yazan yazıyı kapatırsın.”