Tam da sosyalizm öldü derken
Mamdani'nin zaferi, sosyalist hareketin Demokrat Parti içinde yükselişini inkâr edilemez hale getiriyor. Bu, demokrat sosyalistler ve işçi hareketleri için geniş bir yol açarak partinin çürüyen müesses nizamının yerini alabilme çabalarını hızlandırdı.

Branko MARKETIC
Andrew Cuomo, Zohran Mamdani’ye karşı kendi siyasi hayatı için verdiği mücadelenin sonuçlanacağı seçimlerden bir hafta önce Fox News kanalına verdiği mülakatta “Şu an Demokrat Parti içerisinde sessiz bir iç savaş yürüyor” demişti. “Ana akım ılımlı demokratların karşısında aşırı sol var, radikal sol var, Bernie Sanders, Alexandria Ocasio-Cortez, Mamdani de bu hareketin taşıyıcısı.”
Cuomo, “Bu seçim de bununla ilgili. Bu bir iç savaş… Eğer aşırı sol baskın çıkarsa bu bence Demokrat Parti’yi ülke çapında yok edecek. Burası sosyalist bir ülke değil.”
ABD sosyalist bir ülke değil. Ancak en büyük ve en zengin şehri, finans sektörünün kalbi, ülkede en fazla milyarder olan, her 24 kişiye 1 milyoner düşen kent, üç ayaklı bir yarışta oyların çoğu ve 9 puanlık bir farkla bir sosyalisti, hem de büyük bir hevesle belediye başkanı seçti.
Mamdani, biri hariç şehrin tüm ilçelerinde gözden düşen Cuomo’ya karşı açık ara farkla kazandı. New York, seçim gecesi Trump dönemi Demokrat Parti siyasetinin karakterini oluşturan, somut bir hedefin değil Trump düşmanlığının ana motivasyon olduğu, seçmenlerin yalnızca Başkan’a karşı oy vermeye gitmediği tek kentti.
KAZANMAYA BAŞLADI
Mamdani’nin zaferi Cuomo’nun tarif ettiği iç savaşta solun şimdiye kadarki en büyük zaferi oldu, bu savaş 10 sene önce Sanders Demokrat Parti adaylığı için öne çıktığında söylediklerinin hem kendisi hem de destekçilerinin beklemediği kadar büyük bir destek görmesiyle başlamıştı. O günden bu yana bu savaşta Sanders’ın ilham verdiği hareket devamlı acı verici yenilgiler alıyordu; 2020’de Vermont senatörünün görülmemiş biçimde önce ilk 3 ön seçimi kazanıp sonra geri kalan hepsini kaybetmesi bunların en çarpıcılarındandı.
Yine de Sanders’ın 2020’deki mağlubiyeti solda birçok kişiyi ümitsizliğe sürükledikten sonra komik bir şey oldu: Sosyalistler kazanmaya başladı.
Şu an 40 eyalette 250’den fazla Amerika’nın Demokratik Sosyalistleri (DSA) üyesi seçilmişler arasında, bunların %90’ı 2019 sonrasında seçildi ve kent konseylerinden eyalet meclislerine ve ABD kongresine kadar her konumu kapsıyor. Kongrede kime sorduğunuza bağlı olarak en az 9 solcu vekil var. Bunların da en az 4’ü aynı Mamdani gibi ya faal ya da eski DSA üyesi, onların dışında 2 üye de 2024 seçimlerine kadar iki dönem üst üste vekillik yapmıştı.
Minneapolis ve Portland, Oregon gibi kimi yerlerde sosyalistler kent konseylerinde ilerici çoğunlukların kurulmasını sağladı. Sosyalist konsey üyeleri, Minneapolis’te ortak araç sürücüleri için asgari ücret belirlenmesi, Chicago’da bahşiş alan çalışanlar için alt asgari ücret sisteminin kaldırılması, New York’taki kiracıyı koruyan yasalar çıkarılması ve 2023’teki karbonsuzlaştırma yasası gibi önemli kazanımlarda öncü rol oynadılar.
EN BÜYÜK ZAFER
Mamdani’nin zaferi bu “savaştaki” son ve bu zamana kadarki en büyük zaferi oldu. Teknik olarak sosyalistler çoktandır üst düzey kademelerde seçim kazanıyordu: Sanders’ın yaklaşık 20 yıldır Senato’daki koltuğu örneğin ya da ‘ekibin’ kongrede tuttukları yer ki AOC’nin Kongre zaferi, Kongre sözcülüğüne hazırlanan bir ismi kariyerinden etmişti.
Ancak bunlardan hiçbirinde New York belediye yarışında Mamdani’nin rakibine harcanan parayla yarışamaz. Mamdani’nin rakipleri 36 milyon dolardan fazlasını harcayarak Amerikan tarihindeki en pahalı ön seçimi gerçekleştirdiler: Amerikan İsrail Kamu İlişkileri Komitesi’nin (AIPAC) desteği sayesinde geçtiğimiz sene sosyalist Kamaal Bowman, Temsilciler Meclisi’ndeki koltuğunu kaybetmişti.
Aynı şekilde daha önce hiçbir seçim dönemi, Mamdani’nin kampanyasının hiçbir desteği olmayan bir adayın son derece kalabalık bir aday adayı listesi içerisinden çoğunluğu alarak çıkabilmesi gibi ulusal çapta dikkati çekmemişti. Ayrıca bugüne kadar bir sosyalistin kazandığı en büyük konum olarak Mamdani’yi doğrudan 8,5 milyon nüfuslu kaotik bir şehrin ve 11 ülkeden daha büyük bir ekonominin doğrudan idaresine getirdi.
Demokrat Parti müesses nizamının bu sonuçta kendilerinden başka suçlayabilecekleri kimse yok. Mamdani’nin Cuomo’ya karşı zaferi Demokrat Parti’nin başarısız (ve Biden örneğindeki gibi görev için yetersiz) kadrolar etrafında toplandığı, iktidarın devamlı Trump’a devredildiği, 2 yıl boyunca Amerikalıların çoğunu utandıracak şekilde inatla İsrail’in soykırımını desteklediği bir durumda gerçekleşebildi. Aynı Trump’ta olduğu gibi Demokrat Parti solu da bertaraf edebileceğini sandı, bugün geldiği noktada ise seçmenlerinin yaklaşık üçte ikisi tarafından sevilmiyorlar.
Bu başarısızlık demokrat sosyalistler ve işçi hareketleri için geniş bir yol açarak partinin kelimenin gerçek anlamıyla çürüyen müesses nizamının yerini alabilme çabalarını hızlandırdı. New York’ta yaşananın benzer bir versiyonunu şimdi tüm ülke çapında gözlemliyoruz: Ön seçimlerde ivme kazanan dışlanmış popülistlerin yükselişi, Michigan’da Abdul El-Sayed, sendikaların desteklediği popülist Dan Osborn’un eyaletteki Demokrat Parti yönetimini reddederek kazanması ve Maine seçmeninin, Demokrat Parti müesses nizamı tarafından düzenlenen karalama kampanyasına rağmen sol hizip Graham Platner’e sahip çıkması gibi.
Demokrat Parti seçmenleri uzun süredir kendileriyle alakası olmayan, fakat şimdi söz verebildikleri tek şey olan Trumpizmi yenme konusunda da başarısız oldukları ortaya çıkan liderliklerine olan inançlarını kaybettiler. Bugünkü parti liderlerinin içeride iyi örgütlenmiş bir ayaklanmayı, 2016 ve 2020’de Sanders’a karşı yaptıkları gibi çevirebilmeleri zor gözüküyor, hatta Mamdani’nin yükselişi karşısındaki acizlikleri bunu başaramayacaklarının kanıtı oldu.
Bu fosilleşmiş nizamı yenilgiye uğratabilmek, aşırı sağa karşı etkili bir mücadele verebilmek için mecburi önkoşul. Mamdani’nin zaferi tüm ülkede benzer çabalar güdenlerin hedeflediği vurucu hamle oldu, aynı tüm dünyadan milyonlarca insanın bu giderek karanlıklaşan gidişatta umut bulabilmek için bu seçimi pür dikkat takip etmesi gibi.
Gerçekte hiçbir şey göründüğü kadar umutsuz değildir. Ancak Mamdani’nin zaferini geçtiğimiz yıllardaki daha mütevazı zaferlerden ayıran aynı zamanda daha iyi bir dünya umudu üzerine kurulu bir hareketin kendisini kandırmadığının somut bir kanıtına dönüşmesi. Bu tüm seçim sonuçlarından daha büyük bir zafer.
Kaynak: jacobin.com
Çeviren: Yusuf Tuna KOÇ


