Tanrı Amerika’yı korusun!
Savaş gemileri etrafımızda, istediği lideri yatak odasından kaçırıyor, korumaya ne ihtiyacı olsun derseniz yanılırsınız.
S. J. Abrams, oğlunun “Tanrı Amerika’yı Korusun” (God Bless America) şarkısını söylerken nefretle değil gülümsemeyle karşılandığı bir şehirde büyümesini isteyen, “vatansever” bir Amerikan siyaset profesörü.
19 Temmuz 2025’te, City Journal’da, oğluyla gittikleri Yankees maçından metroyla eve dönerken yaşadıklarını “Oğlum ‘God Bless America’ Söylediği İçin Ters Ters Bakıldı” başlığıyla yazmış ve “Yaygınlaşan Amerika karşıtlığı, bir cumhuriyeti ayakta tutma kapasitemizi tehlikeye atıyor” demişti.
Maçta bir ara tribünler ayağa kalkmış ve I. Dünya Savaşı sırasında yazılan “God Bless America”yı söylemeye başlamışlar: “Denizin çok ötesinde fırtına bulutları toplanırken, / Özgür bir yurda bağlılık yemini edelim. / Böylesine güzel bir ülkeye sahip olduğumuz için şükredelim, / Ciddi bir dua içinde seslerimizi yükseltirken. / Tanrı Amerika’yı korusun, sevdiğim yurdu.”
Çocuk, tribün etkisinde, metroda da şarkıyı mırıldanıyormuş. Sessiz, kimseyi rahatsız etmeden. Prof. Abrams’ın şoku o an başlamış: Bir adam “beyin yıkama” diye homurdanmış. Bir kadın kaşlarını çatmış ve başını sallamış!
Prof. Abrams bu tepkileri ABD için alarm sayıyor. 1998’de Amerikalıların yüzde 70’i “vatanseverlik çok önemli” derken bugün bu oran genelde yüzde 38’e, 30 yaş altında da yüzde 23’e düşmüş. Bu; “Ulusal güvenlik, toplumsal uyum ve kurumsal dayanıklılık için bir tehdit. Vatandaşların iyi olduğuna artık inanmadığı bir ülke, ister sınıfta ister savaş alanında olsun, kendini ayakta tutmakta zorlanır.”
ABD içinde gözlenen bu değişim, duygusal kopuş, dünya genelinde çok daha net.
Time Dergisi, 2014 yılında ABD’den en çok nefret eden ülkeler listesini yayımlamıştı. Yüzde 80’le Filistin’in birinci olduğu listede onu Pakistan (yüzde 73), Lübnan (yüzde 71), Yemen (yüzde 69) ve Irak (yüzde 67) izliyordu. Tümü Müslüman Orta Doğu ülkeleri.
Türkiye bu konuda “istikrarlı”, 60’lardan beri halkımız ABD’den pek hazzetmiyor, yüzde 70’lerde kronik bir karşıtlığımız var.
Çarpıcı değişim geleneksel ABD müttefiklerinde. Pew Research’in araştırma bulgularına göre; İsveç 2005’te açıkça ABD dostu iken, bugün yüzde 19 olumlu / yüzde 79 olumsuz düşünenlerle en sert dönüşü yaşayanlardan. Nijerya’da 2005’te ABD’ye olumlu bakanların oranı yüzde 70-75’ken, bugün bu oran yüzde 17’ye inmiş. Japonya ve Güney Kore’de, 2005’te yüzde 63 ve yüzde 58’le ABD için “net müttefik” algısı hakimken, bugün bu destek yüzde 45 ve yüzde 40’a, “soğuk müttefik” konumuna gerilemiş.
2005’te birçok ülkede ABD düzen kurucu güç ve meşru lider olarak algılanırken, 2025’te artık “öngörülemez”, “kendi çıkarına çalışan”, “norm aşındırıcı” algısı hakim.
Geçen hafta Avrupa’daki araştırma sonuçlarını yayınlayan The Guardian, Grönland’dan sonra ABD karşıtlığının nasıl yükseldiğini yazmıştı. Fransa’da yüzde 62 olan ABD karşıtlığı anlaşılır nedenlerle Danimarka’da yüzde 84’e çıkıyor. 2023’te, tam tersine, ABD’yi dost ve müttefik gören Danimarkalıların oranı yüzde 80.
ABD’ye olumlu bakanlar Almanya’da yüzde 32’ye, Fransa’da yüzde 34’e ve Birleşik Krallık’ta da yüzde 37’ye düşmüş. Ayrıca, Batı Avrupalılar ABD’yle iyi ilişkileri korumak uğruna fedakârlık yapmaya da pek istekli değilmiş.
2025’te bazı Avrupa ülkeleri vatandaşlarını ABD’ye ziyaret konusunda uyarırken, Kanada’da da ABD’yi ziyaret boykotları varmış. ABD’li turistler ise, turizm dergilerinde gittikleri yerlerde hoş karşılanmadıkları izlenimlerini paylaşıyor.
Halklar için kötü haber; hiçbir imparatorluk ya da otoriter rejim rızayı kaybettiği anda çökmüyor. İyi haberse, zorun rızanın yerini ancak geçici olarak alabildiği ve rızadan yoksun sürgit hükmedilemediği.
Prof. Abrams’ın oğluyla maçlara gitmesi güzel, ama ona kimse sizden razı değilse Tanrı’nın pek koruyamayacağını da anlatmalı!


