Google Play Store
App Store

AKP sözcüsü, “müjde bekleniyor”, “Cumhurbaşkanımız tarihi bir konuşma yapacak” deyince, beklenti zirve yaptı, hayaller şelale oldu aktı.

Konuşma yapıldı ve “decoder” analistler başladılar şifre çözmeye.

Ben ortaya karışık konuşayım; isteyen istediği gibi anlasın, tartışsın, şifreleri çözsün, benim planlarım şimdilik bana kalsın” yaklaşımı kült liderlerin karakteristik özelliklerindendir.

Müjde bekleyenler bekledikleriyle kaldılar. Biraz “beyaz Toros”, “boşaltılan köyler” söylemiyle umutlandılar. Şifre çözücüler ise, altı çizilesi iki nokta yakaladılar: AKP+MHP+DEM ve Türk+Kürt+Arap ittifakı.

İlki biraz sansürlendi, yalanlandı ama her ikisi konusunda Erdoğan geri adım atmış değil ve şifre çözücüler ne kadar didikleseler haktır.

Şifrelerin arkasında niyetler, planlar olduğunu anlayabiliyorum ama şifreli konuşmaları ve söylenenlerin şifrelerini çözmek zorunda kalmayı kabul edemiyorum.

Afganistan’a gidip geldiğim yıllarda, Afganların büyük bir teslimiyetle söylediği, sonra dost da olduğumuz Ahmed Şah Mesud’un sağ kolu, Türkiye’de büyükelçilik de yapan Mesud Halili’nin ağzından da şiir tadında defalarca dinleyip sevdiğim bir Afgan atasözü vardı: “Sen plan yaparsın, fakat Allah karar verir!

Afganların bunu söyleyişini kendimce anlayarak seviyordum: “Emperyal güçler/iktidarlar/liderler plan yapar, fakat halk karar verir!

Şimdi yaşadıklarımız, AKP’nin ve MHP’nin dün söylediklerinin tam tersini söylemeleri kuşkusuz bölgede yaşananlarla, bölgeye ve ülkeye ilişkin dışarıda ve içeride yapılan planlarla doğrudan ilişkili.

Böyle bir ilişki var diye, silahların susmasına karşı çıkamayacağımızı söyledik, aklı başında herkes de söylüyor. Ancak, sonrası ve “halkın karar vermesi” için yapılması gereken şeyler var. Siz öylece beklerseniz halk karar ver(e)miyor!

Tarihi konuşma”yı müjde umarak bekleyenler, halkın kararında belirleyici olacak iki alana dair somut bir şey duymak isterdi. Bir; yaşlı emekliden genç üniversite mezununa kadar halkın en geniş kesimlerinin bir numaralı sorunu olan aş ve iş beklentisine/yarasına merhem olacak şeyler. İki; bundan belki biraz dar, daha eğitimli kesimlerin hak-hukuk-adalet beklentisine dair şeyler.

Bu ikisine dair, şifreli bile olsa tek cümle, hatta sözcük bile yoktu “tarihi konuşma”da!

Halk karar verecekse; bu iki talebe sahip çıkan, bunları dillendirip örgütleyen siyasi öznelere kulak vererek karar verecek. Bir inanç temelinde bağlandığı otoriteye biat eden ümmetin parçası mı, yoksa otoritenin de el uzatamayacağı haklara sahip bir vatandaş mı olacağına karar verecek.

Dışarıda plan; Ortadoğu’da İsrail’in güvenliğini ve ABD’nin çıkarlarını önceleyen yeni bir düzen olabilir. İçeride plan; mevcut rejimi pekiştirip kalıcılaştırmak olabilir. Bunun için Kürtlere “iktidar ortaklığı”, milliyetçi-muhafazakâr kitlelere Osmanlı hayallerini okşayan şifreli mesajlar verilebilir.

Fakat halk, aş-iş, hak-hukuk-adalet konusunda söylenenlere ve yapılanlara bakarak karar verecek. Kürdüyle Türküyle, Alevisi Sünnisiyle…

Halk birine ve bir şeye karar verecekse, kendi için iktidar hırsıyla yanıp tutuşana değil, aş-iş ve hak-hukuk-adalet için mücadele edene bakacak.

Halk karar verecekse, şifresiz konuşanları dinleyerek karar verecek.

Halkla bütünleşme konusunda en şanslı olan da; barışa sırtını dönmezken onu demokrasiden ayrı görmeyen, “Kürtleri ilkesiz insanlar olarak düşünmeyen”, “Aç olanın karnını doyurmadan, derdi olanın derdini çözmeden korku siyasetine geçit yok” diyen ve şifresiz konuşan Özgür Özel.

Hadi, o Afgan atasözünün sevdiğim haliyle bitireyim: “Siz plan yaparsınız, fakat halk karar verir!