Google Play Store
App Store

“Yurdumuz olsa çocuklarımız yanmayacaktı.”

Adana'nın Aladağ İlçesi'nde dokuz yıl önce kamu yurdu olmadığı için tarikat yurduna mecbur bırakıldıkları için on bir çocuk yanarak hayatını kaybetti. Yurdumuz olsa çocuklarımız yanmayacaktı; cümlesi çocuklarını kaybeden ailelerin cümlesiydi.

Yirmi bini aşkın kapatılan köy okulu ve geçtiğimiz eğitim-öğretim yılı içersinde eğitimde tasarruf adıyla taşımalı eğitime getirilen sınırlama nedeniyle binlerce çocuğun eğitim hakkı ve yaşamı risk altında. Kamusal eğitime ayrılmayan kaynaklar şirketlere, tarikat yapılarına sınırsızca aktarılıyor.

5 Eylül 2025 tarihinde yayımlanan yönetmelikle çocuklar bir kez daha şirketleşmiş tarikat yapılarına mecbur bırakılma tehlikesiyle karşı karşıya.

Yönetmelikte yapılan değişiklikle “Kamu yararına çalışan dernekler ile vergi muafiyetli vakıfların kuruculuğunda açılan ve öğrencilerini ücretsiz olarak okutan okullarda ortaokul yatılılık hizmeti verilebilir.” yer aldı. Bu maddede belirtilen vakıf ve dernekler ve öğrencilerini ücretsiz olarak okutan okullar dışında ortaokulda yatılılık “hizmeti” sona erdirildi.

Bu yönetmelikle Ocak 2025 yönetmeliği ile ilkokul, ortaokul ve özel eğitim alanında tanımlanan yeni üç özel öğretim kurumuna ek okul öncesinde de “çocuk etkinlik ve oyun evi” adıyla okul öncesinin piyasalaştırılmasına hız veriliyor. Okul öncesi kamu okullarında zorunlu ve ücretsiz değil ve bu yönetmelikle bir kez daha okul öncesi eğitimin yalnızca parayla satın alınacak bir hizmet olacağı ilan ediliyor.

Yine bu yönetmelikle özel meslek liselerinin, mesleki eğitim merkezlerinin, çocuk yaşta işçiliğin daha da yaygınlaştırılacağının bir kez daha altı çiziliyor.

Milli Eğitim Bakanlığı’nın her yayımladığı yönetmelikte kamu yararına çalışan dernekler ve vakıflar vurgusu yapılan her ifadede ise karşımıza ilk çıkanlar şirketleşmiş tarikat yapıları oluyor. İlim Yayma Cemiyeti, TÜRGEV (Türkiye Gençlik ve Eğitime Hizmet Vakfı), TÜGVA (Türkiye Gençlik Vakfı), ENSAR Vakfı bu yapıların başında geliyor.

Kamu yurtları için ayrılmayan kamu bütçesinin, kamu arazilerinin bu yapılara aktarılması siyasi iktidarın tercihi. Bu yönetmelikle çocuklar bir kez daha şirketleşmiş tarikat yapılarına zorunlu bırakılıyor. Ve bu yönetmelikle bir kez daha halka ait kaynakların kamusal eğitim için kamu yurtları için değil şirketleşmiş tarikat yapıları için kullanılacağı da deklare ediliyor.

Yönetmelikte “Kurucusu vakıf/dernek olan ve ücretli eğitim verecek okulların kurum açma izni ile iş yeri açma ve çalışma ruhsatlarında vakfın/derneğin adıyla birlikte iştirak bilgilerine de yer verilir.” maddesiyle de  yoksulluğun ve eşitsizliğin her geçen yıl artarak devam ettiği ülkemizde çocuklar bir kez daha tarikat-şirket kıskacında bırakılıyor.

Özel okullar, özel yurtlar, tüm özel öğretim kurumları kamulaştırılsın mücadelesi en acil en yaşamsal mücadele başlığı. Eğitim kamusal bir hak, satılamaz. Eğitim öğretmenler eğitim ve bilim emekçileri yürütülür. Şirketlere, tarikatlara devredilemez.