Tercih Merkezi Koordinatörü Onur Soğuk: YÖK’ün çelişkili kararları öğrenciyi mağdur etti
Kontenjanların daraltılmasıyla ciddi bir mağduriyet yaşandı. Özellikle eşit ağırlık öğrencileri başta olmak üzere çoğu öğrenci ya istediği bölümleri kazanamadı ya da hiç yerleşemedi. Hatta özellikle ön sıralamalardaki kontenjan daraltmaları; diş hekimliği, tıp fakültesi gibi alanlarda dahi önlere doğru ilerlemelere neden oldu. Bu da pek çok mağduriyete sebebiyet verdi.

Etki Can Bolatcan
Her sene heyecanla beklenen üniversite yerleştirme sonuçları, bu sene yoğun tartışmaları ve mağduriyetleri beraberinde getirdi. Yükseköğretim Kurulu’nun (YÖK) kontenjanlarda yaptığı ani daraltma uygulamaları öğrencilerin planlarına ket vururken, uzmanlar arasında da tartışmalara yol açtı. Devlet üniversitelerindeki kontenjanlar neredeyse tamamen doldu, vakıf üniversitelerinde ise yüzde 80’e varan zamlar nedeniyle yerleştirilen öğrencilerin kayıt yaptırması zorlaştı.
Üniversite yerleştirme sonuçları yalnızca istatistiksel veriler ve kontenjana dayalı mağduriyetler ile değil yerleştirmelerin ardından yapılmayan kayıtlarla, yaşadıkları şehirde üniversite kazanamayan gençlerin üniversite eğitiminden vazgeçmesiyle, sahte diploma haberleri eşliğinde sınava giren öğrencilerin eğitime ve geleceğe yönelik güvensizliğiyle öne çıkıyor.
Üniversite yerleştirme sonuçlarının ardından kontenjan politikalarını, yaşanan mağduriyetleri ve krizlerin ortasında üniversiteye geçecek öğrencilerin durumlarını Üniversite Tercih Merkezi Koordinatörü Onur Soğuk ile konuştuk.
Kontenjanların düşürülmesi tercihlerin şekillenmesine ve pek çok mağduriyetin yaşanmasına kapı araladı. Yığılmanın sebebi ne?
Bu kadar mağduriyet yaşanmasının sebebi, YÖK’ün kontenjanları aniden daraltması. Özellikle eşit ağırlık bölümlerinde kontenjanların ani olarak düşürülmesi öğrencileri mağdur etti. Aslında YÖK’ün kontenjanları sene başından açıklaması gerekirdi. Öğrenciler doğal olarak geçmiş yılların kontenjanlarını baz alarak hazırlandılar. Öğrencilerin pek çoğu ya istedikleri yerlere yerleşemedi ya da yanlış tercihler sonucu yerleşemediler.
Kontenjanlar neden düşürüldü?
YÖK özellikle istihdam açığı olmayan bölümlerde kontenjanların daraltıldığını ifade etse de bu açıklamada bir çelişki var. Örneğin Fen Bilgisi Öğretmenliğinin hiç ataması olmamasına rağmen kontenjan düşürülmedi hatta kontenjanlar boş kaldı. Boğaziçi Üniversitesi gibi iyi üniversitelerin iyi ve istihdam olanağı yüksek bölümlerinde kontenjan daraltılması yaşandı. Bu da YÖK’ün kendisiyle çeliştiğinin bir göstergesi.
Kontenjanların düşürülmesi ve yerleştirme sonuçlarının açıklanmasının ardından üniversite tercihlerinde ciddi bir mağduriyet yaşandı mı?
Kontenjanların daraltılmasıyla ciddi bir mağduriyet yaşandı. Özellikle eşit ağırlık öğrencileri başta olmak üzere çoğu öğrenci ya istediği bölümleri kazanamadı ya da hiç yerleşemedi. Hatta özellikle ön sıralamalardaki kontenjan daraltmaları; diş hekimliği, tıp fakültesi gibi alanlarda dahi önlere doğru ilerlemelere neden oldu. Bu da pek çok mağduriyete sebebiyet verdi.
YÖK KENDİSİYLE ÇELİŞTİ
Üniversite tercih dönemlerinde her yıl yapılan değişikliklerle (Hukuk Fakültelerinde sıralama barajının kaldırılması, kontenjanların düşürülmesi vb.) üniversite tercihlerinde ne hedefleniyor?
Görünürdeki sebep, YÖK’ün üniversiteli işsiz sayısını azaltma çabası. İstihdamda problem yaşatacak bölümlerdeki kontenjanları daraltmak istiyorlar. Bununla birlikte kontenjan daraltmalarında bölümler arasındaki çelişkilere dikkat çekmek gerekir. YÖK’ün nihai hedefinin bunlar olduğunu söyleyebiliriz ancak bunun geçtiğimiz senelerde gerçekleştirilmesi gerekirdi. Yıllarca beklendi, kontenjanlar doldukça doldu, üniversiteli işsiz sayısı oldukça arttı ve bir anda kontenjanlar daraltıldı. Bu durum da tabii ki sağlıklı olmadı, öğrenciler mağdur oldu.
Üniversite tercihlerinin ardından yerleşemeyen öğrenciler kadar bir üniversiteye yerleşmelerine rağmen ekonomik, sosyal ve ailevi bazı nedenler ile yerleştikleri üniversitelere gidemeyecek öğrenciler de epey fazla. Bu durum öğrencilerin tercihlerini ne kadar etkiliyor ve son yıllarda nasıl bir artış gösteriyor?
Üniversitelerdeki yerleştirmeleri değerlendirdiğimizde devlet üniversiteleri yüzde 99 oranında dolmuş gibi görünüyor. Vakıf üniversiteleri ise yüzde 70 civarlarında doldu. Buna rağmen kayıtlanmalar da önemli, kayıt tarihi geldiğinde bu öğrencilerin çoğu kayıt yaptırmaktan vazgeçiyor. Özellikle vakıf üniversitelerinin yüzde 50 burslu ya da ücretli bölümlerine yerleştirilen öğrenciler kayıt tarihinde ekonomik imkânsızlıklar nedeniyle kayıt yapmaktan vazgeçebiliyor, özellikle bu oran yıllar içinde yükseliyor. Devlet üniversitelerinde de özellikle yaşadıkları şehirlerin dışındaki üniversitelere yerleşen gençler kazandıkları şehirlere gittiklerinde barınma sorunları yaşadıklarında, yurt bulamadıklarında, ekonomik sıkıntılarla karşılaştıklarında maalesef kayıt yaptırmaktan vazgeçebiliyorlar. Özellikle ek yerleştirmelerde bunu göreceğiz. Boş kalan kontenjanların çok daha üstünde bir kontenjan boşluğu da meydana gelebiliyor, kayıt yapamayan öğrenciler nedeniyle. Dolayısıyla ekonomik sıkıntılar hem öğrencilerin yaşadıkları iller dışında eğitim görmelerini çok zor hale getiriyor hem de vakıf üniversitelerinin ücretleri yüzünden kazandıkları vakıf üniversitelerine kayıt yaptırmıyorlar.
DİPLOMAYA GÜVEN SIFIRLANDI
Diploma iptallerinin ardından sahte diplomaların yaygınlığı da büyük bir tepki yarattı. Diplomanın güvencesinin, karşılığının bu kadar boşa düştüğü bir ortamda öğrencilerin üniversite eğitimine güveni kalıyor mu? Bu tür gelişmeler öğrencilerin eğitim motivasyonunu ve geleceğe bakışını ne ölçüde etkiliyor?
Son yıllara baktığımızda hem üniversite mezunlarının iş bulamaması, birçok mezunun olması ama diplomaların bir işe yaramaması gibi nedenlerle hem de son günlerde ortaya çıkan sahte diploma olayları nedeniyle üniversite mezuniyeti, üniversite eğitimi, üniversite diploması algısının hem öğrenciler için hem veliler için epey yıprandığını görmek gerekiyor. Bu durum tabii ki tercihlere de yansıyor. Öğrencilerin çoğu üniversite okumak yerine iş garantisi olan mesleklere yönelmenin daha değerli olduğunu düşünüyor. Dolayısıyla insanların üniversiteye bakışı epey bir değişmiş ve yıpranmış durumda. Hatta üniversite eyleminin alternatifi olabilse üniversite tercihleri çok daha azalacaktır. Maalesef Türkiye’de üniversiteye, diplomaya, eğitime olan güven epey bir azaldı.



