Google Play Store
App Store

Haftalık yazı zamanı geldiğinde Fenerbahçe ile ilgili ne yazalım deyip kara, kara düşünüyoruz. Pek de yazacak birşey bulamıyoruz. Başlıkta bile sıkıntıya düşüyoruz. Ancak bu Fenerbahçe'nin tıkır, tıkır makine düzeni gibi işleyen kurumsallaşmasından mı? yoksa tam aksine ''Tamam artık biz olduk'' rehavetinden mi kaynaklanıyor?

Onu iyice incelemek lazım. Öncelikle artık Daum'u tartışamıyoruz. Başkanımız emir buyurdular ''Beni seven Daum'u da sevsin'' dedi ve akan sular durdu. Bu fetvayı verenin isminin Aziz Yıldırım olması hiç önemli değil. Aziz Yıldırım'ın Fenerbahçe'nin Başkanı olması önemli. Başkanın dediği tüm Fenerbahçeliler için geçerlidir. Onun için şimdilik Daum, Maum konuşmuyoruz, yazmıyoruz, çizmiyoruz. En önemli konu ise Fenerbahçe'nin transfer politikası. Burada da iki bilinmeyenli bir denklem var. Birincisi Fenerbahçe’nin çok planlı bir şekilde ve bilerek alacağı oyuncuları belirlemiş, son vuruşu yapmak için bekliyor olması. İkinci seçenek ise daha önce planlanan ama bitirilemeyen Emre, Nihat, Davis gibi transferlerin alternatif bir ''B'' planı olmayışı.

Bu da yönetimi panik içinde yanlış adreslere gönderebilir. Bu arada da taraftar ve camia stadın yapım haberleri ile bilgilendirilip sanki transferden biraz uzak tutuluyor gibime geliyor. Başta iki bilinmeyenli bir denklem dedik, ancak hiç düşünmek istemediğim üçüncü bir şık aklıma geliyorki oda felaket senaryosu gibi. Yani Fenerbahçe yönetimi biz artık Türkiye’yi aştık, kimse bizi durduramaz zihniyeti ile hareket edip, kadro takviyesi yapmazlar ise o zaman Fenerbahçe'de geri sayım başlar ki, ben futbolcu Deniz Barış'ın televizyondaki röportajını izleyince doğrusunu isterseniz biraz ürktüm. Çünkü Deniz kardeşimiz de kadronun çok güçlü olduğunu ve takviyeye gerek olmadığını söylüyordu.

Halbuki son beş senedir önümüzde yaşanmış iki önemli kötü örnek var. Birincisi 2000 yılının Avrupa Şampiyonu Galatasaray'ın inanılmaz çöküşü, bir de 2003-2004 sezonunun ikinci yarısında yaşanan Beşiktaş faciası...

İlk yarı bittiğinde hepimiz Beşiktaş'ı şampiyon ilân edip, uzun seneler önü kesilemeyecek bir takım olarak lanse etmiştik. Onun için futbolda dün yoktur, bugün ise geçicidir. Ama yarınlar hep vardır. Fenerbahçe Başkanı'na ve yönetimine çağrıda bulunarak hız kesmemelerini rica ediyorum. Bununla özdeşleşen bir atasözü ile bu haftaki yazımızı bitirelim ve tüm Fenerbahçelilere diyelimki '' Su uyur, Düşman uyumaz'' onun için lütfen uyumayalım ve uyutulmayalım.