TRT buna hazır mı?
19 Mart operasyonundan bu yana özgürlüğünden mahrum olan İBB Başkanı ve CHP’nin Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu, önceki gün Silivri’de diploma davası kapsamında hâkim karşısına çıktı. İstanbul 59. Asliye Ceza Mahkemesi hüküm vermek yerine İdare Mahkemesi’nin alacağı kararı beklemek için duruşmayı 16 Şubat’a erteledi.
İmamoğlu bu davanın neden açıldığını son duruşmada çok net anlattı: “Benim diplomam Cumhurbaşkanı Adaylığım için gereklidir ve bu dava bunun içindir. Nokta.” Gerçekten bunun üzerine söylenecek her söz, laf kalabalığından ibaret olur.
Diploma davası, İmamoğlu’nun yargılandığı davalardan sadece biri. Bu davalardan en önemlisi, şüphesiz İBB dosyası. 4 bin sayfalık iddianame, “bir numaralı sanık” olan İmamoğlu’nun siyasi kariyerini baştan sona “suç” çemberine alıyor.
İBB davası, TRT’de yayınlanması ihtimali üzerinden sıklıkla tartışılıyor. Öneri ilk olarak bizzat İmamoğlu tarafından ortaya atılmıştı. İmamoğlu’nun tutukluğunun henüz üçüncü gününde Maltepe’de düzenlenen mitingde konuşan CHP lideri Özgür Özel, “Erdoğan’a tarihin en büyük meydan okumasını yapıyorum. Ekrem Başkan diyor ki, yargılamam TRT’den canlı yayınlansın” diyerek İmamoğlu’nun bu teklifini ilk kez kamuoyuyla paylaşmış ve aynı zamanda da sahiplenmişti.
Özel, 19 Mart sürecinden bu yana duruşmaların TRT’den canlı yayınlanması talebini CHP’nin temel siyasi argümanlarından biri haline getirdi. Hemen her mitingde bunu dillendirdi. TRT talebi aynı zamanda İmamoğlu ve CHP’nin kendine güveninin de yansıması oldu. Muhalefetin ahlaki üstünlüğü bu taleple pekişirken, sürecin “siyasi değil hukuki olduğunu” öne süren iktidarı da söylem savaşında zor duruma düşürdü.
Bir ara Bahçeli’nin talebe olumlu yaklaşması ve ardından Erdoğan’ın da Bahçeli’nin sözlerini “gayet güzel takdir” şeklinde değerlendirmesi, iktidarın duruşmaların TRT’den canlı verilmesi konusuna yeşil ışık yakabileceğine dönük beklenti yarattı. Ancak geçen 2 Aralık’ta CHP’nin duruşmaların yayınlanması için hazırladığı kanun teklifinin Genel Kurul gündemine alınmasına ilişkin önergesi, AKP ve MHP oylarıyla reddedildi.
Meselenin kanun tarafı teferruat; asıl önemli olan iktidarın yapacağı kâr-zarar hesabı. İmamoğlu’nun duruşmalardaki performansı ve sözlerinin yarattığı yankı düşünüldüğünde, Erdoğan’ın böyle bir risk almaya yanaşacağını söylemek zor.
Hakkında bunca dava açılmasının nedeni, İmamoğlu’nu siyaset sahnesinin dışına itmek, onu yarışamaz duruma getirmekti. İmamoğlu ise bu hukuksuzluk karşısında oluşan dezavantajını, duruşma salonlarını miting meydanlarına çevirerek aşmaya çalışıyor. Bu nedenle klasik tarzda savunma yapmıyor; kimi zaman hâkimlerle de polemiğe girerek maruz kaldığı haksızlığı siyasi bir ateş gücüne çeviriyor. Bunda da oldukça başarılı oluyor.
Yaşananlara aslında İmamoğlu ya da başka isimler üzerinden değil, demokrasi, seçme ve seçilme özgürlüğü gibi kavramlar üzerinden bakmak gerek. Bir tarafta devletin tüm imkânlarını sanki siyasi rekabete girmeye ihtiyaç duymadan kullanıyormuş gibi hareket eden partili bir cumhurbaşkanı, diğer tarafta onu sandıkta yenmek için yola çıktıktan sonra hapse atılıp sesi soluğu kesilmeye çalışılan muhalif bir aday...
Duruşmaların TRT’de yayınlanması bu gerçeği en yalın haliyle görünür kılacak. Medya ve toplum iddianamedeki suçlamalar yerine, İmamoğlu’nun sansasyonel söylemlerini, duruşmadaki halini, tavrını ve beden dilini tartışacak. En önemlisi de sesi kısılmaya, yüzü unutturulmaya çalışılan muhalif adayın sözleri, 7’den 70’e onu doğrudan izleyen milyonlarca insanın aklına kazınacak. Sosyal medya savunmalardan üretilen “edit” videolarla dolup taşacak.
Günün TRT’sinin böyle bir zemine dönüşmeye hazır olmadığı, Saray’ın en çekindiği rakibine bu fırsatı sunmak istemeyeceği açık. Hatta yüksek ihtimalle, İmamoğlu’nun duruşmalardaki açıklamalarının kısıtlı şekilde dışarıya yansıması için elden ne geliyorsa yapılacaktır.
Yine de canlı yayın talebi doğru bir yeri hedef almış ve muhalefet açısından verimli bir sonuç üretmiş olacak. Temelinin tamamen hukuki delillere dayanmış olması bile cumhurbaşkanı adaylığını ortaya koyan muhalif bir belediye başkanının tutuklu yargılandığı İBB davasını siyasi nitelikte olmaktan kurtaramayacaktı. Siyasi olan, kaçınılmaz şekilde toplumsaldır ve halkın kanaati her şeyden daha çok belirleyici olacaktır. TRT hamlesi de bu anlamda muhalefete ciddi düzeyde meşruiyet kazandırdı.


