Trump’ın eli göründüğü kadar iyi değil
Her ne kadar Trump yönetimi ABD’nin bundan sonra, Venezuela’dan sonra hedeflerinin Kolombiya, Küba, Meksika olduğunu söylese de bugün için ABD içerisinden Venezuela’ya yapılan müdahalenin bile sorgulandığını söylemek mümkün.

Etki Can Bolatcan
Venezuela Devlet Başkanı Maduro’nun ABD tarafından kaçırılmasıyla başlayan süreç; Latin Amerika’yı bekleyen tehditleri, kıtanın egemenliğini ve ABD’nin saldırgan politikalarını yeniden gündeme getirdi. Sömürü ve işgale karşı direnişin tarihini taşıyan Latin Amerika’da bağımsız/sol hükümetlerin yanı sıra aşırı sağcı ve ABD yanlısı iktidarların artışı bağımsızlık mücadelelerini yalnızlaştırmak, kıta egemenliğini emperyalizme teslim etmek için adımlar atsa da Buenos Aries’te, Rio’da, Karakas’ta, Havana’da binlerce insan emperyalizme karşı sokaklardaydı. Trump, yağdırdığı tehditlerle kıta halkının bağımsızlık mücadelesine karşı koyabileceğini zannederken Venezuela Milletvekili Tony Boza ise “ABD’nin 2’nci Vietnam’ı oluruz” dedi.
Emperyalist haydutluğa karşı halkların egemenlik talepleriyle başlayan 2026, hem Latin Amerika için hem dünya siyaseti için yılın harekeli geçeceğinin sinyallerini verdi. ABD’nin Venezuela’ya yönelik uzun yıllardır süren kuşatmasının yeni bir aşamaya geçtiği; kıta sakinlerinin yılın geri kalanını bu hamleye göre planlayacağı yeni bir döneme girerken Latin Amerika’daki siyasi ilişkilerin nereye yöneleceği, halkların bu müdahalelerden nasıl etkileneceği ve ablukadan çıkışın rotasının nerede olduğu gibi sorular da yeniden tartışılmaya başlandı.
Kesik damarların kıtası Latin Amerika’nın bağımsızlığı, kıtanın geleceği, bölge siyaseti yeni bir evreye girerken ABD’nin müdahalesini, Venezuela ve dost ülkeleri bekleyen tehlikeleri, kıta solunun mücadele olanaklarını Dr. Ertan Erol ile konuştuk.
ABD yanlısı aktörler Latin Amerika’da çoğalıyor. Kıtadaki bu yalnızlaşma sosyalist ve egemen iktidarları nasıl etkileyecek?
Latin Amerika’da dönem dönem sağ iktidarlar çoğalmıştır. Bugün de buna benzer bir şey söyleyebiliriz. Yani Arjantin’de, Şili’de, Paraguay’da, Bolivya’da, Peru’da, El Salvador’da aşırı sağ -belki de merkez sağ iktidarlardan farklı olarak- bazen libertaryen olarak iddia edilen ya da kendini öyle tanımlayan iktidarlar var. Aslına bakarsanız, ABD yanlısı olsun ya da olmasın geleneksel sağın kaybolduğunu görüyoruz. Geleneksel sağın aşırı sağ iktidarlar tarafından ortadan kaldırıldığını görüyoruz. Bu açıdan kıtada farklı bir durumdan bahsetmek mümkün.
Geleneksel sağ, merkez sağ partiler, iktidarlar da hep ABD yanlısı olmuştur ama şimdi gördüğümüz durum Trump yönetimiyle birlikte “MAGA’cı” denilen politik retoriğe sahip hareketlerin iktidara geldiği.
ASİMETRİK İLİŞKİLER DAHA DA EĞRİLECEK
Latin Amerika’nın tamamen ABD’nin arka bahçesine dönüşmesi, kıta halkları için nasıl sonuçlar doğurur?
Latin Amerika her zaman Amerika Birleşik Devletleri’nin askeri, ekonomik, politik müdahalelerine maruz kalmıştır. Fakat doğrudan seçimlere karışan ya da askeri müdahaleler gerçekleştiren ABD, bölge halkları açısından olumsuz sonuçlar doğuracaktır. Bundan sonra asimetrik ilişkinin daha da asimetrikleştiği ve ABD’nin bölgedeki belirli siyasi hareketleri açıktan desteklediği bir süreçle karşı karşıyayız.
Çin ve Rusya’nın bölgedeki ekonomik varlığına karşı ABD’nin “askeri müdahaleleri” istediği gibi kullanması, Latin Amerika halklarını küresel bir çatışmasının doğrudan kurbanı haline getiriyor. Latin Amerika’daki ekonomik ve askeri hareketlilikler önümüzdeki dönemde nasıl şekillenecek?
Her ne kadar Trump yönetimi ABD’nin bundan sonra, Venezuela’dan sonra hedeflerinin Kolombiya, Küba, Meksika olduğunu söylese de bugün için ABD içerisinden Venezuela’ya yapılan müdahalenin bile sorgulandığını söylemek mümkün. ABD’nin Meksika’yla çok önemli bir ekonomik partner olduğunu düşünmek ve buraya bir askeri bir harekat düzenlemesini çok fantastik bir opsiyon olarak, zor bir seçenek gibi görmek gerek. Fakat tabii ki her zaman buradaki kartellere belirli müdahaleler yapılabilir. Belki bir dron saldırısı ya da hava saldırısı gerçekleştirilebilir. Bu bile çok olası bir seçenek gibi gözükmese de Trump bunun üzerinde çok durduğu için sınırlı bir müdahale ileride gündeme gelebilir.
BÖLGESEL DAYANIŞMANIN ARTTIRILMASI ÖNEMLİ
Askeri müdahalelerle gelen, ekonomik ve siyasi bağımlılık tehditleri Latin Amerika’da canlanan bir anti-emperyalist mücadele hattını ortaya çıkarabilir mi?
Bugüne kadar bölge ülkeleri genelde ikili ilişkileri öne çıkartarak ABD’yi yatıştırma yoluna gittiler. Fakat özellikle ABD’nin Venezuela müdahalesinden sonra ve Maduro’nun kaçırılmasının ardından; bunun çok da anlamlı ve sonuç üreten bir yöntem olmadığına yönelik bir kavrayış ortaya çıkmış gibi gözüküyor. En azından Meksika ve Kolombiya’da önemli ölçüde bir tehdit algılamasının ortaya çıktığını görüyoruz.
Bu açıdan Brezilya’nın CELAC’ı toplantıya çağırması önemli bence. Yani her ne kadar bölge ülkeleri yine ikili ilişkiler üzerinden ABD’yi ya da Trump yönetimini yatıştırmayı denemeye devam edecekler olsa da belirli bir oranda bölgesel bir cevabın da ya da bölgesel olarak dayanışmanın arttırılması da önemli bir seçenek olarak masada duruyor denilebilir.



