Trump’ın siyasi desteği her zaman kazandırmıyor
Arjantin iki yıl önce, uzun yılların ekonomik yıkımı içinden “acı reçeteye razı” olarak Javier Milei’yi %55,6 destekle başkan seçti. Hani elinde testereyle poz verip ülkesini “devleti küçülterek, pesoyu kaldırıp ekonomiyi dolarize ederek” kurtaracağını söyleyen o radikal lideri. Bu sonuç, ekonomik çöküş ve üç haneli enflasyondan bunalan halkın “radikal değişim” isteğini yansıtıyordu. Milei başkanlık koltuğuna oturduğunda halka açıkça “Acı çekmeye hazır olun” dedi. Ona göre Arjantin, bu son acı hapı yuttuktan sonra küllerinden yeniden doğacaktı.
İki yıl geçti. Enflasyon yüzde 300’lerden yüzde 30’lara düştü ama ekonomi durdu, işsizlik arttı, maaşlar yerinde saydı. Küçük işletmeler kapanıyor, orta sınıf hızla eriyor. Yoksulluk oranı kâğıt üzerinde yüzde 50’nin üzerinden yüzde 32’ye inse de halk için değişen bir şey yok: Gelirler eridi, hayat pahalılığı arttı, umudun yerini yılgınlık aldı. Özellikle enerji fiyatları ve ulaşım ücretleri katlandı, işsizlik arttı. Milei’nin “tasarruf devrimi” olarak sunduğu politikalar, halk nezdinde “hayatta kalma krizine” dönüştü.
Bu tablo, sandığın halkın önüne geldiği her yerde olduğu gibi Milei’nin tabanını eritti. Son yerel seçimlerde Peronistler yeniden güçlenirken Milei’nin partisi büyük oy kaybı yaşadı. Eylül’de yapılan Buenos Aires il seçimlerinde muhalefetteki Peronistler 13 puan farkla kazandı. Milei’nin “reform” söylemi, halkın gözünde “hayatta kalma mücadelesine” dönüştü. Ekonomik toparlanma vaadi yerini öfke ve hayal kırıklığına bıraktı.
Bu atmosferde, piyasaların sarsıldığı ve pesoya güvenin zayıfladığı bir anda “Büyük Birader” ABD yeniden devreye girdi. Trump yönetimi, Arjantin Merkez Bankası’na 20 milyar dolarlık dolar swap hattı açarak piyasaları sakinleştirmeye çalıştı. Ancak Trump’ın kullandığı dil diplomatik nezaketten uzaktı. Milei ile Beyaz Saray’da yan yana poz verdikten sonra açıkça, “Eğer Milei seçimi kaybederse ABD desteği biter,” dedi.
Bu mesaj, ABD’nin Arjantin’e değil, doğrudan bir siyasi çizgiye ne derece yatırım yaptığını göstermesi açısından ibret verici. Trump, karşı tarafı ekonomik krizle tehdit ederek Washington’ın desteğini bir baskı aracına dönüştürdü. Fakat Arjantin halkı bu “dolar havucuna” itibar etmiyor. AtlasIntel’in son anketine göre halkın yüzde 44’ü ABD’nin desteğinin kendi çıkarı için olduğunu düşünüyor, yalnızca yüzde 14’ü bu yardımı ülkesine faydalı buluyor. Halkın gözünde Washington’ın finans piyasasının cebine giden dolarları, sofraya konan ekmek kadar değerli değil.
Aslında bu tablo yeni değil. Trump, 2018’de de dönemin başkanı Mauricio Macri’yi IMF üzerinden 50 milyar dolarlık krediyle kurtarmaya çalışmış, ancak Macri bir yıl sonra seçimi kaybetmişti. Trump’ın golf arkadaşı Macri de FIFA Vakfı İcra Kurulu Başkanı olarak süper zengin hayatına devam etti. Bugün Milei benzer bir çizgide ilerliyor: dış destek, yüksek borç, çökmüş para birimi ve sabrı tükenen halk.
ABD açısından Milei “stratejik müttefik.” Çünkü Arjantin’in lityum, bakır ve doğalgaz rezervleri Washington için Çin’e karşı yeni bir jeopolitik cephe anlamına geliyor. Trump, Milei’nin Arjantin’de ABD yanlısı enerji, madencilik ve dolarizasyon politikalarını sürdürmesini istiyor, Milei’nin neoliberal çizgisini destekliyor, ABD Hazine Bakanı Bessent, Arjantin’i “Latin Amerika’da örnek ülke” olarak tanımlıyor. Ancak sokak başka düşünüyor. Yorgun ve yoksullaşmış Arjantin halkı artık iktidarın Washington’la ilişkisine değil, kendi cebinden gidene bakıyor.
Anketler, 26 Ekim’de yapılacak ara seçimlerde Milei’nin partisinin yüzde 35–38 bandında kalacağını gösteriyor. Bu oranla Milei parlamentoda reformlarını geçirecek çoğunluğu elde edemeyecek. Trump’ın “dolar diplomasisi” kısa vadede piyasaları sakinleştirse de belli ki Arjantin halkının da inancını tazelemeye yetmemiş durumda. Arjantin örneği, dış desteğin halkın tepkisini bastıramadığı klasik bir tabloyu yeniden hatırlatıyor. Finansal yardımlar, yoksullaşan halkın siyasal bilincini susturamıyor. İnsanlar kısa vadeli dolar enjeksiyonlarına değil, yaşam standartlarına bakıyor. Tıpkı 2018’de Macri’nin, şimdi de Milei’nin kaybettiği gibi, Trump’ın “seçtirme gücü” de sınırlarını görüyor.
TÜRKİYE İÇİN SESSİZ BİR UYARI
Trump bugün benzer bir dili Türkiye için de kullanıyor: Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı “güçlü lider” olarak tanımlıyor, bölgesel ortaklık mesajları veriyor. Ancak Arjantin dersi açık: Dış destek, iç meşruiyetin yerine geçmiyor. Halkın mutfağındaki yangın, dışarıdan verilen krediyle sönmüyor.


