Google Play Store
App Store

S. Bozkurt geçen gün yaşadığımız tuhaflıkları alt alta sıralayarak “Memleket Türkiye değil ‘tuhaf’iye” demişti. O sıralamaya çöp kutularındaki başsız kadın cesetlerini, sokaklarda çocukların birbirini bıçaklayarak katletmelerini de eklerseniz, “tuhafiye” tanımlaması epey hafif kaçıyor.

Ama şu son Davos’a “tuhaf” denebilir belki. Neredeyse Chomsky ağzıyla konuşan eski merkez bankacı ve fon yöneticisi Kanada Başbakanı Carney, “canavarlar zamanı” diye Marksist filozof Gramsci’ye referans veren Belçika Başbakanı De Wever, şimdiye kadar yararlandıkları düzenin Trump elindeki “akran zorbalığına” maruz kalan liberal düzenin yöneticilerinin itiraf etmek zorunda kaldıkları iki yüzlülükleri… Tuhaftı!

Bu tuhaf da hafif kaçabilir, hadi “!” yerine soru işareti koyayım: Tuhaf?

Cumartesi yazımı “Trump’ın akran zorbalığı bir işe yarar mı acaba?” sorusuyla bitirmiştim. Tuhaf demekle yetinmeyip, saray soytarısının haydutluk eşliğinde sergilediği abuklamalarına da Selçuk’un (Candansayar) işaret ettiği liberaller gibi gülüp geçmeden, o soruya döneyim.

Trump’ın “51. Eyalet” soluğunu ensesinde hisseden Kanada Başbakanı Carney’in liberal dünya düzeninin çöküşüne dair “radikal” analizini galiba hepimiz keyifle okuduk/dinledik. Saray soytarısının haydutluğu karşısında varoluşsal bir tehdit hisseden Batı kapitalizminin başka orta boy ülkelerinden de benzer sesler çıktı.

Küba’yı, İran’ı falan dert etmezlerdi. Geçmişte yararlandıkları düzenin pek çok emperyalist müdahalesini dert etmedikleri gibi. Venezuela’yı da etmediler işte. Ancak, Grönland’da işin rengi değişti, haydutun kendilerine de yöneldiğini gördüler.

Öyle ki, misal Kanada ordusunun da bir Amerikan işgaline karşı uzun ve yıpratıcı bir gerilla savaşına yönelik acil durum planları hazırladığı haberleri sızdı. Küba ordusunu anlarsınız da Kanada ordusunun gerilla savaşına hazırlanması, tuhaf değil mi?

Ya Davos’ta imzaları atılan ve “BM’ye alternatif” denilen şu Barış Kurulu’na ne demeli? Parasını verenin katıldığı, değişmez başkanı Trump’ın haydutluğunun sorgulanmadığı, “Gazze’yi emperyal bir derebeyi gibi” yönetecek Barış Kurulu!

Hakkını yemeyelim Carney, başka “orta boy Batılı liderler” gibi bu tuhaf kurula katılmayı reddetti. Konuşması ile bunu yan yana koyup benim “Trump’ın akran zorbalığı bir işe yarar mı acaba?” soruma olumlu yanıt vermeye niyetleniyorsanız acele etmeyin.

Carney’in ve Davos’ta Trump’ın “akran zorbalığı”na itiraz eden diğer liderlerin girecekleri yol, tabii girebilirlerse, yoksul halklar ve Küresel Güney için bir cennet bahçesine çıkmayacak. Alkışlanan o Davos konuşmalarını yapanların pratikteki tavırları (evet Carney’i dinlerken ya da Gramsci’yi duyunca ben de içimden alkışladım) Gazze ve İsrail söz konusu olduğunda AB üyesi İrlanda ya da İspanya’nın bile fersah fersah uzağındaydı.

Davos’ta akran zorbasına karşı yükselen itirazların “gerçekten güçlülerin zayıfları avladığı küresel bir sistemi değiştirmek” gibi bir potansiyeli ya da niyeti olduğunu sanmak en hafif ifadeyle naiflik.

Liberal düzenin orta boy liderleri Trump haydutluğunun kendilerini de tehdit etmeye başlaması karşısında, kendi ticaretlerini, kârlarını, güvenliklerini garanti altına alacak yeni orta boy ittifaklar peşindeler. Avrupa’nın zenginleri ile “yumuşak güç” Çin el ele verebilirse çarklarını Trump’a rağmen döndürebilirler.

Trump da, faşist hezeyanlarıyla bir tür iç savaş görüntüleri yaşatmaya başladığı ABD’nin kendi sorunlarıyla uğraşmak zorunda kalabilir.

Ancak, Jeet Heer’in dediği gibi, Davos’un tuhaf konuşmalar yapan orta boy liderlerinin “yaratmaya çalıştıkları yeni dünya, eski dünyanın elden geçirilmiş bir versiyonundan ibaret. Bu da canavarları yenmemize yardımcı olmayacak.