Türkiye’de sanayisizleşme ve Çin’le dış ticaret açığı

Dr. Öğr. Üyesi Veysel TEKDAL - Doç. Dr. Emre DEMİR
Çin-Türkiye ticaret hacmi, 2001 yılında yalnızca 1 milyar dolar seviyesindeyken, 2024 yılına gelindiğinde 48 milyar doları aştı. Çin ile olan ticaretinde Türkiye ciddi bir açık veriyor. Bu açık, son yıllarda hızlı bir artış kaydederek 2023 yılında 41 milyarı aştı. Artan açığın en önemli nedeni, Türkiye’nin Çin’e ihracatının uzun yıllardır 3 milyar dolar civarında kalırken, Çin’den ithalatında yaşanan önemli artıştır.
Bu yazıda, bir süre önce Turkish Studies dergisinde yayımlanan akademik çalışmamıza dayanarak Türkiye-Çin ticari ilişkileriyle ilişkili dört soruya kısa cevaplar vermeyi amaçlıyoruz.

1. Türkiye’nin Çin’e ihracatı neden durağan seyrediyor?
Türkiye’nin Çin’e ihracatının sınırlı kalmasındaki başlıca etken, Türkiye’nin ihracat ürünleri ile Çin’in gelişmekte olan ekonomilerden ithal ettiği ürünler arasındaki uyumsuzluktur. Küresel sanayi üretiminin yaklaşık %35’ini ve küresel sanayi ihracatının %20’sini gerçekleştiren Çin, küresel ekonominin en büyük imalat ve montaj üssü konumunda. Çin, düşük teknolojiden yüksek teknolojiye uzanan sanayi sektörlerinde rekabetçi üretim yapıyor. Çin, teknoloji-yoğun ürünler ve bu ürünlerin üretiminde kullandığı ara mallarda halen ileri kapitalist ülkelerden ithalata ihtiyaç duyarken, gelişmekte olan ülkelerden yaptığı ithalatın büyük kısmını madenler, yakıtlar ve tarım ürünleri gibi emtialar oluşturmaktadır. Bu durumun nadir istisnaları, Doğu Asya’daki üretim ağlarının parçası olan Malezya gibi ülkelerdir. Türkiye dahil ihracat sepeti ağırlıklı olarak düşük ve orta teknolojili sektörlerden oluşan yarı-çevre ekonomilerse Çin’e ciddi miktarda ihracat yapmakta zorlanmaktadır. Türkiye’nin toplam ihracatında sanayi ürünlerinin payı %80’lerin üzerindedir. Bunun önemli bir kısmını, demir-çelik, tekstil, ev aletleri, motorlu taşıtlar ve parçaları, makine ve aksamları gibi düşük ve orta teknolojili sektörler oluşturmaktadır. Çin’in bu sektörlerdeki rekabet gücü dikkate alındığında, Türkiye’nin neden bu ülkeye az ihracat yaptığına ilişkin bir cevap bulmaktayız. Türkiye’nin ihracatının ancak %2’sinden azı Çin’e gitmektedir. Bunun da önemli bir kısmını madencilik ürünleri oluşturmaktadır.

2. Çin’in Türkiye’ye ihracatı son yıllarda neden sıçrama kaydediyor?
Yukarıdaki tabloda görüldüğü üzere, 2021’den itibaren Çin’in Türkiye’ye ihracatında belirgin bir artış var. Aslında Çin’in tüm dünyaya yaptığı sanayi ihracatında genel bir artış yaşanıyor ve Türkiye’nin karşı karşıya bulunduğu durum, bu olgunun bir yansıması. Bu, esas olarak Çin’in sanayi üretimindeki genişlemeden kaynaklanıyor. Genişlemenin arkasındaki bir sebep, Çinli firmaların teknolojik gelişimin bir sonucu olarak örneğin batarya, güneş enerjisi ekipmanları gibi bazı teknoloji-yoğun sektörlerde küresel pazarda paylarını artırmasıdır. Fakat ihracat artışı sadece bu tip sektörlerle sınırlı değil, çelik gibi birçok geleneksel sektörde de Çin’in ihracatında bir sıçrama yaşanıyor. Bu sıçramanın arkasında artan fiyat rekabetçiliği yatıyor. Bu konu ise ayrı bir yazıyı gerektirecek kadar kapsamlı bir mesele. Zira Çin hükümetinin sanayiye tahsis ettiği kredilerdeki artış, sağladığı teşvikler ve nihayetinde ortaya çıkan fazla kapasite, firmaların düşen kâr marjları karşısında hacim yoluyla kazanç aramak gibi stratejilerini içeren karmaşık bir konu.
3. Artan açık karşısında Türkiye’de hükümet ve sanayiciler nasıl bir tutum sergiliyor?
Büyüyen dış ticaret açığı ve artan Çin ihracatı, Türkiye’de hükümet ve sanayiciler nezdinde hoşnutsuzluğu artırmış durumda. Konunun ikili ilişkilerde giderek daha tartışmalı ve gerilimli bir alan hâline geldiğini görüyoruz. “Haksız” rekabet konusunda endişeli yerli sanayi grupları, son yıllarda Çinli rakiplere karşı korumacı tedbirler talep ediyor. Son yıllarda hükümet bu taleplere kayıtsız kalmadı, Çin menşeli ithalata karşı ek gümrük vergileri koymuş ve anti-damping soruşturmalarını yoğunlaştırdı. Resmî gazetede yayımlanan “İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesine İlişkin” tebliğler incelendiğinde, basında sıkça gündeme gelen otomotiv ve güneş panellerinin dışında tekstil ürünleri, inşaat malzemeleri, otomotiv parçaları, pusetler, klimalar gibi bir dizi ürün grubunda da anti-damping tedbirleri alındığı görülmektedir.
4. İkili ticaret istatistiklerinde görünmeyen bir detay olarak Apple gibi küresel lider firmaların Çin’den Türkiye’ye yaptığı ihracatı nasıl değerlendirmeliyiz?
Türkiye’nin Çin’den yaptığı ithalat, özellikle elektronik ürünler ve makine gibi yüksek hacimli kalemlerde, önde gelen çokuluslu şirketlerden kaynaklanan hatırı sayılır bir “dolaylı” ithalat içerir. Örneğin, ABD menşeili Apple, Hewlett-Packard ve Dell gibi firmalar üretim-montaj operasyonlarını büyük oranda Çin’e kaydırmıştır. Bu firmaların ürünlerindeki dizayn ve teknoloji gibi yüksek katma değerli unsurlar ve teknoloji-yoğun parçalar, ABD ve Japonya, Güney Kore, Tayvan gibi diğer bazı “birinci sınıf” teknoloji merkezlerinden temin edilmektedir. Öyle ki istatistiklerde Çin’in ihracatı olarak görülen bir İPhone’un katma değerinde Çin payının %10’larda olduğu hesaplanıyor. İktisatçı Yuqing Xing’in hesaplamasına göre Çin’in Türkiye’ye ihracatındaki yabancı katma değer yaklaşık %30 olarak tahmin ediliyor.
Buradan yola çıkıldığında iki şey ileri sürülebilir. Birincisi, bahsi geçen %30’luk payı düştüğümüzde bile Çin ile olan açık hala ciddi bir miktardadır; yani bu, sorunun sadece bir kısmını açıklar. İkincisi, Türkiye’nin yüksek teknolojili ürünlerdeki açık sorununun esasen “Çin kaynaklı” olmaktan ziyade, Türkiye’nin küresel sanayi hiyerarşisindeki yarı-çevre konumuna işaret etmektedir.
Sonuç olarak, Türkiye’nin Çin ile ticaretinde karşı karşıya kaldığı büyük açık, önemli oranda iki ülkenin uluslararası işbölümündeki konumuyla ilgili yapısal bir niteliğe sahip. Son yıllarda Çin’in ihracatını ve dolayısıyla açığı büyüten faktörler esasen Çin ekonomisindeki dönüşümden kaynaklanıyor. Hem sanayi sektörlerindeki teknolojik ilerleme, hem de Çin hükümetinin ekonomik büyüme adına sanayi üretim kapasitesini “hormonlu” bir şekilde büyütmesi, Çin’in sanayi ihracatında sıçramaya sebep oldu. Türkiye dâhil birçok ülkede sanayisizleşme tartışmasını gündeme getiren bu meseleyi daha fazla konuşmak durumunda kalacağımız neredeyse kesin.


