Üç kadın, üç kitap

Esme ARAS
Sevin Sezgin’in KeKeMe Yayınları tarafından okurla buluşturulan “Umuda Tutunmak” adlı üçüncü kitabı akıcı, sade ve anlaşılır bir dille kaleme alınan on iki öyküden oluşuyor. Sezgin, kitabında basit ve beklentisiz yaşamların peşine düşerek, kenarda köşede kalmış kişileri, çoğunca kadınları görünür kılmayı amaçlamış. Yaşam tüm çelişkileri ve devingenliğiyle sürerken; yalnızlık, sevgisizlik, yarım kalan hikâyeler, suskunlukların ağır bedeli, gitmek, dönüp de geride kalanları yerinde bulamamak gibi konulara odaklanmış. Bununla sınırlı kalmayıp kişinin kendisi ve yaşamı arasında giderek açılan mesafelere, Troyalı bir savaşçı gibi inanılan değerler uğruna, devrim ateşi ve özgürlükler diye yanıp tutuşmalara, sınıfsal ayrımcılığın acımasızlığı ile yüzleşmek zorunda bırakılan aşklara da değinmiş. Zaman geçtikçe değişen ve artık eski vasfını yitiren kentler ekseninde yazdığı öykülerini ise okuyanın içini titreten bir sıcaklıkla dokumuş. Hayat ne kadar zor olursa olsun geceler her zaman aydınlıklara eriyor, sabahın berrak mavisi yeryüzüne ve acılı yaşamların üstüne doğuyor onun öykülerinde. Işığı karakterlerinden esirgemeyerek, son kitabına adını veren, asla kaybolmayacak umutların altını çizmek için kalemi eline almış Sevin Sezgin.
∗∗∗
Tuba Dere’nin “Uzaklara Giden Hükümdar” adını verdiği öyküleri müziğin, kadim anlatıların ve şiirin rüzgârına kapılarak geliyor. Sakin Kitap etiketiyle okurların ilgisine sunulan kitap, yapısal olarak tıpkı bir peşrev gibi iki hane ve bir teslim olarak tasarlanmış. Masalsı, destansı, mitolojik öğeler ve karakterlerle bezeli. Yeniden yazım tekniğinin kullanıldığı öyküler, daha ilk cümleleriyle, hayallerin kanatlarına tutunma cesaretini gösterebilen okurları beklediğini hissettiriyor. Varılacak yerden ziyade geçilecek yolun önemi, bunun için de gitmenin, yeni bir başlangıca adım atmanın şifalandıran yanı üzerinde duruyor yazar. Karakterlerini doğada dört nala koştururken, kaçıp saklanmak isteyeceklere modern zamanların lüzumsuz telaşları ve eşyalarından arındırılmış yaşlı bir çınar ağacı gövdesi sunuyor. Esrarlı olaylar, çağıran tılsımlı sesler ve çağrışımlarla el ele verip okurunu doğaya davet ediyor. Ağaçlar, dağlar, çağlayan sular, çakıl taşları, ötüşen kuşların ve börtü böceğin eşlik ettiği ormanlık alanlara açılan o yolda, yedi renkli çiçeğin herkes için farklı bir anlamı var. Yalnız başına, savunmasız kalmak da mümkün o arayışta, kişinin bahtına güzellik ve bilgeliğin düşmesi de. Çekişmeler, kıskançlıklar, bozgunculuk, çetin mücadeleler ve solgun renkler ise dünyayı boyamak isteyenleri yine yıldıramıyor.
∗∗∗
Pek çok edebiyat dergisinde öyküleri ve yazıları yayımlanan, ortak çalışmalara katkı sunan Nalan Yılmaz’ın “Mopesto” adlı ikinci öykü kitabı, KKM Yayınları tarafından raflardaki yerini aldı. On beş öykünün yer aldığı kitap, fantastik bir evrenle açılıyor. Alt metinde isteyenin siyasi tarih olarak da okuyabileceği ilk sıradaki ada öyküsünden sonra okurlarını, hastalıklar ve rüyaların eşlik ettiği başka öykü evrenlerinde gezdiriyor yazar, kitabın sonunda yine bir ada hikâyesi ile uğurluyor. Cinsel yönelimlere, istemediği bir hayata zorlanan kimselerde ortaya çıkan beden ve ruh uyumsuzluğuna, toplumsal cinsiyet kalıpları nedeniyle kavuşamayan sevgililere değdiriyor kalemini. Zaman tutsaklığı, takıntılar, birini değiştirebileceğine olan inancın yanılgıyla sonuçlanması, gündelik yaşamın sorun ve sıkıntılarını oyuna çevirme çabaları gibi konular kendine yer buluyor bu öykülerde. Hayata uyum sağlanamadığında hep aynı döngüye sıkışıp kalmak da var, değişim ve dönüşüm arayışları da. Gerçekte ise insanlık ne yaparsa yapsın yolun yine karanlık dehlizlere, savaşa ve isimsiz ölen halklara çıkması hiç tesadüf değil. Yazar bu temalar etrafında ördüğü metinlerinin arka planında, zamanımız tükenmeden olumlu bir etki yaratacak eylemler için çaba göstermenin önemine değiniyor.


