Google Play Store
App Store

Ukrayna gündemimize önce futbolda Türkiye'ye tattırdığı ağır mağlubiyetle girdi. Sonra da tartışmalı başkanlık se

Ukrayna gündemimize önce futbolda Türkiye'ye tattırdığı ağır mağlubiyetle girdi. Sonra da tartışmalı başkanlık seçimleriyle. Futbolda amatör bir musabakayı veya adını bile daha önce duymadığımız iki yabancı takımın maçını bir izlemeye başlayalım elde olmadan taraflardan birini tutmaya başlarız. Hayatın tüm alanlarında ister istemez bir taraf olma durumu ortaya çıkar. Ukrayna başkanlık seçimlerinde en azından benim için, bu taraftarlık durumu bir türlü gerçekleşmedi.

Yuşenkocu olmaz zaten mümkün değil. Seçim sonuçlarına itirazında bir haklılık bulunup bulunmadığını bilemiyoruz ama, tam bir yıl önceki Gürcistan'daki Saakaşvili darbesinde olduğu gibi arkasında Amerikan patentli aynı yaygaracı topluluk, George Soros filan bulunuyor. Yuşenko Ukrayna'nın NATO'ya girmesini, ABD'nin dümen suyundan çıkmamasını, AB'ye de Amerikancı ülkeleri simgeleyen "yeni Avrupa" kontenjanından üyelik başvurusunda bulunmasını savunuyor. Öyle tabandan gelen biri de değil, 2000'li yıllarda başbakanlık yapmış. Üstelik daha önceki Merkez Bankası başkanlığı döneminde neo-liberal istikrar politikalarını tavizsiz uygulamakla övünüyor.

Yanukoviç'e gelince, bilindiği gibi başbakan iken başbakanlığa adaylığını koydu. Şimdiki başkan Kuçma'nın da desteğiyle, seçilmek için iktidarın tüm olanaklarını kullandı. Donetsk klanı denilen, ülkenin tüm önemli üretim tesislerini cebren ve hile ile ele geçirmiş oligarklar onun arkasında. Örneğin, Kuçma'nın damadı Pinçuk diye biri var. Sahibi olduğu en büyük televizyon kanalını seçim sürecinde Yanukoviç'in borazanı haline getirmiş. Ukrayna'nın dev çelik boru tesislerini de eline geçirmiş. Üstüne üstlük bir de milletvekili. Rüzgarın yönü değişmeye başlayınca o da çarketmenin yollarını aramaya başlamış. Bulduğu demokratik çözüm de akıllara ziyan: Yakukoviç ile Yuşenko otursun anlaşsınlar, biri başbakan, öbürü cumhurbaşkanı olsun.

Yanukoviç'in yanında bir de Ahmedov var. Özelleştirmeler sırasında bin bir türlü madrabazlıkla ülkenin önemli çelik ve kömür altyapısının üstüne oturmuş, Donetsk'deki lüks otelinin piyano barında elegan kostümler içerisinde Financial Times muhabiri ile mülakat yürütürken, hemen yakınlardaki şehir meydanında binlerce siyah-ceketli yoksul işçi Yanukoviç lehine tezahürat yapıyormuş.

Yuşenko'nun yanında yer alan, dört uçaklı Timoşenko ise zaten Amerikancılar'ın Jean Darc'ı ilan edildi. O da müthiş servetini doğal gaz alanlarındaki tezgahlara borçlu. Bu konuda Pinçuk'un gene pragmatik bir önerisi var: Hepimiz haydut baronlar değil miyiz? (ABD'de "robber baron" denilen tekelleşme dönemine atfen) Gelin şimdi işbirliğinden kaçınmayalım (tercümesi: servetlerimizi tehlikeye atmayalım).

Bilmem dikkatinizi çekti mi? Yanukoviç-Yuşenko çekişmesinde mensup oldukları parti, hareket, örgütten filan söz edilmiyor. Meydanları dolduran bir kuru kalabalık, ama arkalarında politik bir örgütlenme, yerleşik bir sivil toplum varlığı, sendikal mücadele, özgür bir medya yok. Dolayısıyla demokrasiden söz etmek mümkün değil. O zaman ister istemez jeo-politiğin, jeo-stratejinin soğuk, mekanik, değerlerden yoksun diliyle konuşmaktan başka çare kalmıyor.

 Ukrayna, Gürcistan gibi çok kritik bir enerji geçiş yolunda bulunuyor. Örneğin, Avrupa'nın doğal gaz ihtiyacının dörtte biri tek başına Rus Gazprom firması sağlıyor. Bunun %80'i Ukrayna'dan geçiyor. Rusya'nın Sivastapol'da deniz üssü ve iki ülkenin ciddi askeri ortaklıkları var.

Peter Gowan'a göre, Amerikan yanlısı bir Ukrayna Rusya ile Almanya (Avrupa diye de okunabilir) arasına Baltık denizinden Karadeniz'e kalın bir Polonya-Ukrayna koridoru sokmuş olacak. Bu hem Almanya ve Rusya yakınlaşması önünde bir engel teşkil edecek, hem de Rusya'nın eski egemenlik alanlarında hegemonyasını yeniden tesis etme planlarını suya düşürecek. Böylelikle ABD Akdeniz'de olduğu gibi Karadeniz'de de egemenliğini sağlayacak...

Mantıken, her yerde olduğu gibi Ukrayna'da da ABD'nin dünya hegemonyası planlarını aksatacak başarısızlıklarını temenni etmekten başka seçeneğimiz yok. Ne zamana kadar? Boris Kagarlitski'nin, eski Sovyetler Birliği ülkelerinde Avrupacı-Amerikancı fraksiyonlar arasındaki çekişmeden bir sol alternatifin yükseleceği tahmini gerçekleşene kadar. Ukrayna'da halktan çalınmış çelik, gübre, kömür v.b. tesislerin bedelsiz kamulaştırılmasını, halka iadesini savunan cesaretli bir başkan adayı çıkana kadar.