Google Play Store
App Store
Ulaştırma Bakanlığı, Çevre Bakanlığı, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ve Gebze Belediyesi’ne çağrımdır!
Fotoğraf: AA

Doç. Dr. Savaş KARABULUT

Gebze Darıca Metro Hattı’nda bulunan yapıların güvenli kılınması için toplumcu bilim insanları olarak, bilimsel ve mühendislik sorumluluğu almaya hazır olmamız gerektiğini biliyoruz. Öncelikle olarak mevcut tünel projesi boyunca farklı yerleşim alanlarında da benzer göçme sorunlarının yaşanmaması için tüm güzergâh boyunca hassas ve detaylı bilimsel araştırmaların yapılmasını tüm kamu kurumu yöneticelerine hatırlatıyorum. Bunun bir gereklilik değil, zorunluluk olduğunun da altını çiziyorum. Ulaştırma Bakanı’nın “Tünelden kaynaklı değil!” yorumunun bilimsel bir temeli olmayan ve sadece bir öngörüden kaynaklı olduğunu da düşünüyorum. Aksi durumda tüm inceleme, analiz, model ve değerlendirme sonuçlarının bilimsel topluluğa yani bize açılmasının da zorunlu olduğunu düşünüyorum. Bilimin ve mühendisliğin geldiği bu noktada yapılarımızın bu şekliyle yıkılmasının mümkün olmadığını da iyi biliyoruz. Kamusal denetim ile bu tür tasarım projelerinin üretimi ve imalatı konusunda günümüz ilerlemesinde, toplumcu bir bakış ile planlı bir kentleşmenin mümkün olduğunu iyi biliyoruz. İhaleleri bir rant aracına dönüştüren, maksimum geliri elde etmek için güzergâh etütlerini eksiksiz yaptırmayanları, bu nedenle de imalat sırasında karşılaşılan sorunları yamalarla geçiştirenleri, olası tasarım değişikliği gerekliliklerini ise bir şekilde çözme girişimleriyle, bilim ve mühendisliği ayaklar altına alınmasını asla kabul etmiyorum. Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısının “zeminden kaynaklı sorun!” olduğu yönündeki açıklamasının görece doğru olduğu ancak “Zemindeki hareketi tetikleyen unsurların ne olduğu? Bu hareketin çevreye etkisinin nasıl şekilleceğine yönelik” somut bir bilimsel açıklamasının kamuoyuna yansımamasından dolayı da eksik olarak tanımlıyorum. Bu konuda toplumcu bir bilim emekçisi olarak; Gebze Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Geoteknik ABD öğretim üyesi, Jeofizik Mühendisi ve Zeminlerin Davranışları konusunda uzun yıllardır çalışmalar yürüten bir bilim insanı olarak; farklı üniversitelerden bilim emekçileri ve TMMOB’de uzman meslektaşlarımızla bu konuda bir kamusal probleme dönüştüğüne inandığımız bu problemin çözümüne yönelik sorumluluk alacağımızı belirtmek istiyorum.

∗∗∗

Tünelin güzergâh etütleri, belediyelerdeki mikrobölgeme çalışmaları, tünel çevresindeki tüm yapıların güvenilir zemin etüt verileri ve Bakanlıklar, Büyükşehir ve Gebze belediyelerinde mevcut tüm projeler ve verilerin şeffaf bir şekilde öncelikle bizimle paylaşılmasını talep ediyoruz. Çöken bina sonrası yapılan çalışmalardan elde edilen tüm bulguların, kazanın Tünel-Zemin-Yapı etkileşiminden kaynaklı olduğuna işaret ettiği konusu dışında bir bilimsel izahla açıklamak mümkün değildir. Tünel güzergâhı boyunca; gömülü/aktif fay sistemlerinin aktif süreksizlikleri, yeraltındaki sığ ve derin yapılar içindeki yüksek debili yeraltı suyunun varlığı, yeraltı suyunun akış yönüne yapılan müdahaleleri, tünel projesinde yeraltı su problemlerine yönelik önlemlerin yeterliliği ve etkileşimlerini, yeraltında bulunan karstik boşluklar ve kum mercekleri ile tünel üst kotu ile üst yapının temeli arasında kalan alandaki zemin özelliklerinin birlikte değerlendirilerek; zeminlerde oturma, kayma, yeraltı su varlığının birlikte etkileşimi ile üst yapıda oturma, taşıma gücü kaybı, eğilme vb. sorunların yaşanmaması için metronun güvenli bir şekilde seferlerine başlamasını bırakın, imalata devam edilip edilmeyeceğine karar verilmesi için bu çalışmaları da hayati görüyoruz.

∗∗∗

Bu saatten sonra bu proje ve çevresindeki yerleşim alanlarının güvenliği ancak üniversiteler ve meslek odalarının ortak çalışmalarıyla anlaşılması dışında bir çözüm yoktur. Bu ve benzeri bir olayın tekerrür etmemesi için bu saatten sonra tüm kamu kurumlarına büyük sorumluluk düşmektedir. Bunun için tünel güzergâhı boyunca en az 200 metre çaplı alan için öncelikle Jeofizik Yönetemlerle yer altı yapısının 2 ve 3 boyutlu görüntüsünün çıkarılması gerektiğini biliyoruz. Bu çalışmalarla, tünel geometrisi ile birlikte, yer altı boşlukları, çökmeler, yeraltı suyu varlığı, faylar, yeraltındaki çökmeler, birkaç cm’den metrelerce derinliğe kadar sadece birkaç ay içinde tespit edilmesi mümkündür. Ancak ve ancak en hızlı, şehir içinde kolay uygulanabilir ve güvenilir çalışmalar; Jeofizik Mühendisliği Biliminin yapacağı çalışmalardır. Bu çalışmalarla müteakip diğer mühendislik disiplinleriyle detaylı zemin incelemeleri, laboratuvar testleri ve ihtiyaç duyulan alanlarda hızlı bir şekilde zemin iyileştirme tekniklerinin yerinde uygulanması da gerekmektedir. Tüm güzergâh boyuncadaki tünel- zemin- yeraltı suyu ve üst yapı etkileşiminin eş zamanlı olarak izlenmesini de hızlı bir şekilde şiddetle öneriyoruz. Biz, Jeofizik ölçümlerle sadece birkaç ay içinde tüm alanı görüntüleyebiliriz. Beraberinde İnşaat Mühendisleri (Geoteknik İnceleme ve Üst yapı), Maden, Harita ve Jeoloji Mühendislerince incelemeleriyle, GPS, uydu verileriyle, hareketin ve oturmanın eş zamanlı izlenmesi de gerektidiğini düşünüyoruz. Tek talebimizin bu projenin bir an önce hayata geçirilmesi için kamu yetkililerinin bu konuda gerekli kolaylığı sağlaması, çalışma için oluşturacağımız ekibin oluşturulmasında üniversitelere sorumluluk vermeleri, ihtiyaç duyulan hizmet alımlarını gerçekleştirmesi ve konunun tüm paydaşlarıyla bilimsel ve mühendislik temelli olarak çözülmesi için bürokratik zeminin önündeki engelleri kaldırmasıdır. Sadece kamudan çağrı bekliyoruz. Gebze Emekçi halkımızı korkularıyla tek başına bırakacak değiliz! Bu nedenle, bilimin ışığında yeraltına incelemek ve üst yapılarla etkileşimini araştırmak için elimizi “taşın/zeminin” altına koymak için bekliyoruz.