Google Play Store
App Store

Gazeteciler hapiste Sıcak yazın en sıcak günlerine

Gazeteciler hapiste
Sıcak yazın en sıcak günlerine Yüksek Askeri Şûra (YAŞ) Toplantıları damga vurdu. Hükümet ile Ordu arasındaki güç mücadelesi, şimdilik Hükümet lehine bir ara sonuca varmış gibi görünüyor.
Türkiye’de her an her şey değişebildiği için “gibi görünüyor” demek aşırı ihtiyatlı davranış kabul edilmemelidir.
Sivil yönetimin askerlerin her istediğine “evet” dememesi, ülkenin normalleşme yolunda attığı bir adım olarak kabul ediliyor.
Askeri vesayet yavaş yavaş kalkıyor.
Gerçek demokrasiye doğru yöneliyoruz.
Şahane bir gelişme!
Ama dünyadaki demokrasi ölçüleriyle bakıldığında burada bambaşka bir fotoğraf ortaya çıkıyor.
GAZETECİ CEHENNEMİ
Türkiye Gazeteciler Sendikası’nın (TGS) verilerine göre basında sansüre direnişin 102. yılında cezaevlerinde 5’i hükümlü 42’si tutuklu olmak üzere 47 basın emekçisi bulunuyor.
Ayrıca 16 gazeteci gözaltına alıp, haklarında hapis istemli davalar açıldıktan sonra tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmışlardır.
Onlara yeni katılımlar olabilir. Yargılanma tehdidi altında bulunan 100 gazeteci daha var.
Neden?
Çünkü Türkiye’de basın özgürlüğü var?!!
Gazeteci özgürce yazıyor, savcılar da özgürce dava açıyor, hakimler de özgürlüğe olanca saygılarıyla yasaları uyguluyorlar ve gazeteciler hapishaneyi boyluyorlar.
TGS bu konuda diyor ki:
“Türkiye’de devlet-medya ilişkileri alanında gerek 2005 yılında yürürlüğe giren yeni Türk Ceza Kanunu gerekse 2006 yılında Terörle Mücadele Kanunu’nda yapılan değişikliklerden kaynaklanan ciddi sorunlar bulunmaktadır.”
Gazeteciler Sendikası’nın bir örneği her şeyi açıklıyor:
-TCK’da basın ve ifade özgürlüğünü kısıtlayan 27 hüküm bulunmaktadır!
Daha ne olabilir ki?
HAPİSTE GEÇEN YILLAR
Cezaevinde bulunan gazeteciler arasında Mustafa Balbay ile Tuncay Özkan “özel bir muamele” görüyorlar.
Doğrudan siyasi iktidarın hışmına muhatap olmuş durumdalar.
Türkiye’de her ne kadar “bağımsız” yargı varsa da bu özellik her koşul altında ortaya çıkamıyor.
YAŞ krizinin aşılmasında önemli rol oynayan yakalama emri çıkartılan askerlere ilişkin “düzeltme operasyonu” Başbakan Tayyip Erdoğan ile Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ arasındaki görüşmenin akabinde meydana geldi.
Anlayacağımız yargı “bağımsızdır”, ancak bazı durumlar da “daha” bağımsızdır!
Mustafa Balbay ile Tuncay Özkan “bağımsız yargının” inisiyatifiyle içerde tutulmaya devam ediyorlar. Onlar hakkında karar verebilecek ve daha bağımsız bir yargı için ikili görüşmeler yapabilecek üst düzey makamlar bulunmuyor.
Mustafa Balbay’ın Silivri’de 524. günü de geçti. Tuncay Özkan ise daha kıdemli Silivrili durumunda, tam 718 gündür hapiste…
Gazetecilerin tutukluluğu yargı sürecinde delillerin karartılabilmesi bakımından hangi sakıncayı taşıyor? Gazeteci zaten yazdıkları yüzünden kendi başına bela açar!
Balbay’ın yaptığı da bu idi: Yazdı!
O yüzden de içerde.
Çıktığında yine yazacak, siz de yine dava açabilirsiniz!
Ama ya suçsuz ise?
Not defterlerine yazdıkları suç değilse?
İlerde onları kitap yapıp yayınlarsa?
En çok satan kitaplar listesinde en üst sırada yer alırsa?
O zaman hapiste geçen yıllarının hesabını kim verecek?
Türkiye “özgürlüğe” koşuyor! Ancak ne hikmetse bizim cephemizden durum değişmiyor:
-Gazeteciler hapiste!