Unutma, unutturma

Prof. Dr. Uğurhan AKYÜZ*
Bir ay önce Silivri açıklarındaki 6.2 büyüklüğündeki deprem başta İstanbullular olmak üzere hepimizi korkuttu. Beklenen büyük Marmara depremi mi, öncüsü mü yoksa başka bir deprem mi olduğu basında geniş yer aldı. Medya önüne çıkan uzmanlardan bambaşka görüşler ortaya atıldı, insanlar hangisine inanacaklarını ve nasıl davranacaklarını şaşırdılar.
Türkiye dünyanın en aktif deprem faylarının bulunduğu bir coğrafyadadır. Bir ay önceki depremin ne olduğundan bağımsız olarak Türkiye’de depremler oldu, oluyor ve olacak. Bundan kaçış yok. Burada palyatif çözümler de maalesef çok yanlış, faya 500 metre mesafede bina inşa edilmemesi gibi. Şunu aklımızdan hiç çıkarmamalıyız, biz bir deprem ülkesinde yaşıyoruz, her an yurdun herhangi bir yerinde büyük bir deprem meydana gelebilir, biz hazırlıklı olmalıyız. Bu hazırlıklar deprem öncesi, deprem sırası ve deprem sonrası olmalıdır.
Ocak 1995’te Kobe’de 6.9 büyüklüğünde meydana gelen depremde Japonya 6 bine yakın vatandaşını kaybetti. Japonların beklemedikleri bu deprem depremlerle ilgili politikalarını geliştirme ve uygulama konusunda büyük bir ders oldu ve 30 yıldır geliştirdikleri bu politikayı kesintisiz uyguluyorlar. Ağustos ve Kasım 1999’da meydana gelen depremler sonrasında Türkiye’de de deprem politikaları, Japon uzmanların da yardımıyla geliştirildi. Ancak 2005 yılında iktidarın tercihi nedeniyle geliştirilen politikalardan vazgeçildi. Neticede Japonya’da depremlerde binalar yıkılmaz veya çok çok azı yıkılırken, kayıplar çok büyük bir kısmı binalardan değil tsunamilerden dolayı olurken (bu sorunu da halledeceklerine inanıyorum), bizler aynı acıları defalarca yaşıyoruz, böyle giderse yaşamaya da devam edeceğiz.
Deprem sonrasına hazırlık için ilk aşama deprem toplanma alanlarıdır. Bir deprem olduğunda binanızda sizce hasar olsa da olmasa da deprem toplanma alanına gitmelisiniz. Uzmanların binanıza geri dönmenize izin vermelerine kadar da toplanma alanında kalmalısınız. Evinize ve iş yerinize en yakın deprem toplanma alanlarını e-devlet üzerinden öğrenmeli ve olası bir depremde hangisine gideceğinizi belirlemelisiniz. Depremin yıkıcılığına göre ne şekilde gideceğinizle ilgili alternatif güzergahlar ve gidiş şekilleri belirlemenizde fayda vardır.
Ülkemizde parklar, yani açık alanlar deprem toplanma alanları olarak belirlenmiştir. Deprem toplanma alanına giderken yanınızda deprem çantanızın olması istenmektedir. T.C. İçişleri Bakanlığı Afet ve Acil Yardım Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) web sayfasında (https://www.afad.gov.tr/afet-ve-acil-durum-cantasi-nasil-hazirlanmali) duyurulduğuna göre deprem çantasında olması gerekenler şunlardır: “Yüksek kalorili, vitamin ve karbonhidrat içeren, su kaybını önleyen ve dayanıklı (çabuk bozulmayan) gıdalar (Konserve, kuru meyveler, tahin–pekmez, meyve suyu, vb.), Önemli belge fotokopileri (Kimlik kartları (nüfus cüzdanı, ehliyet vb.), Tapu, sigorta, ruhsat belgeleri, Zorunlu Deprem Poliçesi, Diplomalar, Pasaport, banka cüzdanı vb., Diğer (evcil hayvan sağlık karnesi, vb.)), İç çamaşırı, Çorap, Yağmurluk, İklime uygun giysiler, Her bir aile üyesi düşünülerek yeterli içme suyu, Sabun ve Dezenfektanlar, Diş fırçası ve macunu, Islak mendil, tuvalet kâğıdı, hijyenik ped, İlk yardım çantası, Uyku tulumu veya battaniye, Çakı, düdük, küçük makas, Kâğıt, kalem, Pilli radyo, el feneri ve yedek piller (dayanıklı/uzun ömürlü pil seçilmeli).” Bir soru bu çantaya koyacağımız şeyleri kaç gün düşünerek hazırlayacağız? Görüldüğü gibi bu bir çanta değil, dört kişilik bir aile için en azından iki koca bavuldur. Büyük bir deprem sonrası, ilk dakikalar, herkes şaşkın, herkes panik. Bu insanların ellerinde koca koca bavullarla deprem toplanma alanına gitmelerini beklemek abesle iştigaldir. Bu arada bir çok parkta tuvalet yoktur, deprem toplanma alanına giden depremzedeler bu doğal ihtiyaçlarını nasıl karşılayacaktır?
Peki Japonya’da durum nedir? Deprem toplanma alanları için açık alanları değil kapalı alanları belirlemişlerdir. Bu kapalı alanın deprem sırasında hasar almaması gerekir tabiki. İşte bu noktada okul binalarının, tıpkı hastanaler gibi, deprem sonrasında hemen kullanılabilir olacak şekilde tasarım ve inşasını zorunlu kılarak bu binaları deprem toplanma alanı ilan etmişlerdir. Ve açıkca görüleceği gibi bir kararla bir çok fayda sağlamışlardır. Okul binaları hasar görmeyeceği için eğitim sırasında bir deprem olması halinde öğrencilere hiç bir şey olmayacaktır (2003 Bingöl depreminde bir çok okul binası ve yurtbinası yıkılmış, çok sayıdı evladımız hayatını kaybetmiştir). Deprem sonrasında, mevsim ne olursa olsun, depremzedeler kapalı bir ortamda, soğuktan, yağmurdan, kardan, sıcaktan korunabilecekleri bir mekanda kalma imkanına sahip olacaklardır. Okullarda su arıtma ve jeneratör hizmeti ile elektrik ve içecek su sorunu çözülür. Okul tuvaletleri doğal ihtiyaçlar için kullanılabilir. Okullardaki kapalı alanlarda deprem öncesi yeterli miktarda kuru gıda stoklanabilir, battaniye depolanabilir. Lojistik açıdan da deprem sonrasında okullara yardım ulaştırmak daha kolay olacaktır. Bir doğru karar bir çok sorunu çözmüştür.
Dünyayı yeniden keşfetmeye gerek yok. Bizimle benzer tehlikeleri yaşayan ülkeler neler yapmış, biz neler yapabiliriz, akılcı bir yaklaşımla doğru yolu bulabiliriz. Burada en büyük engel, benim idarem sırasında bir kriz olmasın, sonrasında ne olursa olsun yaklaşımıyla hareket eden hükümetlerdir. Deprem hükümetler üstü bir konudur, hepimizin can ve mal güvenliğini ilgilendirir, hangi dinden, hangi ırktan olursanız olun. Deprem konusu hükümetlerin elinden alınmalı, tamamıyla özerk bir kuruluş tarafından (tıpkı Japonya’da olduğu gibi) yürütülmelidir. Unutmayın ve unutturmayın ki ülkemiz bir deprem ülkesidir, geçen ay olan depremin ne olduğu hiç önemli değildir, her an yurdun herhangi bir yerinde yıkıcı bir deprem olabilir.
*ODTÜ İnşaat Mühendisliği Bölümü


