Google Play Store
App Store

Trump hükümeti Amerikan sermayesi için Latin Amerika’da yeni fırsatlar yaratmaya odaklandıklarını açıkça belirtti. ABD, Latin Amerika’nın Çin’le yakınlaşmasına karşı uyuşturucu bahanesiyle bölgede daha da agresifleşiyor.

‘Uyuşturucuyla savaş’ emperyalizmine dönüş
Venezuela’da ordu, ABD’nin tehditlerine karşı Bolivarcı Milis Gücü’ne kaydolan binlerce sivile askeri eğitim veriyor. (Fotoğraf: Depo Photos)

Edward HUNT

Trump yönetimi emperyalizmi perdelemek için ABD’nin Latin Amerika’daki uyuşturucuyla savaşını tırmandırıyor.

Hükümet Karayipler’de askeri varlığını artırıp uyuşturucu kaçakçısı olduğunu iddia ettiği kişileri öldürürken Latin Amerika ülkelerinin piyasalarını Amerikan sermayesine açmak için müdahaleye hazırlanıyor. Hükümetin önceliği Latin Amerika kaynaklarına erişebilmek. En üst düzey yetkililerin işaret ettiği üzere dış politikasının ana odağı bu.

Dışişleri Bakanı Marco Rubio, haziran ayında “Giderek artan şekilde üst üste biriken jeopolitik sorunların üzerine aldığımız kararları ve hangi bölgelere öncelik verdiğimizi belirleyen ham maddelere erişim ve sanayi kapasitemiz” demişti.

BİLİNEN EMPERYALİZM TÜRÜ

ABD’nin emperyal tarihindeki en önemli unsurlardan biri uyuşturucuyla savaş emperyalizmiydi. Richard Nixon hükümetinin 1970’lerde başlattığı ve Ronald Reagan hükümetinin 1980’lerde genişlettiği sözde “uyuşturucuya karşı savaş” adı altında emperyalizm, ABD’nin Latin Amerika’ya müdahalelerinin başta gelen araçlarından biri oldu.

1980’ler boyunca ABD Panama’da uyuşturucuyla savaş emperyalizminin standartlarını belirledi. Manuel Noriega’yı uyuşturucu suçları ile gayri meşru ilan eden Washington’daki yetkililer Panamalı lideri iktidardan düşürmek için askeri müdahalede bulundu.

George H. W. Bush hükümetinin yönetiminde ABD ordusu Panama’yı işgal etti, Noriega’yı ele geçirerek ABD’ye getirdi. Burada mahkeme önüne çıkarıldı ve uyuşturucu suçlarından hüküm verilerek hapse atıldı. Amerikalı yetkililer operasyonu “uyuşturucuyla savaş” diyerek anlattı ancak esas motivasyonları Amerikan çıkarları lehine hareket edebilecek dost bir hükümet getirebilmekti. Amerikalı yetkililer Panama’yı coğrafi konumu ve Amerikan ticaretinde kritik bir öneme sahip olan Panama Kanalı sebebiyle önemsiyordu.

Geçen yıllarda ABD uyuşturucuyla savaş emperyalizminin farklı biçimlerini Latin Amerika’da uygulamaya devam etti. 2000’lerde Bill Clinton hükümeti, Kolombiya hükümetine askeri destek sağlayan Kolombiya Planı’nı yürürlüğe koydu. Amerikalı yetkililer bu programın uyuşturucu ile mücadele olarak anlatsa da hedef Kolombiya ordusunu devrimcilere, özellikle de FARC’a karşı savaşlarında güçlendirebilmekti. 2007 yılında George W. Bush hükümeti benzer bir programı Meksika’da uygulamaya geçirdi. Merida İnisiyatifi ile Bush hükümeti Meksika’daki iktidarın uyuşturucu kartelleriyle mücadelesini yoğunlaştırma konusunda teşvik etti. Amerikalı yetkililer bu programı Meksika ordusuyla yakın ilişkiler kurabilmek ve Amerikan sermayesinin ülkede faaliyet göstermesini zorlaştıran uyuşturucu kaçakçılarıyla mücadele edebilmek için bir fırsat olarak görmüştü.

GÜNEYDE ŞİDDETİ BESLEDİ

Birçok hükümet bu programlara dair ciddi eleştiriler aldı, özellikle de Kolombiya ve Meksika’da uyuşturucu ile bağlantılı şiddet olayları yoğunlaştı. Kolombiya’da bir hakikat komisyonu 1985’ten 2019’a kadar ülkede 450 bin kişinin katledildiğini, bunların %80’inin sivil olduğunu açıkladı. Meksika’da uyuşturucu ile bağlantılı yüz binlerce ölüm gerçekleşti, her yıl bu sayı on binlerle artmaya devam ediyor.

SALDIRGANLIĞA KILIF

Washington’da uyuşturucuyla savaşın uyuşturucuya karşı mücadele olmadığına dair gelişen bilince rağmen Trump hükümeti bunu Latin Amerika’nın tamamında askeri müdahaleler için meşruiyet sağlaması için kullanıyor.

Bu ayın ilk günlerinde ABD ordusu Trump’ın emirlerini uygulamaya başlayarak Karayipler’de 11 kişiyi taşıyan bir sürat teknesine dron saldırısında bulundu. Hükümet yetkilileri teknedekilerin Venezuelalı uyuşturucu kaçakçıları olduğunu iddia etti, ancak eleştirmenler Trump hükümetinin iddialarını sorgulayarak eylemlerinin yasadışı olduğuna işaret etti. Kimileri Trump’ı “cinayetle” suçladı.

Hükümetin gerçekten uyuşturucu odağıyla hareket ettiği iddiasına yönelik soru işaretleri büyüyor. En önemli dayanaklardan biri de Venezuela’nın uyuşturucu ticaretine dahlinin fazlaca abartılıyor olması.

Rubio, Venezuela’nın uyuşturucu ticaretinde önemsiz olduğuna işaret eden, kimilerini doğrudan ABD’nin hazırladığı raporları reddederken “BM’nin ne dediği umurumda değil” de dedi.

Yıllardır Trump hükümetindeki birçok üst düzey yetkili ABD’nin Latin Amerika’da uyuşturucuyla savaş amacıyla değil bölge kaynaklarına daha fazla erişebilme hedefiyle daha saldırgan bir rol oynaması gerektiği konusunda hevesli.

Trump’ın Venezuela’ya dünyanın en büyük petrol rezervlerine sahip olduğu için önem verdiği uzun zamandır bilinen bir gerçek. İddialara göre Trump 2017’de görevdeki ilk yılında, “Savaşa girmemiz gereken ülke burası. Bu kadar petrolleri var ve arka bahçemizdeler” demişti.

KAYNAKLAR ANA HEDEF

Trump hükümetindeki birçok üst düzey isim başkanla aynı görüşte. 2018 yılında dönemin Savunma Bakanı James Mattis Venezuelalı liderlerin “inanılmaz petrol yatakları üzerinde oturduğunu” söylemişti. Rubio’ya hükümetin uyuşturucu savaşı sorulduğunda, Latin Amerika’da ABD iş dünyasının daha etkili faaliyet gösterebilecekleri koşulları yaratmaya odaklandıklarına işaret etmişti.

Latin Amerika ülkelerinin Çin’e giderek daha fazla yakınlaşmasına karşın Trump hükümeti uyuşturucu bahanesiyle bölgede daha agresif bir rol oynuyor.

Trump hükümetinin yaptığı, kısacası Latin Amerika piyasalarını Amerikan sermayesine açabilmek için uyuşturucuya karşı savaşı bahane olarak kullanabilmek. Bildikleri yerden, uyuşturucuyla savaş emperyalizmini yürürlüğe koyarak hareket ediyorlar.

Kaynak: fpif.org

Çeviren: Yusuf Tuna KOÇ