Google Play Store
App Store

Bu yazıyı yazmak için kedimi sevmeyi bıraktım. Yami. Yaman’ın kısaltması. Dört kardeş daha bebekken ilk keşiflerin tamamını Yami yaptı. En cesur, en meraklı buydu. Bir keresinde bahçeye giren tilkiye uçan tekme attı. Yaman adını kendi buldu. Şimdi üç yaşında ve keşfedeceği pek fazla şey kalmadı. Keşif heyecanının yerini rutin mutluluklar aldı. Bu rutinlerden biri de kucağıma gelip kendini uzun uzun sevdirmek. Annemin ruhunun Yami’ye geçtiğini düşünüyorum. Geçenlerde bunun suratını avuçlarımın içine aldım ve “Yami, annemin ruhu sendeyse gözlerini kırp” dedim, kırptı. Şüphem kalmadı, Yami benim annem. Bu yazıyı yazmak için annemi sevmeyi bıraktım.

∗∗∗

Aklımda ikisi konu olmak üzere üç seçenek vardı. Üçüncü seçenek İbrahim’e mesaj atıp, “Bu hafta yazamayacağım gardaş” demek. Ama İbo bunu hoş karşılamıyor. Nasıl olsa gündeme dair yazmadığım için beş veya on yıl önce yayınlanmış bir yazımı tekrar yollasam, ne İbo, ne okurlar anlar. Arşive bakınca ben bile birçok yazımı ilk kez okur gibi okuyorum. Ama İbo buna da kızıyor ve düşük olasılık da olsa ona söylemeden eski bir yazımı yollasam ve bunu keşfetse, aramızdaki güven ilişkisi zarar görür.

Geriyi ilk iki seçenek kalıyor. İki konu. Bu iki konuda da bir doğurganlık var, iyi metinler çıkabilir. Birincisi, yanlış ilişkilerle yıllarını ve özgüvenlerini kaybeden iki kişinin, görücü usulü tanışması ve ilk tanışmalarında yaptıkları sohbet. Bu dönemde görücü usulü olur mu? Şimdiye dek olmadı da ne oldu? Belki en hayırlısı budur.

Görücü usulü tanışan ikili ilk buluşmalarında bir parkta yürüyorlar. “Konuya böyle başlamak tuhaf ama şu an bir arada yürüyor olmamızın ilk nedeni bir cinsel uyum yakalama umudumuz. Bunu gizlemek, yok saymak, ev kapısının önünde “bir kahve içer misin?” diye yukarı davet etmek filan, bana esas bu pozlar sahte geliyor. O nedenle yekten soruyorum: Cinsellik senin için ne ifade ediyor. Cinsellik tutkuna birden ona kadar puan versen kaç olur?”

∗∗∗

“Bu elbette sadece benle değil, partnerimle de ilgili. Teşvike edici bir partnerim varsa, cinsel tutkuma on üzerinden dokuz verebilirim. On veremem, çünkü on artık hastalık seviyesi gibi geliyor ama dokuz iyi. Çok tutkulu bir aşık olabilirim yani.”

“Güzel. Ben de çok tutkuluyum. Böylece birbirimizin kusurlarına odaklanmadan mutlu alışkanlıklar edinebileceğimiz üç ayımız var demektir. Aşkın ömrü üç ay.”

“O üç yıl değil miydi ya?”

“Üç ay olarak güncellendi, seneye bir aya iner.”

“Aşk ve seks aynı şey mi yani? Cinsel tutkumuz azalınca aşkımız da mı azalacak?”

“Heralde yani? Aşkı ne sanıyorsun sen? Ama merak etme, o arada alışkanlıklar yaratırsak sorun kalmaz. Sonra birbirimizi değil, rutinlerimizi severiz, onlara bağlanırız. Böylece ilişkimiz bir yıl daha devam edebilir, ki bu devirde bu süre hiç fena değil.”

“Görücü usulü olmadan kendi kendimize tanışsaydık da, bu kurallara göre yine bir yıl idare edebilirdik.”

“Evet de o iş zor ya. Nasıl bir araya gelebilirdik ki? Tinder filan gece sipariş verilen yarım kilo tatlı gibi. Sırf pişmanlık ve ziyan. Bir de görücü usulü olmayınca birbirimizi tanıdıklarımıza göstermek ve onların onaylarını almak gerekiyor ki her zaman destekleyici olmayabilirler. Oysa şimdi hepsi bizi peşin peşin destekliyor. İyi bir çift olursak her biri bunu bir başarı olarak yazacak hanesine. Ne dersin? Benim evde bir kahve içelim mi?”

Böyle bir yazıydı, aklıma salı günü gelmişti, o zamandan beri düşünüyorum ama bir yere konduramıyorum. “Acaba politik sözler mi etseler, hepten beyaz dizi gibi oldu” filan dedim ama o da yürümedi. Az önce Yami’yi sevip bir yandan da boş ekrana bakarken “Görücü Usulü” başlıklı yazıdan komple vazgeçtim.

∗∗∗

Son seçenek “Yalnızlar Rıhtımı” adlı bir yazı. “Görücü Usulü”nde çifti özellikle tanımlamadım, diyaloglarda neyi kim söylüyor belli değil. Erkek mi konuşuyor kadın mı? Yoksa her ikisi de erkek veya kadın mı? Bu kısımları bilerek flu bıraktım. Ama “Yalnızlar Rıhtımı” direkt bir erkeğin iç sesi olacak. Yazı “Bir ben miyim perişan, gecenin karanlığında?” diye başlayacak ve tamamı farklı şarkıların sözlerinden oluşacak. Bak bu iyi fikir aslında ama tam istediğim gibi olması için çok vakit harcamam gerek. Pazar saat 12:18. Hem böyle bir zamanım yok, hem de öyle bir işe girişsem bunun Yami’yi daha fazla bekletmekten başka ne etkisi olacak?

Demek ki senin için, aşk değil yalan imiş. Oysa düşüncemin çiçeğindesin, yedi iklim dört mevsimdesin. Şarkı söylemen kimin umurunda? Ellerim uzanır, olduğun yere. Darkness, imprisoning me, all that I see. İnancımı bir kenara bırakmak ve sonrasında her cümlene tapmak. Kadehimi boş bırakma.

Güzel oluyor di mi? Bunu bir ara yazmalıyım ama öncesinde Yami’yi de uzun uzun sevmem gerek. Öyle ki, o kendi isteğiyle kucağımdan insin.

Siyaset? Yok kuzum, söz kalmadı orada. Özetle kahrolsun faşizm, tek yol devrim.

Yami ne der buna? Ruhu gerçekten anneminse, hiç şansım yok.