Google Play Store
App Store

İnsan çok tuhaf bir varlık. Tüm evrim tarihini bünyesinde içerdiği için her türlü biçime girebilir, her doğayı, her yüzü edinebilir, çok doğalı bir şey. Ve bu yüzden pek çok amaca hizmet edebilir. Fakat Aristoteles bu fikre karşı çıkacaktır; doğa her varlığı tek bir amaç ve tek bir doğa ile donatmıştır: “Doğa pek çok kullanımı olan Delphoi bıçağını yapan demirci ustası gibi pinti biri değildir; her bir şeyi tek bir amaç için yaratır” (Politika). Aristoteles’in küçümsediği Delphoi bıçağı, İsviçre çakısı gibi, çok amaçlı bir bıçak olmalı. Ne var ki Rönesans’ın tanrısı, Aristoteles ile ters düşme pahasına insanı biçimsiz olarak tanımlayacak ve kendini istediği biçime sokması için onu özgür bırakacaktır. İnsanın kendine has bir yüzü yoktur, hayvanlaşabilir ya da ulvi bir çehreye de bürünebilir. Biçimi, tamamen hangi doğrultuda hareket edeceğine bağlı. Yeryüzünde, yatay doğrultuda hareket ederse hayvanileşmeyi seçecektir. Dikey doğrultuda hareket ederse, yerden yükselip göğe yönelirse ilahi bir yüze bürünebilir. Tanrıya göre insan ancak kutsallaştığı ölçüde insan olmayı hak edebilir. Tanrı kurnaz, insana ölümü gösterip sıtmaya razı etmeyi denemiştir. Yeryüzünde ancak hayvanlar var olabilir. İnsanın insan olabilmesi için yeryüzünü terk etmesi, cennete geri dönmesi gerekir. Tanrı, bahçesinden kovduğu insanı, şimdi tekrar insan yapmak için bahçesine geri çağırmaktadır. Evden kovulan, sıkıntılı zamanlar geçirse de sonunda özgürlüğüne kavuşan hangi evlat baba evine geri dönmek ister ki?

Yurttaşları politika yapmaları için baba evine çağıran politikacılar, tanrıyla aynı kaygıları paylaşan ebeveynleri andırıyor. Çocuklar dışarıda baştan çıkabilir, olmadık biçimlere bürünüp yeni yaşam biçimleri icat edebilirler; en korkutucu olanı, evi tamamen unutmaları. Oysa dışarıda olan her şey evde de var, oyun alanları, kum havuzları. Oyun oynayacaklarsa evde oynasınlar. Üstelik yedikleri önlerinde, yemedikleri arkalarında, bir dedikleri iki edilmiyor. Politika yapacaklarsa evde yapsınlar. Tanrıya ve politikacıya göre insan, ev yapımı bir şeydir; insan denilen hayvan, ancak baba evinde ıslah edilebilir; o yüzden baba evini asla unutmaması gerekir. Baba evini unutanlar, insanlığını da yitirir. Linnaeaus’un insanı sınıflandırırken, Homo’nun sıfatı olarak kullandığı “sapiens”, yani bilge, eski bir felsefi deyimden, “kendini bil!” emrinden gelmektedir. Homo sapiens, insanın insan olmak için kendini insan olarak bilmesi gereken bir hayvan olduğunu ima etmektedir. Kendini bilen insan, baba evini asla aklından çıkarmayan akıllı ve uslu biridir.

∗∗∗

Unutmak da çok insanca bir şey. Oyuna dalan her çocuk kendini ve evini unutabilir. Oyuna dalıp evlerini unutmasınlar diye babalar çocuklarına vahşi çocukların öykülerini anlatacaklardır. 18.yy’da Avrupa’nın kıyılarında keşfedilen vahşi çocuklar, dört ayak üzerinde yürüyen, konuşamayan insan biçimli hayvanlardır; yeryüzünde oyunlara dalmış ve eve dönmeyi unutmuşlardır. Sanıldığının aksine Rönesans’ın tanrısı, insanı kendini biçimlendirmesi için özgür bırakmamıştır. Tanrı, insana insan olduğunu hatırlatmış, evden uzaklaşan çocukların eve dönmedikleri takdirde başlarına nelerin gelebileceğine dair ıslah edici hikayeler anlatmıştır. Yeryüzünde kaldığı sürece hayvanlıktan kurtulması mümkün değil, hayvanlıktan ancak yerden yükseldiği takdirde kurtulabilir. Yükselmek, hiyerarşik bir meseledir. Ve insan, aklını dikey doğrultuda, tikelden evrensele doğru yürüttüğünde insan olabilir.

∗∗∗

Hiyerarşi sözcüğü meleklerin göksel mertebelerini göstermek için ilk kez M.Ö. 6. yüzyılda kullanıldı. Yunanca kutsal anlamına gelen “hieros” ile, yönetim anlamına gelen “arkhe” sözcüklerinin bileşiminden oluşur; kutsal hükümranlık demek. Göksel düzen hiyerarşik bir düzendir; kaskatı bir düzeni, otorite ve bağlılık seviyelerini gösterir. Sırtını kutsala yaslayan despotlar için bundan daha mükemmel bir düzen olamaz. Zira kutsal düzen sorgulanamaz ve kutsal olan, hiç kimseye hesap vermek zorunda değildir. Baba evinin kapısında yazan “Kendini Bil!” emri, “hükümdara boyun eğ!” anlamına gelmektedir. Fakat her insan içinde, Aristoteles’e rağmen, hiyerarşik düzeni alaşağı edecek Delphoi bıçağı taşır. Babanın işi zor. “Kendimden kaçak/Yârim keskin bıçak.”