Google Play Store
App Store

Evde görünmeyen emeği, fabrikada gasp edilen hakkı için ayağa kalkan kadın işçiler; ülkenin dört bir yanındaki direnişlerde aynı sözü söylüyor: Bu düzen değişecekse, değiştirecek olan biziz.

Yaşamın tartışılmaz emekçisi kadınlar
Fotoğraf: BirGün

İlayda SORKU - Bilge Su YILDIRIM

Yurdun dört bir yanında kadın emekçiler, hakları için direniyor, savaşıyor, mücadele ediyor. Kadınlar Digel’de, Temel Conta’da ve Smart Solar’da üretimden gelen güçlerini kullanarak hak ve özgürlüklerini gasp eden, emeklerini biri evde biri işyerinde olmak üzere iki kere sömüren bu düzenin karşısına dikiliyor, direnişin sesini yükseltiyor.

İzmir’in Kemalpaşa ilçesinde faaliyet gösteren Temel Conta’da ise kadın işçiler aylardır patron Tamer Kip’in grev kırıcılığına, düşük ücret dayatmalarına ve sendika düşmanlığına karşı direniyor. Grev, yalnızca ekonomik taleplerin değil, “kadın olduğun için” büyüyen yükün ve ayrımcılığın da açığa çıktığı bir mücadele alanına dönüşmüş durumda. Hem evde hem işte iki kat emek harcayan kadınlar, grev çadırında kurdukları dayanışmayla bu düzeni değiştirme iradesini büyütüyor. 12 Kasım’da görülen davanın yeniden ertelenmesine rağmen Temel Conta işçileri geri adım atmıyor; mahkeme salonlarında da, fabrikanın kapısında da kararlılıkla mücadeleyi sürdürüyor. Bu mücadelenin omuzlarında yükseldiği kadınlar, yaşadıklarını ve direnişin dönüştürücü etkisini şöyle anlattı: “Grev alanımızda kadınların varlığı daha fazla. Sesimizi çıkardık, korkmadan ‘korkmuyoruz’ dedik. Çalışma koşullarında kadın olduğumuz için birçok zorlukla karşılaştık. Erkeklerle aynı işi yapıp daha az para aldık, toplantı yapıldığında kadın olduğumuz için taleplerde bulunmak istediğimizde susturuldu ve tuvalete dahi molalarda gitmemiz konusunda baskılara maruz kaldık.”

Hem ev yükünü hem iş yükünü taşıyan kadınlar olduklarını belirten emekçiler, “Akşamdan yemek yapma, çocuğu okula hazırlama gibi düzenimiz grevde de devam etti. İşe gider gibi greve hazırlandık. Hem işi hem grevi fedakarlıkla yönetiyoruz. Kadın kadının yurdudur. Biz çok güzel bir bağ kurduk, birbirimizi çok güzel idare ediyoruz” ifadelerine yer verdi.

ZAFER BİZİM OLACAK

Çocuğu hasta olduğu için izin aldıklarında dahi “Kadınların izin derdi bitmiyor” cevabıyla karşı karşıya kaldıklarını belirten direnişçiler, “Kadınlar güçlü. Biz aynı anda birçok işi yapabiliyoruz. Kadınları en iyi kadınlar anlar; dayanın, sabredin, zafer mücadele eden biz emekçilerin olacak. Grev alanlarında çadırlarda yalnız değilsiniz. Temel Conta işçileri olarak bütün grevleri takip ediyoruz ve hep şunu söylüyoruz tabela isimleri değişse de sorunlar aynı. O yüzden direne direne kazanacağız” dedi.

GÜÇLÜ, İNATÇI, ÖRGÜTLÜ

Yine İzmir’de faaliyet gösteren Digel Tekstil’de 300 günü aşkın süredir süren direniş de farklı değil. İşçilerin sendikalaştıkları için işten çıkarıldığı fabrikada kadınlar, hem üretimin hem de direnişin yükünü omuzlayarak sözünü esirgemeyen bir mücadele hattı kurdu. Digel Tekstil işçisi kadınlar, BirGün’e şu değerlendirmede bulundu: “Grev alanında kadınların varlığı gerçekten büyük bir fark yarattı. Biz oradayken sadece haklarımız için değil, aynı zamanda görünmez emeğimiz için de mücadele veriyorduk. Kadınlar alana girdiğinde disiplin, düzen, dayanışma ve kararlılık başka bir seviyeye taşındı. Birbirimize omuz verdikçe hem moral hem güç yükseldi. Kadın varsa mücadele daha güçlü, daha inatçı, daha örgütlü.”

Öte yandan, “Kadın olduğum için çoğu zaman iki kat çalışmak zorunda kaldım” diyen işçilerden biri, “Aynı işi yaptığım halde daha düşük değer gördüğüm, daha fazla kontrol edildiğim, en ufak bir hatamda bile ‘Kadın işte’ bakışlarına maruz kaldığım oldu. Tuvalet molasından, giydiğimiz kıyafete kadar her şeyimize yorum yapıldı. Fiziksel olarak zorlayıcı işlerde ‘Sen yapamazsın’ dediler, kolay işlerde ise ‘Zaten basit, ne yoruluyorsun ki’ diye küçümsediler. Kadın işçi olmanın yükü bazen işten ağırdı” ifadelerine yer verdi.

İKİ CEPHELİ SAVAŞ

Kadınlar için grevin sadece işyerindeki bir mücadele olmadığını belirten işçiler, “Aynı zamanda evdeki yükle birlikte iki cepheli bir savaş. Çoğu gün ev işleri, çocuk, aile sorumlulukları derken zaten yorulmuş oluyorduk. Bir de üstüne grev alanında saatlerce direnmek eklenince hem fiziksel hem duygusal olarak ağır bir yük oldu. Ama işte tam da bu çoklu yük yüzünden grev bizim için daha anlamlı hale geldi. Çünkü değişmeyen düzen hep kadınların sırtına biniyordu. Biz ‘Yeter artık’ demek için oradaydık. Grevde kadın dayanışması bambaşka bir şey. Birbirimizin sessizliğini, öfkesini, yorgunluğunu hemen anladık. Çayından yemeğine, moralinden güvenine kadar her şeyi paylaştık. Birimiz düşünce, diğerimiz kaldırdı. Birimiz ağlayınca yanında oturduk, birimiz sinirlenince koruduk. Bazen sadece birlikte susmak bile güç verdi. Orada kurduğumuz bağ, işe döndüğümüzde bile asla kopmayacak bir bağ. Çünkü biz aynı ateşin içinden geçtik” dedi.

YALNIZ DEĞİLSİNİZ

“Kadın başına ne işin var grevde?”, “Evine git, çocuklarına bak”, “Bu iş erkek işi” gibi lafları çok duyduklarını aktaran emekçiler, “Bazen tehdit, bazen küçümseme, bazen de ‘koruma bahanesiyle’ engelleme gördük. İşyerinde ise mobbing, hakaret, görmezden gelinme, ciddiye alınmama… Bunların hepsi yaşandı. Ama en çok zorlayan şey, hak arayınca ‘sorun çıkaran kadın’ muamelesi görmekti. Biz ise tam tersine, iş barışını değil adaletsizliği bozanlarla mücadele ediyorduk” şeklinde konuştu.

Son olarak diğer işyerlerinde direnen tüm kadın işçilere seslenen Digel Tekstil işçileri, şunları söyledi: “Yalnız değilsiniz. Kadın işçiler olarak ne kadar güçlü olduğumuzu fark ettiğimiz an çok şey değişiyor. Sizin sesiniz bizim sesimiz, bizim mücadelemiz sizin mücadeleniz. Yılmayın, vazgeçmeyin, birbirinize tutunun. Bu düzen kadınlara hiçbir şeyi kolay vermedi; biz hep savaşarak aldık. Sabrımızla, cesaretimizle ve dayanışmamızla bugün de aynı şekilde alacağız. Dayanışma, sabır ve cesaret… Bunlar varsa kazanmamak mümkün değil.”

Kocaeli Gebze’de bulunan Smart Solar’da metal işçilerinin çıktığı grev, birinci ayını tamamladı. Birleşik Metal İşçileri Sendikası (Birleşik Metal-İş) üyesi 166’sı kadın 260 işçi, insanca yaşama yetecek bir ücret öngören bir toplu iş sözleşmesinin (TİS) imzalanması talebiyle 21 Ekim’den bu yana üretimden gelen güçlerini kullanıyor.

Bir aydır üretimden gelen güçlerini kullanarak hakları için direnen kadın metal işçileri, grev alanını ise adeta bir panayıra dönüştürüyor. Birleşik Metal İşçileri Sendikası Smart Solar İşyeri Temsilcisi Emine Azak, greve çıkan işçilerde kadınların ağırlıkta olmasının etkisini şöyle ifade ediyor: “Grev alanında kadınların çoğunlukta olması bence büyük fark yarattı çünkü biz erkeklere göre daha dirayetli ve güçlüyüz. Erkek arkadaşlara direnci veren de yine biz kadınlarız. Biz dik ve dirayetli durarak onlara güç oluyoruz, yılgınlığa düştüklerinde sayemizde yeniden direnme gücü buluyorlar. Bana kalırsa kadının elinin değdiği her yer, her şey güzelleşiyor.”

ÖNCE EMEK MÜCADELEM!

Azak, hep birlikte alın teri için mücadele etmenin kadınlar üzerinde dönüştürücü etkisinin olduğunu da belirtiyor: “Bu grev her birimiz için hem çok öğretici hem de dönüştürücü oldu. Hep beraber çok güçlü bir dayanışma inşa ettik. Burada kaş bıyık alan bir arkadaşımız var, hepimiz için grev alanını kuaföre çevirdi, yeri geldi kıyafet takasları yaptık, sigara ısmarladık… Herkes birbirine hediye verme peşinde. Maaşımız yok ama dayanışmamız var. Küsler vardı grevde barıştılar, çekingenler vardı halay başı oldular. Birbirimize bu zor ama güzel direnişte güç verdik, umut olduk. Keşkek yaptık geçen. Tabii hem evi hem de grev alanını çekip çevirmek zor. Eşim geçen gün bana ‘Greve çıktın beni unuttun’ dedi, ona da dedim: Önce benim emek kavgam! Her şey daha sonra…”

KİMSEYİ KAYBEDEMEYİZ

Kadınların ‘Hayır’ deme gücünü kendilerinde bulmasıyla bir şeylerin değişeceğine inandığını söyleyen Azak, sözlerini şöyle noktaladı: “Farklı işyerlerinde bizim gibi direnen, mücadele eden, grevde olan tüm kadın arkadaşları, kız kardeşlerimi gönülden, yürekten kutluyorum. Temel Conta’daki arkadaşlarımı ayrıca tebrik ediyorum. Keşke yakın olsak da gidip kucaklayabilsek onları.

Biz kadınlar bir araya geldikçe, örgütlendikçe, mücadele ettikçe bu düzen değişecek. Başkaldırabildiğimizde, ‘hayır’ demeyi öğrendiğimizde kazanan biz olacağız. Yakın zamanda Dilovası’nda yitirdiğimiz kız kardeşlerimiz, kız çocuklarımız için yüreğimiz yandı. Bunun böyle gitmemesi için elimizden geleni yapacağız, bu düzene tek bir kız kardeşimizi daha kaybetmeyeceğiz.”