Yaşadığımız hayata bir bakalım. Günümüzle ve halimizle bir selfi çekelim. İran’ın lideri, gerici, ilkel fikirlere sahip, radikal dinci mollası geçirdiği bir kaza sonucu hayatını kaybetti. Peki kendi ülkesinde halkının hayatını kaydıran, beğenmediği vatandaşlarını meydanlarda asmak için onay veren, akıl ve mantıktan uzak, korkunç bir gerici kafaya sahip bu insanın hayatının kaybetmesi bizi nasıl etkileyebilir? Başka bir ülkede petrolden aldığı güçle kemikleşen ve değişemeyen korkunç bir idarecinin hayatını kaybetmesi bizim gündelik yaşamımıza nasıl yansır?

Açtım Anayasa’ya baktım. Tabii bizimkiler pek Anayasa sevmiyor ama yine de hâlâ orada yazıyor. Sonuçta yasalar toplumların bir arada insanca yaşayabilmesi için uydukları ortak kurallar bütünü. Bunlara ülkede herkesin uyması gerekiyor normalde. Bizim vizyonsuz elitlerimiz ise tabii ki ayrıcalıklar dünyalarında başka kafalar yaşıyor… Neyse geçelim Anayasa’ya:

II. Cumhuriyetin nitelikleri

Madde 2 – Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde,

insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devletidir.

∗∗∗

Bunu böyle yazmış bulunalım. Anayasa’daki gösteri ve yürüyüş hakkımız da patlak bu aralar ama aklımızda bulunsun. Bu kanunlar hala burada, bunları uygulamamak uzun vadede ve kısa vadede suç. Notumuzu alalım, gericilikle devam edelim.

İran’ın gerici, insanlıktan uzak mollasının hayatını kaybedince bizde birden bire bir günlük yas ilan edildi. Bizimkiler yas ilan etmeyi çok seviyor. Kalpleri temiz olmalı. Dostlarına, sevdiklerine hep üzülüyorlar. Sevmediklerine ise zerre değer vermiyorlar. Sevmedikleri bir şey olsa kılları kıpırdamıyor. Mesela Audiyanetimizin değerli başkanı, görevde olduğu süre boyunca bir kez ülkenin kurucusunu ziyaret etmemiş. Hani vampirler gündüzleri güneş ışığı altında kalamıyor ya, acaba bazı insanlar da bazı yerlerde aynı duyguları mı yaşıyor diye düşünmeden edemiyorum. Bir cumhurbaşkanımız vardı, her milli bayramda enfeksiyon kapardı. Belli ki sağlık durumu bazı şeyleri kaldıramıyordu o zamanlar. Kendisine İBB’nin kiraladığı uçakla şifalar yolluyorum. Şifaların tüm harcamalarını cepten verdim. Kafanız rahat olsun…

Ne diyordum, hah evet bizimkiler sevdikleri insanlara karşı çok hassaslar. Çok duygusallar. Duygusal olmak iyidir, insanı insan yapan şeylerden biri de duygulardır. Mesela hayvanlar aleminde açgözlü hayvan bulamazsınız. Doyduktan sonra çatlayana kadar yiyen birkaç hayvan olsa bile uzun vadede doğal seçilimle bu davranışları sergileyen canlıların zürriyeti kurur. Oysa insan öyle mi? İnsan için açgözlülük ve güç birbirini besleyen, birbirinin kuyruğunu yiyen iki yılan gibidir. Bizimkiler çok duygusal işte. Geçenlerde Suud kral öldü mesela onda da üç gün yas patlattık. Sevdiğine çok sevecen, sevmediğine mesafeli bizimkiler işte.

∗∗∗

Mesela Soma’da 301 işçi toprak altında kaldı, “İyi öldüler”, “Güzel öldüler” denildi, “Uykusuzum” diyen bakan gördük, işçilerimizi toprağın altına gömdük ama bir yas göremedik. Sevdiğine kadar var bizimkilerin yası da sevgisi de. Adaletin bu mu ilahi?

Ülkenin yaşadığı en korkunç olay oldu, 11 il yıkıldı, daha kaç kişinin öldüğünü bile bilemiyoruz, depremden sonra gözüne fener tutulmuş geyik gibi hareketsiz kaldı önce bizimkiler. Ölenler öldü, canlar kayboldu, onbinlerce hayat soldu gitti. Ne bir özür, ne bir af, ne bir yas. Bizimkilerin yası da sevdiklerine işte.

Denetimsizlikten ve rant hırsından toprak bile değil, dağın altında kaldı canlarımız. Ama ne bir yas gördük, ne bir ses işittik.

Ülkenin başkentinde canlı bombalar patladı, yerde yatan yaralıların yardımına ambülanstan önce biber gazı geldi. Çünkü bizimkilerin yası da sevgisi de kendilerine kadar. Adalet mi? İlahi çocuk.

Bugün komedyen arkadaşım Serkan Altuniğne’nin gösterisi ülkemizde milli yas ilan edildiğinden iptal edildi. Korkunç bir gerici idarecinin ölümünün, onun gibi olmak bile istemeyenlerin yaşadığı bir ülkede hayatı nasıl etkilediğine şaşırıyoruz. Yaşımız 100’ü geçti, hala akıllanmadık.

Hah, son olarak Ekrem İmamoğlu, Ertuğrul Özkök gibi bir komedyen yerine yurt dışında beni gezdirsin. En azından daha az masraf olur. Ağustos’a kadar da Şengenim var.