Yeşiller’den Özdemir’in zaferi neyin habercisi?
Alman Yeşilleri’nin önde gelen isimlerinden Cem Özdemir, ülkenin en önemli eyaletlerinden Baden Württemberg’deki seçim başarısıyla gündemi alt üst etti. Federal Almanya Cumhuriyeti’nin son 30 yılına birçok ilkleri başararak damgasını vuran Özdemir, partisinin hem Almanya genelinde, hem de bu eyaletteki büyük kan kaybına rağmen sıradışı popülaritesi sayesinde kısa bir süre öncesine kadar seçimin favorisi olarak görülen Hıristiyan demokratları yenilgiye uğrattı. Seçim kampanyasını “partiler üstü, deneyimli bir devlet adamı” imajıyla sürdüren Özdemir sayesinde Yeşiller son bu kez çok küçük bir farkla da (binde 5) olsa son 15 yılda olduğu gibi bu eyaletin birinci partisi oldu. Bu sonucun alınmasında Hıristiyan demokrat (CDU) rakibinin tecrübesizliği ve halk arasında pek tanınmamasının yanı sıra, özellikle seçimden kısa bir süre önce sosyal medyada yayınlanan cinsel içerikli skandal sözlerinin neden olduğu tepkilerin de etkisi var elbette. Sonuçta kampanya sırasında pek öne çıkarmasa da Yeşiller’in “başbakan adayı” olarak seçime giren Özdemir’in Almanya’da Türkiye kökenli ilk eyalet başbakanı olmasının yolu açıldı.
Almanya’da bu yıl çok sayıda eyalet meclisi ve yerel yönetim seçimi yapılacağı için “süper seçim yılı” olarak kabul ediliyor. Bu seçimlerde tabii ki her eyaletin ya da yerel yönetimin kendine özgü sorunları da öne çıkıyor. Ancak bunlar aynı zamanda geçtiğimiz yıl şubat ayındaki erken seçimden sonra kurulan Hıristiyan demokrat Merz liderliğindeki federal hükümetin politikalarıyla ilgili de test niteliği taşıyor.
Örneğin hafta sonunda Almanya’nın en zengin ve büyük eyaletlerinden Bavyera’daki yerel yönetim ve Baden Württemberg’deki eyalet seçimleri bu açıdan oldukça önemliydi. Her iki eyalette de koalisyon ortakları Hıristiyan ve sosyal demokratlar başarısız oldular. Buna karşılık aşırı sağcı parti AfD büyük oy patlaması yaptı.
Baden Württemberg’deki durum Özdemir faktörü (ve 15 yıldır bu eyaletin başbakanlığını yapan Almanya’nın ilk Yeşil Eyalet Başbakanı Kretschmann’ın popülaritesi) nedeniyle daha önemliydi.
15 yıl önceki Fukişima nükleer santral felaketinin etkisiyle, bundan birkaç gün sonra yapılan seçimleri kazanan Kretschmann, önce sosyal demokratlarla, daha sonra da Hıristiyan demokratlarla koalisyon hükümetleri kurarak bu eyaleti Yeşiller partisinin merkez çizgisinden uzak, pragmatik bir tarzda yönetmişti. Bu dönemde Kretschmann (78) liderliğinde üç seçimi kazanan Yeşiller, ancak son federal hükümetteki başarısızlıkları nedeniyle burada da ciddi güç kaybına uğramışlardı.
İleri yaşı nedeniyle siyaseti bırakacağını çok önceden açıklayan Kretschmann’ın, bu en eyaletin sevilen politikacıları arasında yer alan Cem Özdemir’i halefi olarak gördüğü biliniyordu. Nitekim Scholz hükümetinde üç yıl Federal Gıda ve Tarım olarak görev alan, bu hükümetin son aylarında da bunun yanı sıra Federal Eğitim ve Araştırma Bakanlığı’nı da yürüten Özdemir, hükümetin yıkılmasının ardından federal siyaseti bırakarak, memleketi Baden Württemberg’deki seçim için kolları sıvadı.
Parti örgütünün Kretschmann’ın tavsiyesine uyarak Özdemir’i “başbakan adayı” olarak seçeceği kesindi. Öyle de oldu.
Ancak bu arada güç dengeleri değişmiş, Hıristiyan demokratlar 15 yıl sonra bu eyalette toparlanmaya başlamışlardı. Özdemir, seçim kampanyasına başladığında kamuoyu yoklamalarına göre Hıristiyan demokratlar yüzde 14 oranında Yeşillerin önündeydi. Özdemir partinin genel çizgisine, özellikle de gençlik kollarına mesafe koyarak yürüttüğü kampanya boyunca aradaki farkı adım adım küçülttü ve sonunda yarışı önde bitirdi.
Bu arada Yeşiller’den bir kadın milletvekilinin Hıristiyan demokratların adayının yıllar önce bir röportaj sırasında ağzından kaçırdığı, 16 yaşındaki genç bir kızla ilgili cinsiyetçi sözlerini sosyal medyada yayınlaması, Özdemir’in aradaki farkı biraz daha kapatmasında etkili oldu. Kimi analistler, bu durumun son anketlerde yüzde 5’in çok üzerinde oy alacağı öngörülen Sol Parti’nin seçimde barajın altında kalmasına neden olduğuna, bu partiye gönül veren çok sayıda genç seçmenin bu skandal nedeniyle oyunu Yeşiller’e (daha doğrusu Özdemir’e) verdiğine işaret ediyorlar.
Bu seçimde Yeşiller önde, ancak CDU ile arasındaki oy oranı çok küçük. Eyalet Meclisi’ne seçilen milletvekili sayısı da eşit. Ancak az farkla da olsa Yeşiller önde olduğu için Özdemir’in başbakanlığı üstlenip, hükümeti kurması gerekiyor. Ana akım medya CDU’dan gelen “İsrail modeli” önerilerini (başbakanlığın beş yıllık yasama döneminde dönüşmeli olarak iki partinin adayı tarafından yapılması) tartıştırmaya çalışıyorlar. Ancak siyasi geleneklere uygun olmayan bu önerinin ciddiye alınacak bir yanı olmadığının onlar da farkındalar.
Bu seçimin asıl kaybedeni de tarihi bir hezimete uğrayarak oy oranı yüzde 5,5’e kadar gerileyen sosyal demokratlarla (SPD), barajın altında kalan liberaller (FDP).
Seçim aritmetiği CDU ile oylarını ikiye katlayan AfD arasında bir koalisyon hükümetine de izin veriyor. Ancak CDU’nun hem merkez yönetiminin, hem de bu eyaletteki yöneticilerinin böyle bir maceraya girmeyecekleri görülüyor.
CDU’lular, bir süre daha Yeşillerin “belden aşağı vurarak” seçimi kazandığı mazeretiyle zaman geçirdikten sonra Özdemir’in kuracağı hükümette yer alacakları kesin.
Göçmen işçi kökenli bir ailenin çocuğu olarak Özdemir’in bu başarısı, tabii ki göçmen karşıtlığının çok yükseldiği bu dönemde çok önemli. Nitekim önceki gün açıklanan “ayrımcılık” raporu da buna işaret ediyor. Böyle bir dönemde Özdemir, göçmenlerin bu ülkedeki siyasi süreçlere aktif olarak katılması konusundaki en parlak örnek olarak tarih yazıyor…
Ancak siyasi ve ekonomik olarak Yeşiller partisinin şu anki merkez yönetiminin bile daha sağında. Hıristiyan demokratlarla birlikte kuracağı hükümetin politikaları da öyle olacaktır tabii ki.
Merz liderliğindeki federal hükümet ilk sınavı kaybetti. Çeşitli eyaletlerdeki seçimler önümüzdeki haftalarda ve aylarda devam edecek. Ancak bu arada savaşların neden olduğu ekonomik kriz ağır bir biçimde etkisini gösteriyor. Son olarak Alman otomobil devi Volkswagen’ın tensikata gidip, 50 bin işçisini sokağa atacağı öğrenildi. Hükümet partilerini Trump’ın savaşlarını desteklemeye ya da sessiz kalmaya devam ettikçe bu seçimlerde de yeni hezimetler bekliyor.


