Google Play Store
App Store

Geçtiğimiz hafta Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, İmam Hatip Okulları Başarılı Örnekleri Sergisi ve Ödül Töreni Programı’na katıldı. Bu törende yaptığı konuşma önümüzdeki günlerde yeni bir tartışmanın önünü açacak.

Konuşmasındaki bölümler şöyleydi:

“Hem İslami anlamda dini eğitimlere hem de beraberinde pozitif bilimlerde eğitim veren bir model yok. Bu bizim bir marka değerimiz. Ben şimdi diyorum ki bunu uluslararası bir marka haline dönüştürelim. Yani dünyanın her tarafında bu modelle okullar açabileceğimiz hale getirelim diyorum.”

“Bizim şu anda üzerinde çalıştığımız şey din öğretim genel müdürümüzle beraber imam hatip liselerinde meslek derslerini veren diğer okullara da din kültürü ve ahlak derslerini veren arkadaşlar daha şüphesiz alanlarda uzmanlaşmasını sağlayan kadro veya tamamlarını YÖK’le beraber koordineli bir biçimde revize edelim.”

“Şimdi burada din eğitiminin daha nitelikli olması daha efektif olması açısından ben diyorum ki yaş gruplarına göre farklılaşan yani ilkokul ve ortaokullarda dil kültürü ahlak bilgisi dersini veren, pedagojik anlamda bunun eğitimini alan farklı öğretmen atama grubu daha olsun. Dolayısıyla bu alanı da bu şekilde düzenlemiş olalım derim. Bunun üzerinde çalışıyoruz"

∗∗∗

Son 23 yılda okullaşma politikası imam hatip ortaokulu ve lise sayı ve kontenjanlarının artışı yönünde oldu. Adrese dayalı yerleştirme ve sınav sistemi değişiklikleri gibi yöntemlerle imam hatipler çocuklar için zorunlu okul türü haline getirildi. Bununla da sınırlı kalmadı. Tüm okul türlerini imam hatipleştiren okul türleri hayata geçirildi. Anadolu fen imam hatip, sosyal bilimler imam hatip, yabancı diller imam hatip, güzel sanatlar imam hatip, uluslararası imam hatip isimlerle imam hatip okullarının sayısı hızla artırıldı. 1739 Milli Eğitim Kanunu’nda imam hatip okulları din görevlisi yetiştiren kurumlar olarak düzenlenmesine rağmen kanun da yok hükmündeydi. Seçmeli adı altında din dersleri yönetmelikler eliyle zorunlu hale getirilerek, müfredatın bilimsel içeriği tırpanlanarak bilimsel eğitim büyük oranda tasfiye edildi.

Şimdi bu “modelin” yaygınlaştırılması ve bu kurumlarda meslek dersleri ve tüm eğitim kurumlarında din dersi verenler için farklı öğretmen ataması gündeme getiriliyor.

Son aylarda yükseköğretim alanına yönelik düzenlenen çalıştaylar güncel başlık. Siyasi iktidarın atmayı planladığı adımlar önce kalkınma planlarında karşımıza çıkıyor. 12. Kalkınma Planı’ndaki temel vurgulardan bir “yerli ve milli okul, yerli ve milli üniversite” idi. Sonrasında siyasi iktidarın politikalarının destekçisi, sözcüsü yapılar çalıştaylar düzenliyor, raporlar yayımlıyor. Şimdilik ertelenen zorunlu eğitimin kısaltılması gündemi de üniversite süresinin kısaltılması gündemi de bu adımlardan bağımsız değil. Temel amaç rejime uygun eğitim inşası.

∗∗∗

Bu çalıştayları düzenleyen yapıların başında gelen Maarif Platformu ve Eğitim Bir Sen’in düzenlediği Yükseköğretim Çalıştayı da önümüzdeki günlerde nelerle karşılaşacağımızın ipuçlarını veriyor. Oturumda sunulan bildirilerin başlıkları eşit, kamusal, bilimsel, karma eğitim tahribatına yönelik planlananların bir özeti aynı zamanda.

Bildiri başlıkları; “Türkiye’de Üniversite Reformları ve Günümüze Yansımaları”, “Türkiye’de Yüksekeğitim Reformu ve Yasa Önerisi”, “Yükseköğretim Sisteminde Köklü Bir Dönüşümle Geleceği Şekillendirecek Yeni Nesil Üniversitelere Yönelik Bir İnceleme”, “Fen Edebiyat Fakültelerinin Yeniden Yükselişine Doğru Öncü Bir Adım: “YTÜ-FEF Temel Bilimler Eğitimi Modeli”, “Kadın Üniversitelerinin Yükseköğretime Olası Katkıları”, “Türkiye’de Üniversiteleşmenin Sosyal ve Ekonomik Sorunlar Üzerindeki Etkisi: Ampirik Bir Yaklaşım.”

Bilimsel eğitimi hedef alan her adımda karşımıza çıkan eğitimin sermayenin ihtiyaçları doğrultusunda yapılandırılması. Okullaşma politikası imam hatiplerle birlikte çocuk işçiliğin merkezleri haline getirilen meslek okullarının da artışı yönünde gerçekleşti. Mesleki eğitim merkezlerinin (MESEM) sayısının artırılmasına ek olarak meslek ortaokulu ve meslek liselerinin MESEM’leştirilmesi, 4 yeni okul modeli ile çocukların kitleler halinde çocuk işçi haline getirilmesine uygun “yeni okul modeli” ile birlikte 2025 Eylem Planı’na göre üniversiteler, meslek yüksekokulu programları da oda ve borsalar ile ilişkilendirilecek. Yeni nesil üniversite modeli dedikleri üniversite sürelerinin de kısaltılması ve üniversite döneminde de gençlerin ucuz hatta bedava iş gücü haline getirilmesi.

Yükseköğretim Kurulu Başkanı; öğrenciye bir şey kazandırmayan dersleri sadeleştireceklerini, stajların en az bir bazı programlarda ise iki sömestre çıkmasını planladıklarını, üniversitede değil iş yerinde mesleki eğitime geçecekleri cümlelerini kurabiliyor.

Yeni nesil okul, yeni nesil üniversite, farklı öğretmen atama grubu denilen özetle sermayenin ve başkanlık rejiminin ihtiyaçlarını esas alan yeni rejime uygun eğitim inşası.